Yeni Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, PISA 2025 sonuçları ve çocuk istihdamı verileri üzerinden Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliğini gündeme taşıdı. Taşcıer, 22 Eylül’de yaptığı yazılı açıklamada, düşük gelirli ailelerin çocuklarının eğitimde daha fazla engelle karşılaştığını ve mesleki eğitime erken yönlendirmenin bu eşitsizliği derinleştirdiğini savundu.
Taşcıer, çocuk yoksulluğundaki tabloyla Mesleki Eğitim Merkezlerinin (MESEM) yaygınlaştırılmasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“15 YAŞINDAKİ İKİ ÇOCUK ARASINDA BEŞ YILLIK FARK VAR”
OECD’nin 8 Eylül’de yayımladığı PISA 2025 sonuçlarını değerlendiren Taşcıer, Türkiye’de sosyoekonomik açıdan en alt ve en üst yüzde 25’lik gruplardaki öğrenciler arasında matematikte 96, fende 81, okumada 73 puan fark bulunduğunu aktardı. Matematikteki farkın yaklaşık 4,8 yıllık öğrenmeye karşılık geldiğini ifade etti.
Taşcıer, “Daha 15 yaşında iki çocuğun arasına ailesinin geliri nedeniyle yaklaşık beş yıllık eğitim mesafesi girmiş durumda” dedi. Eğitimdeki farklılıkların beslenme, yaşanılan çevre, okulun niteliği ve kamusal hizmetlere erişimle bağlantılı olduğunu savundu.
ÇOCUK İSTİHDAMI YÜZDE 22,8’E YÜKSELDİ
Taşcıer, Türkiye’de 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunduğunu belirtti. TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki istihdam oranı 2021’de yüzde 14 iken 2025’te yüzde 22,8’e çıktı; erkek çocuklarda bu oran yüzde 33,1 oldu.
Taşcıer, geçim sıkıntısının bazı çocukları daha erken yaşta çalışmaya yönelttiğini, bazılarının ise eğitim sisteminin dışında kaldığını söyledi. Bu tabloyu yalnızca ailelerin ekonomik durumuyla değil, eğitim ve sosyal politikalarla birlikte ele almak gerektiğini ifade etti.
MESEM POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ
Taşcıer, mesleki yönlendirmenin 7. ve 8. sınıflara kadar indirilmesine ve MESEM modelinin yaygınlaştırılmasına karşı çıktı. MESEM öğrencilerine ödenen ücretlerin yoksul hanelerde aile bütçesinin bir parçasına dönüştüğünü belirterek bunun çocukların çalışma hayatına erken katılımını teşvik ettiğini savundu.
“Yoksul çocuğun önüne daha uzun ve nitelikli bir eğitim yolu değil, daha erken işçilik konuluyor” diyen Taşcıer, kamu kaynaklarının aile gelirini desteklemek, ücretsiz okul yemeği sağlamak ve eğitim giderlerini karşılamak için kullanılmasını istedi.
“DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUĞU EĞİTİMDE TUTMAKTIR”
Taşcıer, çocukların hangi okul türüne yönlendirildiğinin sonraki eğitim olanaklarını etkilediğini belirterek mesleki ayrışmanın daha küçük yaşlara çekilmesini eleştirdi.
Devletin görevinin yoksul çocukları işgücü piyasasına daha erken hazırlamak değil, ailelerin ekonomik koşullarını iyileştirmek ve çocukların nitelikli eğitimde kalmasını sağlamak olduğunu söyledi.