Ressam İsmail Acar, sanat yolculuğunu, İstanbul’un kendisi için taşıdığı anlamı ve sanatın toplumla ilişkisini Klas&Magazin habere anlattı. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunu olan Acar, akademik kariyerinin ardından bireysel sergiler açarak yaklaşık 80 ülkede eserlerini sanatseverlerle buluşturduğunu ifade etti.
“SANATI BIRAKMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM”
Acar, sanatla olan bağının çocukluk yıllarına dayandığını belirterek şunları söyledi:
“Resimle hep iç içeydim; kendimi bildim bileli çizim yapıyorum. Kitapların kenarına bir şeyler karalamak bile bana iyi gelirdi. Resmi bırakmayı hiç düşünmedim, çünkü resim bir hikâye anlatır, zamanı günceller. Benim profesyonelliğim ellerimde saklıdır; bu yüzden resim yapmamak benim için asla söz konusu olamaz.”

İSTANBUL’UN İLHAMI
Acar, ilk bireysel sergisini 1992’de Nişantaşı’nda açtığını hatırlatarak İstanbul’un kendisi için büyük bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı: “İstanbul çok kültürlü ve çok katmanlı bir şehir; içinde iki denizi ve Haliç’i barındırıyor. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz yapılar, 1400 yıl öncesinden bugüne uzanan bir hafızayı taşıyor. İşte bu tarih ve bu birikim, İstanbul’u İstanbul yapan en önemli şeydir.”

SANAT VE TOPLUM
Acar, sanatın toplum için bir lokomotif olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Sanat, özünde sanat için yapılır; ancak aynı zamanda toplum içindir. Biz sanatçılar, toplumu ileriye taşımaya çalışırız. Ürettiklerimiz yalnızca tüketim için değildir; aynı zamanda entelektüel bir zemin oluşturur, düşünsel bir derinlik kazandırır.”

“SANATÇI GÖRÜNMEYENİ GÖSTERİR”
Acar, sanatın en önemli özelliğinin yenilikçi olmak ve soru sormak olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Sanatçı yalnızca resim yapmaz; aynı zamanda ‘neden’ diye sorar. Görünmeyeni görünür kılar, toplumun rafine değerlerini aktarır. Türk kültüründe rakibe duyulan saygı vardır ve bu anlayış sanat eserlerine de yansır.”

ETİK VE KÜLTÜR AKTARICILIĞI
Acar, sanatçıların geçmişi ve geleceği şekillendiren kişiler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Sanatçılar, toplumun etik değerlerini görünür kılar; kültürü aktarır ve aynı zamanda yeni kültürler üretir. Bu yönleriyle sanat, toplumsal gelişimin en önemli taşıyıcılarından biridir.”

“NEMRUT’TA GÜN DOĞUMU İNANILMAZ”
Acar, Türkiye’nin kültürel mirasına da değinerek en çok etkilendiği eserlerden biri olarak Nemrut Dağı’nı örnek gösterdi. Büyük bir hayranlık duyduğunu dile getiren sanatçı, “O dağın zirvesine o heykelleri yerleştirmek, inanılmaz bir estetik ve derin bir felsefeyi yansıtıyor. Dünyada eşi benzeri yok” dedi. Anadolu’nun her bölgesinin ayrı bir hikâye barındırdığını vurgulayan Acar, İstanbul Boğazı’nı ise “dünyanın en güzel yeri” olarak tanımladı.

“RESİM HEMEN YAPILMAZ, BİRİKİR”
Acar, gezdiği yerleri hemen resmetmediğini, önce gözlem yapıp veri topladığını belirtti. “Anadolu’nun Tanrıları ve Kralları” serisi gibi çalışmalarında bu birikimlerden yararlandığını ifade eden sanatçı, bazı eserlerinin yarım kaldığını da dile getirdi. Yeni temalara yoğunlaştığında ise eski çalışmalarını bırakabildiğini söyledi.
Muhabir: Elika DOĞRU

