Hatimoğulları, grup toplantısında özellikle fon krizine ilişkin açıklamalarıyla öne çıktı. Risklerin önceden bilindiğini ancak gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Hatimoğulları, kamu otoritesinin sorumluluğu ile fon şirketleri, siyaset ve bürokrasi arasındaki olası bağlantıların araştırılmasını istedi.
“TÜRKİYE ASKER TAŞIMAK YERİNE ARACI OLMALI”
Suudi Arabistan ile Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden Ensarullah hareketi arasındaki çatışmalara değinen Hatimoğulları, Türkiye’nin bölgesel çatışmalarda askeri seçenekler yerine müzakere ve diyalogdan yana tutum alması gerektiğini söyledi.
“Türkiye kendi içinde bir barış süreci yürütüyor, ama başka bölgelerdeki çatışmalara asker gönderme tartışmaları sürüp gidiyor” diyen Hatimoğulları, “Türkiye’nin üstlenmesi gereken rol oraya asker taşımak değil, tam tersine müzakere ve diyalog süreci için aracı olmalı” ifadelerini kullandı.
FON KRİZİNDE “İÇERİDEN BİLGİ” İDDİASI
Hatimoğulları, fon krizinde risklerin önceden bilindiğini ancak gerekli önlemlerin alınmadığını savundu. 450 bini aşkın yatırımcının doğrudan, milyonlarca yurttaşın ise dolaylı olarak mağdur edildiğini söyleyen Hatimoğulları, “Bu vurgun, içeriden bilgi almadan, birileri göz yummadan bu kadar büyük ölçekte olamaz” dedi.
Kimlerin hangi bilgilere önceden ulaştığının, kimlerin kazanç sağladığının ve kamu otoritesinin ne bildiğinin araştırılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, fon şirketleri ile siyaset ve bürokrasi arasındaki olası bağlantıların ortaya çıkarılmasını istedi.
Finans sistemini de eleştiren Hatimoğulları, “Bir emekliye kredi verirken kredi notunu inceleyen, borç yükü altında ezilen esnafın yaşadığı sıkıntılara kayıtsız kalan finans sistemi, 20 milyar dolarlık vurgunu adeta seyretmekle yetiniyor” ifadelerini kullandı.
DEM PARTİ’DEN 7 MADDELİK ÖNERİ
Hatimoğulları, AK Parti’nin Meclise sunduğu 9 maddelik kanun teklifini eleştirerek DEM Parti’nin konuya ilişkin 7 temel önerisini açıkladı.
Fon krizinin maliyetinin halka yüklenmemesini isteyen Hatimoğulları; yurt dışına çıkarıldığı öne sürülen paraların geri getirilmesini, sorumluların mal varlıklarının dondurulmasını, mağdurların zararlarının miktar sınırı olmadan karşılanmasını ve ödeme tarihlerinin açık biçimde belirlenmesini talep etti.
Hatimoğulları ayrıca Meclis araştırma komisyonu kurulmasını, sorumlu siyasetçi ve bürokratların belirlenmesini, fonların portföy ve denetim bilgilerinin düzenli olarak kamuoyuna açıklanmasını, SPK üyelerinin Mecliste nitelikli çoğunlukla seçilmesini ve denetim raporlarının TBMM’ye sunulmasını önerdi.
Fon krizine ilişkin haber yapan gazeteciler hakkında yürütülen işlemlere de tepki gösteren Hatimoğulları, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının toplumun bütün kesimleri için geçerli olması gerektiğini söyledi.
EKONOMİ, EMEKLİLER VE SİYASİ TRANSFERLER
Ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, BDDK’nin 25 Eylül verilerine göre tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının yaklaşık 6,95 trilyon liraya ulaştığını söyledi.
Urfa’daki çiftçiler, Akhisar’daki zeytin üreticileri ve emeklilerin geçim sorunlarına değinen Hatimoğulları, ekonomik ve sosyal haklara ilişkin taleplere destek verdiklerini ifade etti.
Siyasi transferlere de değinen Hatimoğulları, partisinden istifa eden milletvekili, belediye başkanı veya meclis üyesinin seçildiği görevin de sona ermesini öngören bir yasal düzenleme yapılmasını istedi.
Hatimoğulları ayrıca büyük ekonomik suçlar ve sermaye piyasası suçlarını soruşturacak bağımsız ve uzmanlaşmış bir mahkeme kurulması ile siyasi etik kanunu çıkarılması çağrısında bulundu.
ROJİN KABAİŞ VE NAFAKA AÇIKLAMASI
Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin dosyayı gündeme getiren Hatimoğulları, Kabaiş’in bedeninde iki ayrı erkeğe ait DNA profili tespit edildiğini ancak bunların kimlere ait olduğunun henüz belirlenmediğini söyledi.
Şüpheli kadın ölümlerine ilişkin dosyaların kapatılmaması gerektiğini belirten Hatimoğulları, nafaka tartışmalarına da değindi. Ortalama yoksulluk nafakasının 1.179 lira olduğunu söyleyen Hatimoğulları, “Nafaka bir lütuf değil, hayati bir haktır” dedi.
BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ
Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde somut adımların hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Kayyımların geri çekilmesi, AİHM kararlarının uygulanması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın durumu ile Abdullah Öcalan’a ilişkin “umut hakkı” başlıklarını gündeme getiren Hatimoğulları, toplumun süreçte somut gelişmeler görmek istediğini belirtti.
Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kurulu ile Meclis İzleme Kurulunun işlevsel hale getirilmesini isteyen Hatimoğulları, sivil toplum kuruluşları, kadın örgütleri ve Alevi kurumlarının da sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Hatimoğulları, “Barış, demokrasisiz düşünülemez” ifadelerini kullandı.