Burkina Faso, altın sektöründe yeni bir dönemin kapısını açtı. Başkent Ouagadougou’da 28 Eylül’de açılan RAFFINOR-BF rafinerisi ile ülke, çıkardığı altının daha büyük bölümünü kendi sınırları içinde işlemeyi hedefliyor. 11 milyar CFA (Batı Afrika Finans Topluluğu) frangını aşan, yaklaşık 19 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesisin ilk aşamadaki yıllık kapasitesinin 150 ila 164 ton arasında olması planlanıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Göktuğ Çalışkan, Burkina Faso’nun hamlesini ve Türkiye açısından ortaya çıkabilecek fırsatları Manşet Haber için değerlendirdi.
ALTINDA DEĞER ZİNCİRİNİN KONTROLÜ AFRİKA’YA KAYIYOR
Afrika’da altın üreticisi ülkeler, çıkardıkları altını kendi sınırları içinde işlemek için rafineri yatırımlarını hızlandırıyor. Burkina Faso’nun yeni rafinerisi de altın ticaretinde yeni iş birliklerinin önünü açabilecek adımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Çalışkan, Burkina Faso’nun altını ülke içinde işleme hamlesinin ekonomik önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Daha önce rafinaj, ölçüm ve sertifikasyon için büyük ölçüde yurt dışına gönderilen altının artık ülke içinde işlenmesi, Burkina Faso’nun değer zincirinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacak. Benzer bir dönüşümü Gine, Gana ve Mali gibi diğer altın üreticisi ülkelerde de görüyoruz. Buradaki kazanım yalnızca rafinaj geliri değil; altın ticaretinin kayıt altına alınması, kaçak akışların azaltılması ve üretici ülkelerin uluslararası pazarlardaki pazarlık gücünün artması.”
BURKİNA ALTINININ ROTASI DEĞİŞİYOR
Burkina Faso’nun yaklaşık 94 ton seviyesindeki 2025 altın üretiminin mevcut fiyatlarla yaklaşık 12,5 milyar dolarlık büyüklüğe karşılık geldiğine işaret eden Çalışkan, ülkenin ihracatında altının belirleyici konumda olduğunu vurguladı.
Çalışkan, Burkina Faso’nun altın ihracatında İsviçre’nin payının 2023’te yüzde 67,6 seviyesindeyken 2025’in son çeyreğinde yüzde 39,2’ye gerilediğini söyledi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin payı ise aynı dönemde yüzde 8,5’ten yüzde 54,6’ya yükseldiğini dile getiren Çalışkan, bu tablonun küresel altın ticaretinde tek başına büyük bir kırılma anlamına gelmediğini kaydetti. Çalışkan, Afrika altınının işlendiği ve ticaretinin yapıldığı merkezlerin değişebileceğine yönelik güçlü bir sinyal verdiğini ifade etti.
TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Burkina Faso altınını ülke içinde işlemeye hazırlanırken, Türkiye’nin bu yeni dönemin önemli ticaret ortaklarından biri olabileceği belirtiliyor. Büyük bir altın üreticisi ve ithalatçısı konumuna sahip Türkiye’nin geçen yıl yaklaşık 126 ton altın ithal ettiği biliniyor. Bu miktar, Burkina Faso’nun yıllık altın üretimine yakın bir seviyede bulunuyor. Göktuğ Çalışkan, Burkina Faso’nun altın hamlesinin Türkiye açısından da önemli fırsatlar yaratabileceğini belirtti. Çalışkan, Türkiye’nin yüksek miktarda altın ithal ettiğini ve güçlü bir rafineri ile kuyumculuk sektörüne sahip olduğunu söyledi.
Altın ticaretinin bu tabloyu değiştirebileceğini dile getiren Çalışkan, “Altın, iki ülke arasındaki ticaret dengesini değiştirebilecek en önemli kalemlerden biri olabilir” dedi.
TÜRK RAFİNERİLERİ İÇİN “DAMGALAMA KÖPRÜSÜ” MODELİ
Türkiye için en önemli fırsatlardan biri rafinaj ve sertifikasyon alanında ortaya çıkıyor. Burkina Faso altını kendi ülkesinde işleyebilecek ancak üretilen külçelerin uluslararası piyasalarda doğrudan kabul görmesi için belirli standartların ve akreditasyon süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Çalışkan bu noktada Türkiye’nin devreye girebileceğini söyledi:
“Burkina Faso’da rafine edilen altın, gerekli tedarik ve kaynak denetimlerinin ardından uluslararası kabul gören Türk rafinerileri üzerinden dünya piyasalarına sunulabilir. Böylece Burkina Faso kendi rafinerisinin uluslararası kabul süreci tamamlanana kadar Türkiye’nin mevcut altyapısından yararlanabilir.”
İstanbul Altın Rafinerisi ve Nadir Metal gibi uluslararası standartlara sahip Türk kuruluşlarının bu süreçte teknik ortaklık üstlenebileceğini belirten Çalışkan, “Türkiye burada yalnızca Burkina Faso’dan altın alan bir ülke olmak zorunda değil. Altının uluslararası piyasaya hazırlanması, sertifikasyonu ve rafinaj bilgisinin aktarılmasında da rol üstlenebilir” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKİYE SAHEL ALTININDA KALICI AKTÖR OLABİLİR Mİ?
Afrika’nın Sahel bölgesinde art arda devreye alınan altın rafinerileri, bölgede yeni bir ticaret ve yatırım alanı oluşturuyor. Burkina Faso ve Mali gibi ülkelerin altını kendi sınırları içinde işleme yönündeki adımları, Türkiye açısından da yeni iş birliği fırsatlarını gündeme getirdi.
Çalışkan, Türkiye’nin bölgede yalnızca altın alıcısı olarak değil, rafinaj ve teknoloji alanında da rol üstlenebileceğini belirtti. Türk şirketlerinin ilk aşamada ekipman, eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle pazara girebileceğini ifade eden Çalışkan, ilerleyen dönemde doğrudan altın tedariki ve rafineri ortaklıklarının da gündeme gelebileceğini söyledi.
Türkiye açısından ortaya çıkabilecek ekonomik fırsatlara dikkat çeken Çalışkan, şunları söyledi:
“Türkiye için burada önemli bir fırsat var. Afrika’dan doğrudan altın tedarik edilmesi kaynak çeşitliliğimizi artırabilir ve aracıları azaltabilir. Kuyumculuk sektörü yeni bir hammadde kaynağına ulaşırken, Türk makine ve rafineri şirketleri de bölgede yeni bir pazar kazanabilir. Ancak Türkiye’nin Sahel’de kalıcı olması yalnızca ne kadar altın aldığıyla ölçülmemeli. Kalıcılığı hacim değil güven belirler.”