İran-ABD-İsrail hattında tırmanan askeri gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil küresel ölçekte seyahat odaklı sektörleri de etkiliyor. Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Dr. Demet Ensari Şaylı, güncel küresel gerilimin sağlık turizmi üzerine etkilerini Manşet Haber’e özel değerlendirdi.
Dr. Şaylı, sağlık turizminin jeopolitik risklere karşı en hassas sektörlerden biri olduğunu söyledi. Şaylı, sağlık turizminin ekonomik iklim, döviz kurları, siyasi istikrar, ulaşım ağları ve güvenlik algısı gibi birçok değişkene bağlı olduğunu belirterek savaş ortamının doğrudan ve dolaylı etkiler yarattığını ifade etti.
ULAŞIM KESİNTİLERİ DOĞRUDAN DARBE VURUYOR
Dr. Demet Ensari Şaylı, “Bölgedeki hava sahası kapanmaları ve uçuş iptalleri, küresel transit merkezlerini etkiledi. Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi aktarma noktalarında yaşanan aksaklıklar, Avrupa-Asya ve Afrika bağlantılı sağlık turizmi akışlarını yavaşlattı” ifadelerini kullandı.
Planlı tedavi seyahatlerinde gecikmeler ve rezervasyon iptalleri yaşandığını belirten Dr. Şaylı, “Ulaşım belirsizliği, hastaların seyahat kararlarını ertelemesine yol açar” dedi.
GÜVENLİK ALGISI TALEBİ AZALTIYOR
Jeopolitik risklerin turizm talebini psikolojik olarak baskıladığını vurgulayan Dr. Şaylı, hastaların yalnızca tedavi kalitesini değil güvenliği ve erişilebilirliği de değerlendirdiğini söyledi. Bölgesel yakınlık algısının dahi bazı hasta gruplarında temkinli yaklaşım oluşturabildiğini belirten Şaylı, güvenlik algısındaki zayıflamanın rezervasyonların ertelenmesine neden olabileceğini kaydetti.
MALİYET ARTIŞI TALEBİ DARALTABİLİR
Dr. Şaylı, “Çatışmanın enerji piyasalarına etkisiyle petrol fiyatlarının yükselmesi, uçuş maliyetlerini ve operasyonel giderleri artırıyor. Bu durum özellikle uzun mesafeli sağlık turizmi paketlerinde fiyat baskısı yaratıyor” dedi. Şaylı, maliyet hassasiyeti yüksek hasta segmentlerinde talep daralması görülebileceğini ifade etti.
BÖLGESEL MERKEZLER ZAYIFLAYABİLİR, ALTERNATİFLER ÖNE ÇIKABİLİR
Orta Doğu’nun yükselen sağlık turizmi merkezleri arasında yer aldığına dikkat çeken Dr. Şaylı, çatışmaların bu konumu zayıflatabileceğini belirtti. Şaylı, Kısa vadede genel bir talep düşüşü yaşanabileceğini ancak orta vadede hasta akışlarının daha istikrarlı destinasyonlara kayabileceğini söyledi.
TÜRKİYE İÇİN RİSK VE FIRSAT BİR ARADA
Dr. Demet Ensari Şaylı, İran-ABD-İsrail hattındaki çatışmanın küresel hasta akışını etkilediğini belirterek Türkiye’nin hem risk hem de fırsat barındıran bir konumda bulunduğunu söyledi. Şaylı’ya göre özellikle İstanbul ve Antalya, sağlık turizmi açısından kritik merkezler olarak öne çıkıyor.
KISA VADEDE ULAŞIM VE GÜVENLİK ALGISI BELİRLEYİCİ OLACAK
Dr. Şaylı, ilk 6 aylık dönemde Orta Doğu hava sahasındaki kısıtlamaların Türkiye’ye bağlantılı uçuşları etkileyebileceğini belirtti. Körfez aktarmalı gelen hastalarda gecikmeler yaşanabileceğini ifade eden Şaylı, sigorta primleri ve uçuş maliyetlerindeki artışın paket fiyatlarını yukarı çekebileceğini kaydetti.
Türkiye çatışmanın tarafı olmamasına rağmen bölgesel yakınlık algısının bazı Batı Avrupa hastalarında temkinli yaklaşım oluşturabileceğini vurgulayan Şaylı, özellikle estetik ve elektif cerrahilerde rezervasyon ertelemeleri görülebileceğini söyledi. Şaylı, enerji maliyetlerindeki artışın ise otel, ulaşım ve hastane operasyon giderlerine yansıyabileceğini belirtti.
ORTA VADEDE TÜRKİYE ALTERNATİF MERKEZ OLABİLİR
Dr. Şaylı’ya göre 6 ile 24 aylık süreçte tablo değişebilir. Körfez merkezli destinasyonların güvenlik algısı nedeniyle talep kaybetmesi halinde Türkiye güçlü bir alternatif olarak öne çıkabilir. Şaylı, Türkiye’nin coğrafi yakınlık, vize kolaylığı, fiyat-performans dengesi ve gelişmiş özel hastane altyapısı açısından avantajlı olduğunu ifade etti. İstanbul’un Avrupa bağlantılarındaki güçlü konumunun, hasta akışının yön değiştirmesi halinde önemli bir kapasite sunabileceğini belirtti.
Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Avrupa ile entegre sağlık sistemi yapısının istikrar vurgusunu güçlendirdiğini kaydeden Şaylı, Almanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerdeki Türk diasporası üzerinden güven temelli büyüme potansiyeli bulunduğunu dile getirdi.
ZORUNLU TEDAVİLERDE TALEP DEVAM EDER
Dr. Şaylı, sağlık turizminin klasik turizmden farklı bir dinamiğe sahip olduğunu vurgulayarak, “Tatil ertelenebilir ancak kanser tedavisi ertelenemez. Estetik operasyon bekleyebilir ancak kalp ameliyatı bekleyemez” değerlendirmesinde bulundu.
Kriz dönemlerinde elektif işlemlerin azalabileceğini ancak zorunlu ve hayati tedavi segmentinin ayakta kalacağını belirten Şaylı, Türkiye’nin ortopedik cerrahi, kardiyovasküler girişimler ve onkoloji alanlarında güçlü altyapısıyla avantaj sağlayabileceğini ifade etti. Şaylı, rehabilitasyon ve post-operatif bakım süreçlerinde uzun süreli paketlerin ön plana çıkabileceğini de sözlerine ekledi.
STRATEJİK İLETİŞİM KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Dr. Demet Ensari Şaylı, Türkiye’nin bu süreçte proaktif bir iletişim ve konumlandırma stratejisi izlemesi gerektiğini belirterek “güvenli tedavi koridoru” mesajının net ve tutarlı biçimde verilmesinin önemine dikkat çekti. Avrupa ülkeleri ile Türk Cumhuriyetleri pazarına daha odaklı bir tanıtım stratejisinin benimsenmesi gerektiğini ifade eden Şaylı, dijital ön değerlendirme ve uzaktan hasta analiz sistemlerinin güçlendirilmesinin karar süreçlerini hızlandıracağını söyledi. Komplikasyon yönetimi ve kriz protokollerinin şeffaf biçimde görünür kılınmasının güven algısını artıracağını vurgulayan Şaylı, ayrıca uzun süreli rehabilitasyon ve takip paketlerinin geliştirilmesinin hasta bağlılığını güçlendireceğini kaydetti.
Şaylı, kısa vadede belirsizlik kaynaklı yavaşlama ihtimali bulunsa da orta vadede istikrarını koruyan destinasyonların hasta akışında avantaj yakalayabileceğini sözlerine ekledi.
