Yaklaşık yedi yıl cezaevinde kaldıktan sonra 8 Eylül'de tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Selahattin Demirtaş ve Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Mızraklı, iki isim arasında bir ayrışma olmadığını savunurken, Demirtaş'ın tahliyesinin yürütülen sürece yönelik güven açısından önemli olduğunu söyledi.
Mızraklı, T24 yazarı Candan Yıldız'a verdiği röportajda ayrıca siyasi partilerle temaslarını, müzakere tartışmalarını ve Amedspor-Beşiktaş maçının ardından yaptığı paylaşıma yönelik eleştirileri değerlendirdi.
“DEMİRTAŞ VE ÖCALAN ARASINDA BİR İKİLİK YOK”
Selahattin Demirtaş ile Abdullah Öcalan arasında bir ayrışma olup olmadığı sorusuna yanıt veren Mızraklı, böyle bir karşıtlık görmediğini söyledi. Demirtaş'la Edirne Cezaevi'nde yıllarca birlikte kalan Mızraklı, iki isim arasında karşıtlık bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin dışarıdan üretildiğini savundu.
“Bir ikilik, bir karşıtlık yok” diyen Mızraklı, Öcalan ile Demirtaş üzerinden bir ayrışma oluşturulmaya çalışıldığını ileri sürdü. Bu yöndeki tartışmaların DEM Parti içinde bir ayrışma yaratmaya dönük olduğunu düşündüğünü belirten Mızraklı, iki ismin de barışçıl çözümden yana olduğunu ifade etti.
Mızraklı, Demirtaş'ın farklı siyasi kesimlere ulaşabilen bir isim olduğunu da belirterek, toplumsal karşılığının bulunduğunu söyledi. Süreçte bir rekabet görmediğini ifade eden Mızraklı, tartışmaların isimler arasındaki olası ayrışmadan ziyade ortak çözüm arayışına odaklanması gerektiğini savundu.
DEMİRTAŞ'IN TAHLİYESİNE İLİŞKİN MESAJ VERDİ
Mızraklı, yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın durumuna ilişkin değerlendirmesinde hukuk vurgusu yaptı. Bir kişinin hukuk kararlarına rağmen cezaevinde tutulmasının yalnızca o kişiyi ilgilendiren bir mesele olmadığını savunan Mızraklı, hukuksuzluğun toplumun tamamını etkileyebileceğini söyledi.
Tahliyesinin ardından kendisini ziyaret eden veya kendisiyle iletişim kuran farklı siyasi çevrelerden kişilerin Demirtaş'ın durumunu da gündeme getirdiğini anlatan Mızraklı, bu kişiler arasında sürecin güvenilirliğini Demirtaş'ın tahliyesiyle ilişkilendirenler bulunduğunu aktardı. Mızraklı, “Demirtaş bırakılmadan biz bu sürecin sahici olduğuna inanmayacağız” görüşünün yalnızca DEM Parti çevresinde dile getirilmediğini söyledi. Bu sözler, Mızraklı'nın görüştüğü kişilere ilişkin kendi aktarımına dayanıyor.
Mızraklı, Demirtaş'ın tahliyesini “hukuka dönüş” olarak nitelendirdiği sürecin göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. Tahliye edildiği 8 Eylül'de yaptığı ilk açıklamada da Demirtaş'ın demokrasi, barış ve çözüm mesajı verdiğini söylemiş ve serbest bırakılması yönünde çağrıda bulunmuştu.
TAHLİYESİNİN ARDINDAN KİMLERİN ARADIĞINI AÇIKLADI
Mızraklı, cezaevinden çıktıktan sonra farklı siyasi partilerden isimlerin kendisiyle iletişime geçtiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın da kendisini arayan isimler arasında bulunduğunu belirten Mızraklı, AK Parti ve MHP'den ise kendisini arayan veya ziyaret eden olmadığını ifade etti.
Siyasette müzakere kanallarının açık tutulması gerektiğini savunan Mızraklı, tarafların birbirleriyle konuşmamasının kutuplaşmayı artıracağı görüşünü dile getirdi. Mızraklı'ya göre farklı siyasi kesimler arasında iletişim kurulması, yürütülen sürecin toplumsal zemininin genişletilmesi açısından önem taşıyor.
Mızraklı, tahliyesinden sonraki başka bir röportajında da Demirtaş'ın sürece cezaevi dışında katkı sunabilmesini istediğini söylemişti. Demirtaş ve diğer siyasi aktörlerin dışarıda olması halinde sürecin topluma anlatılmasında rol oynayabileceklerini savunmuştu.
AMEDSPOR PAYLAŞIMINA AÇIKLIK GETİRDİ
Mızraklı, Amedspor'un Beşiktaş'ı mağlup ettiği karşılaşmanın ardından yaptığı ve tartışmalara neden olan sosyal medya paylaşımını da değerlendirdi.
Paylaşımındaki “ayakları titreyerek gelecek” ve “kanatları kırık bir şekilde geri döndü” ifadelerinin spor dilinde kullanılan metafor ve hiciv olduğunu söyleyen Mızraklı, Beşiktaş camiasına yönelik bir saygısızlık amacı taşımadığını belirtti.
Beşiktaş'ın tutumunu takdir ettiğini söyleyen Mızraklı, kullandığı ifadelerin kastını aşan bir anlam oluşturması halinde Beşiktaşlılardan bağışlanmasını istedi.