Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte yeni medya biçimleri ortaya çıksa da radyo, geniş kitlelere ulaşan etkili bir iletişim aracı olma özelliğini koruyor. Özellikle kriz ve afet dönemlerinde radyo, erişilebilirliği ve güvenilirliğiyle öne çıkmaya devam ediyor.
13 ŞUBAT DÜNYA RADYO GÜNÜ
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2011 yılında düzenlenen 36’ncı Genel Konferans’ta alınan kararla 13 Şubat’ı “Dünya Radyo Günü” olarak ilan etti. Bu karar, radyonun bilgi ve iletişim teknolojileri içindeki tarihsel ve güncel önemini bir kez daha ortaya koydu.
RADYO HALA GENİŞ KİTLELERE ULAŞIYOR
Televizyon ve dijital platformların yaygınlaşmasına rağmen radyo, haber, müzik ve anlık gelişmelerin önemli kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. Dijitalleşen medya ortamında radyo, özellikle samimi dili ve canlı yayın yapısıyla dinleyiciyle bağ kurmaya devam ediyor. On-line istatistik portalı Statista’nın 2025 verilerine göre, radyo dinleme oranı Finlandiya’da yüzde 77, Yunanistan ve Portekiz’de yüzde 72, Avusturya’da yüzde 70 ve Sırbistan’da yüzde 68 seviyesinde bulunuyor.
“RADYO EKRAN DIŞI, MOBİL BİR ARAÇ”
“Dünya Radyo Günü” dolayısıyla açıklamalarda bulunan Radio Connects Başkanı Caroline Gianias, radyonun mobil, yerel ve ücretsiz yapısı sayesinde hâlâ güçlü bir dinleyici kitlesine sahip olduğunu belirtti. Gianias, Kanada’da milyonlarca insanın farklı platformlar ve cihazlar üzerinden radyo dinlediğini ifade etti. Kanada’da Live Broadcast Radio’nun haftalık dinlenme oranının yüzde 81 olduğunu belirten Gianias, nüfusun neredeyse yarısının her gün radyo dinlediğini kaydetti.
“RADYO SADECE NOSTALJİK BİR CİHAZ DEĞİL”
Gianias, radyonun yalnızca nostaljik bir araç olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Radyo, gelişen canlı bir ses hizmetidir. Dijitalleşme ile birlikte özellikle gençler arasında akıllı telefonlar üzerinden radyo dinleme oranı artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yeni ses formatlarının radyonun yerini almadığını belirten Gianias, “Yeni formatlar genellikle radyonun yanında var oluyor. Bu da radyonun uyum sağlama kabiliyetini gösteriyor” dedi.
RADYO, GÜVENİLİRLİĞİNİ KORUYOR
Sosyal medya ve yapay zekâ destekli içeriklerin doğruluğuna yönelik şüphelerin arttığı bir dönemde, radyonun güvenilirliğini sürdürdüğüne dikkat çekildi. Gianias, radyonun en güçlü yönünün canlı, insani, hesap verebilir ve topluluk odaklı yapısı olduğunu ifade etti. Küresel araştırmaların da radyonun, haber alma mecraları arasında güvenilirliğini koruduğunu ortaya koyduğunu aktaran Gianias, insanların en çok güvendiği medya araçlarından birinin hâlâ radyo olduğunu vurguladı.
AFET ANLARINDA RADYONUN KRİTİK ROLÜ
Radyo, deprem ve büyük elektrik kesintileri gibi afet durumlarında internet ve cep telefonu erişiminin kesilmesi halinde en ulaşılabilir iletişim araçlarından biri olmayı sürdürüyor. İspanya ve Portekiz’de yaşanan elektrik kesintilerinde, birçok kişinin bilgiye ulaşmak için pilli radyolara yöneldiği belirtildi. Benzer bir durumun Kanada’da da yaşandığını aktaran Gianias, 2024’te Alberta eyaletinde çıkan orman yangınları sırasında tahliye duyurularının ve yardım çağrılarının radyo aracılığıyla yapıldığını söyledi.
“RADYO İNSANLARI BİRBİRİNE BAĞLADI”
Gianias, afet sürecinde radyonun oynadığı role ilişkin olarak, “Radyo, acil durumlar boyunca güncel bilgileri aktararak insanlara erişim sağladı. Sonrasında ise yeniden inşa sürecinde toplumu bir arada tuttu. Radyo en iyi yaptığı şeyi yaptı: İnsanları birbirine bağladı” ifadelerini kullandı.
Kaynak:AA