SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Parmak Ucundaki Sağlık: Sosyal Medyadan Gelen “Şifa”nın Bedeli

Haber görseli

Bir zamanlar sağlık bilgisi; tıp fakültelerinin amfilerinde, hastane koridorlarında ve bilimsel dergilerin sayfalarında dolaşırdı. Bugün ise baş parmağımızın ucunda akıyor. Kısa videolar, “mucize” başlıklar, önce-sonra fotoğrafları ve birkaç saniyede sunulan kesin çözümler…

Sosyal medya, bilgiyi demokratikleştirdi; ama aynı zamanda sağlığı da ticarileştirdi. En büyük sorun da burada başlıyor.

 “Herkese İyi Gelen” Şey Kimseye İyi Gelmeyebilir 

Tıp bireyseldir. Aynı tanıya sahip iki hastanın bile yaşı, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar, genetik yatkınlıkları ve psikososyal koşulları farklıdır. Oysa sosyal medyada sunulan öneriler genellikle “genel geçer”dir:

            “Bu detoks karaciğeri temizler.”

            “Şu egzersiz bel fıtığını iyileştirir.”

            “Bu bitki tiroidi düzenler.”

Oysa örneğin kronik bel ağrısında görüntüleme bulgularının ağrı şiddetiyle her zaman paralel olmadığını gösteren çalışmalar, sorunun çoğu zaman biyomekanikten öte nörofizyolojik ve psikososyal boyutları olduğunu ortaya koymuştur. Ancak sosyal medyada algoritmalar karmaşıklığı sevmez; basit ve kesin ifadeleri öne çıkarır.

Bilgi ile Kanaat Arasındaki Fark

 Bilimsel bilgi; metodoloji, örneklem büyüklüğü, istatistiksel analiz ve tekrar edilebilirlik gerektirir. Sosyal medyada ise çoğu zaman şu yeterlidir:

            “Bende işe yaradı.”

            “Danışanlarım çok memnun.”

            “Yıllardır uyguluyorum.”

Oysa kanıta dayalı bilimde tekli vaka anlatıları en alt basamakta yer alır. Klinik kararlar; sistematik derlemeler, randomize kontrollü çalışmalar ve kılavuz önerileri üzerinden şekillenir.

Bir videonun çok izlenmiş olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Popülerlik, bilimsel geçerliliğin göstergesi değildir. 

Geç Tanı ve Geciken Tedavi Riski

Sosyal medyadan alınan öneriler bazen zararsız görünür; ancak asıl tehlike gecikmedir.

Göğüs ağrısını “reflü”, çarpıntıyı “anksiyete”, kilo kaybını “metabolizma hızlanması” sanarak aylarca evde doğal yöntemlerle oyalanmak; geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.

Erken teşhis birçok hastalıkta hayat kurtarıcıdır. Dijital öneriler, profesyonel değerlendirmeyi ikame edemez.

“Doğal” Olan Her Zaman Masum Değildir

Bitkisel ürünler ve takviyeler sosyal medyanın en hızlı yayılan içerikleri arasında. Oysa:

            Bitkisel ürünler de farmakolojik etkiye sahiptir.

            İlaçlarla etkileşime girebilir.

            Karaciğer ve böbrek üzerinde toksik etkiler oluşturabilir.

            Doz ve içerik standardizasyonu çoğu zaman belirsizdir.

“Doğal” kelimesi bilimsel bir güvenlik sertifikası değildir.

 Algoritmalar Sağlığımızı Seçiyor 

Sosyal medya platformları, ilgi duyduğumuz içerikleri artırarak önümüze getirir. Bir kez bel ağrısı videosu izlediğinizde, akışınız bel ağrısı çözümleriyle dolar. Böylece dijital bir yankı odasında, tek bir görüşün sürekli tekrarlandığı bir dünyaya hapsolabiliriz. Bu durum, eleştirel düşünmeyi zayıflatır ve alternatif görüşlere kapıyı kapatır.

 Uzmanlık Unvanı ve Gerçek Yetkinlik

Beyaz önlük giymek, stüdyo ortamında konuşmak veya “doktor” unvanını kullanmak; her zaman ilgili alanda uzman olunduğu anlamına gelmez. Tıp, branşlaşmış bir disiplindir. Kardiyoloji ayrı, endokrinoloji ayrı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ayrı uzmanlık gerektirir.

Yetkinlik; diploma, uzmanlık eğitimi, mesleki deneyim ve etik sorumlulukla belirlenir. Sosyal medya biyografisiyle değil. 

Sağlık Bir İçerik Türü Değildir 

Sağlık; “trend” bir konu değildir. Eğlence formatında sunulan hızlı çözümler, gerçek hayatta ciddi sonuçlar doğurabilir. İnsan bedeni algoritmalara göre çalışmaz; biyoloji karmaşıktır, bireyseldir ve bağlama duyarlıdır.

Peki Ne Yapmalı?

             Sağlıkla ilgili kararları mutlaka yüz yüze, kişisel değerlendirme sonrası verin.

            İçeriğin kaynağını ve bilimsel dayanağını sorgulayın.

            “Mucize”, “kesin çözüm”, “3 günde iyileşme” gibi ifadeleri alarm işareti olarak görün.

            Takviye ve bitkisel ürünleri hekiminize danışmadan kullanmayın.

            Sosyal medyayı bilgi başlangıcı olarak görün; karar noktası olarak değil.

Dijital çağda yaşıyoruz; bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ancak doğru bilgiye ulaşmak hiç bu kadar zor da olmamıştı.

Sağlık, izlenme sayısıyla değil; bilimle korunur. Ve bazen en doğru adım, ekrana değil bir hekime bakmaktır. “Sağlık; hızla tüketilecek bir içerik değil, özenle korunacak bir değerdir.”

Evet bilgi çağında yaşıyoruz; fakat bilgelik hâlâ emek ister. Sosyal medya bilgi üretmiyor; bilgi dolaştırıyor. Hakikat ise hâlâ sabır, yöntem ve vicdan talep ediyor.

Sağlık, hızla tüketilecek bir veri değil; insanın biyolojisi, ruhu ve bağlamıyla birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir hakikattir.

Ve aslında Sağlık; indirgenebilir bir içerik değil, insanın bütünlüğünde anlam kazanan bir varoluş meselesidir. Popülerlik ile doğruluk arasındaki mesafeyi korumak, entelektüel dürüstlüğün temel şartıdır.

Bu nedenle sağlığı; hızın değil derinliğin, iddianın değil kanıtın, gürültünün değil sessizliğin tarafında savunuyorum.

Bilimin rehberliğinde, etik sorumlulukla ve insan onuruna saygıyla. 

Uzman Dr. Şerafettin ÖZDOĞAN