İstanbul Başakşehir'de Eslem Sare Bulut'un yaşamını yitirdiği ve 7 öğrencinin yaralandığı okul saldırısının ardından gözler dijital mecralardaki "çeteleşme" tehlikesine çevrildi. Manşet Haber'e konuşan Araştırmacı-Yazar ve Çocuk Hakları Uzmanı Dr. Menekşe Tokyay, okullardaki şiddetin tekil bir öfke patlaması olmadığını belirterek dijital mecraların yarattığı tehlikeyi gözler önüne serdi.
Okullarda tırmanan şiddet ve çeteleşme vakaları toplumu derinden sarsarken, dijital dünyada örgütlenen tehlikeli alt kültürler çocukları birer suç makinesine dönüştürüyor. Son dönemde gündemi sarsan Başakşehir'deki olay üzerinden Manşet Haber'e değerlendirmelerde bulunan Dr. Menekşe Tokyay, dijital yalnızlığın ve "tanınma hırsının" çocukları nasıl radikalleştirdiğini tek tek anlattı.
BAŞAKŞEHİR'DEKİ SALDIRI VE DİJİTAL YALNIZLIK TEHLİKESİ
Başakşehir'de 10 yaşındaki bir öğrencinin hayatını kaybettiği bıçaklı saldırının detaylarına değinen Dr. Menekşe Tokyay, saldırganın Telegram gruplarında uzun süredir eylemini planladığı iddialarına dikkat çekti. Tokyay, yaşanan olayın arkasındaki psikolojik ve sosyolojik boyutu şu sözlerle aktardı:
"Saldırganın çevresine 'Türkiye’nin ve dünyanın kendisinden haberdar olacağı bir şeyler yapmak istediğini' söylediğine dair iddia oldukça manidar. Burada bir tanınma, onay ve takdir arayışı var. Yaşıtlarıyla veya ailesiyle anlamlı bağlar kuramadığı için dijital dünyadaki sohbet gruplarında varlık gösteriyor. Bu tam da 'Yeni Yalnızlar: Dijital Çağın Çocukları' kitabımda sözünü ettiğim dijital yalnızlık hali; sonucunda bir çocuk suça sürülürken masum canlar ölüyor."
SOSYAL MEDYA SUÇ EKONOMİSİNİN DİJİTAL İNSAN KAYNAĞI OLDU
Tokyay, yeni nesil çetelerin ve dijital mecraların çocukların görünme ihtiyacını istismar ettiğini, sosyal medyanın bir "vitrin" işlevi gördüğünü belirtti. Silahlar, lüks otomobiller ve şiddet görüntüleriyle çocuklara "Bize katılırsan tüm ülke seni tanır" mesajı verildiğini ifade eden Tokyay, şu tespitte bulundu:
"Çok oyunculu oyunların sohbet alanları dahil, çocuklarla temas kurulabilen tüm mecralar bu vaat için kullanılabiliyor. Çocuğun görülme ve onaylanma ihtiyacı, ne yazık ki suç ekonomisinin adeta dijital insan kaynağına dönüştürülüyor."
SERİ KATİLLERİ İDOL ALAN TEHLİKELİ ALT KÜLTÜR: "TRUE CRIME COMMUNITY"
Araştırmacı-Yazar Dr. Tokyay, internet dünyasında okul saldırganlarını idol haline getiren tehlikeli bir internet alt kültürünün doğduğuna işaret etti. "True Crime Community" (Gerçek Suç Topluluğu) tehlikesine dikkat çeken Tokyay, çoğunluğu ergenlerden oluşan bu grupların ABD'deki okul saldırganlarını örnek aldığını kaydetti. Tokyay, şunları ifade etti:
"Saldırganların fotoğraflarından editler yapıp görsel olarak kullanıyorlar; öldürdükleri insan sayısını adeta bir bilgisayar oyunundaymışçasına 'puan' gibi değerlendiriyorlar. Gerçek hayatta kendisini görünmez hisseden bir çocuk, çevrimiçi ortamda korkulan, alkışlanan birine dönüşeceğini düşünüyor. Beğeni ve hayranlık yorumları, verilen zararın önüne geçerek başka saldırıları özendiriyor."
ALMANYA ÖRNEĞİ VE ELİF ESEN LİDERLİĞİNDEKİ "ÇOCUK HAREKETİ" ÇAĞRISI
Almanya'da yürütülen "Terrorgram" soruşturmasını örnek gösteren Çocuk Hakları Uzmanı Dr. Menekşe Tokyay, çevrimiçi aşırı sağcı ağlarla ilişkili 37 ergenin incelendiğini ve yaş ortalamalarının 16 olduğunu hatırlattı. Türkiye'de de proaktif önlemlerin şart olduğunu vurgulayan Tokyay, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen liderliğinde TBMM çatısı altında yürütülen "Çocuk Hareketi" çalışmalarının ve bütüncül yaklaşımının bu süreçte kritik bir rol oynadığını ifade etti. Şiddetin münferit bir olay gibi görülemeyeceğini belirten Tokyay, sözlerini şöyle tamamladı:
"Almanya’daki örneğin tek iyi yanı, saldırganların eyleme geçmelerinden önce durdurulup proaktif bir önleme çabası içerisine girilmesi ve radikalleşmeden arındırılmasıdır. Milletvekili Elif Esen’in liderliğinde iki sene önce başlatılan Çocuk Hareketi ve geliştirilen çözüm odaklı mekanizmalar tam da bu noktada hayati bir önem taşıyor. Türkiye'de şiddeti yalnızca bireysel bir öfke patlaması olarak değil, dijital mecralarda beslenen bu yapılar üzerinden okumak ve çocuklarımızı suça sürüklenmeden korumak zorundayız."