Halk TV'ye kayyım atanmasının ardından Ankara Bürosu önünde protesto ve dayanışma açıklamaları gerçekleştirildi. Birçok milletvekili ve gazeteci, destek ve protesto amacıyla Halk TV'nin önünde toplandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kanalın önünde yaptığı açıklamada, “Bir televizyonu yüzlerce polisle basmak demek, Türkiye'yi çok karanlık bir denize doğru hızla sürüklemek demektir.” diyerek polis baskınına ve kayyım uygulamasına tepki gösterdi.
“KAYYIM ATANMAYAN HİÇBİR ŞEY KALMADI”
Kayyım uygulamalarının belediyelerle başladığını belirten Hatimoğulları, sürecin ticari kuruluşlardan üniversitelere kadar genişlediğini söyledi.
Hatimoğulları, “Kayyum rejimi bu ülkede parça parça tesis edildi. Belediyeler üzerinden başladı ve artık Türkiye'de kayyum atanmayan hiçbir şey kalmadı.” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE'Yİ KARANLIK BİR DENİZE SÜRÜKLEMEKTİR”
Halk TV'ye yönelik müdahaleyi eleştiren Hatimoğulları, basın kuruluşlarına yönelik uygulamaların ciddi sonuçlar doğuracağını savundu.
“Bir televizyonu yüzlerce polisle basmak demek, Türkiye'yi çok karanlık bir denize doğru hızla sürüklemek demektir.” diyen Hatimoğulları, daha önce TELE1'e ve başka televizyon kanallarına yönelik müdahaleleri de hatırlattı.
“SORUŞTURMA TELEVİZYON KAPATILARAK YAPILMAZ”
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülebilecek bir soruşturmanın kanalın yayınlarının durdurulmasını gerektirmediğini belirten Hatimoğulları, şunları söyledi:
“Bugün şayet televizyonun sahibiyle ilgili başlatılmak istenen bir soruşturma varsa, bu soruşturma televizyon kanalı kapatılarak yapılmaz.”
Hatimoğulları, hukuki bir soruşturma yürütülecekse bunun televizyonun yayın akışına müdahale edilmeden yapılması gerektiğini belirterek Halk TV'ye yönelik uygulamayı kabul etmediklerini vurguladı.
“HALKIN HABER ALMA HAKKINA AĞIR SALDIRI”
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) üyeleri de meslektaşlarına destek vermek ve alınan kararı protesto etmek üzere Halk TV'deydi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği, açıklamasında Halk TV'ye yönelik müdahalenin yalnızca bir televizyon kanalını ilgilendirmediğini vurguladı.
Türkiye'de basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının ağır bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten ÇGD, polis baskını, kayyım atanması ve yayınların durdurulmasına tepki gösterdi.
Dernek, bir medya kuruluşuna yönelik hukuki süreçlerin gerekçe gösterilerek yayın faaliyetlerinin engellenmesinin, vatandaşların haber alma özgürlüğüne doğrudan müdahale anlamına geldiğini savundu.
Açıklamanın ardından "Özgür basın susturulamaz." sloganı atan gazetecilere güvenlik müdahalede bulundu.