CHP İstanbul eski İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında açılan davanın temelinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Nisan 2025 tarihinde yaptığı sosyal medya paylaşımı bulunuyor. Erdoğan, paylaşımında kamu kaynaklarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına ilişkin sert ifadeler kullanarak, “Hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin ve sahtekârlığın partisi olmaz” mesajını vermişti. Bunun ardından Kaftancıoğlu, Erdoğan’ın paylaşımını alıntılayarak “Bizim de boynumuzun borcu… Beytülmale el uzatanların yargılanacağı günler yakındır” ifadelerini kullanmıştı. Savcılık, bu paylaşımın Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu oluşturduğu iddiasıyla soruşturma başlattı.
HAKKINDA HAPİS İSTEMİYLE İDDİANAME HAZIRLANDI
Soruşturma kapsamında Kaftancıoğlu, daha önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliği’nde ifade verdi. Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Kaftancıoğlu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası talep edildi. Savcılık iddianamesinde, sosyal medya paylaşımının kamuya açık şekilde yapıldığı ve doğrudan Cumhurbaşkanı’nı hedef aldığı öne sürüldü.
MAHKEMEDEN ZORLA GETİRME KARARI ÇIKTI
Davanın ilk duruşması İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı, “suçtan zarar gören taraf” olduğu gerekçesiyle davaya katılma talebinde bulundu ve mahkeme bu talebi kabul etti. Kaftancıoğlu’nun avukatı ise müvekkilinin şehir dışında olduğunu belirterek bir sonraki duruşmada hazır bulunacağını ifade etti. Ancak mahkeme heyeti, Kaftancıoğlu’nun duruşmaya katılmaması nedeniyle zorla getirme kararı verilmesine hükmetti ve dosyayı 15 Eylül tarihine erteledi.
SİYASİ VE HUKUKİ TARTIŞMALARI BERABERİNDE GETİRDİ
Canan Kaftancıoğlu daha önce de sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargı süreçleri ve siyasi yasak kararlarıyla gündeme gelmişti. Son dava, CHP’li siyasetçi hakkındaki hukuki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Muhalefet çevreleri zorla getirme kararını “siyasi baskı” olarak yorumlarken, iktidar kanadı ise sürecin tamamen hukuk kuralları çerçevesinde ilerlediğini savunuyor. Gözler şimdi 15 Eylül’de görülecek yeni duruşmaya çevrildi.