SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Sosyal medyada görüntü kirliliği: Gerçekle algı arasında ince çizgi

Haber görseli

Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve yapay zeka destekli görsel üretim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte dünya, insanlık tarihinin en yoğun görsel kayıt dönemlerinden birine girdi. Savaşlar, polis müdahaleleri ve toplumsal olaylara ait görüntülerin anlık olarak küresel dolaşıma girmesi, bir yandan duyarsızlaşma riskini artırırken diğer yandan gerçeğin doğrulanmasına yönelik eleştirel okuma biçimlerini ön plana çıkarıyor.

HIZLI TÜKETİLEN GÖRÜNTÜLER KRİZLERİN ARKA PLANINI GÖLGELİYOR

Uzmanlara göre, görsel içeriklerin çok kısa sürede tüketilmesi, özellikle uzun soluklu kriz ve çatışmalarda olayların sürekliliğinin ve tarihsel bağlamının gözden kaçmasına neden olabiliyor. Bu durum, yaşananların yalnızca anlık kesitler üzerinden algılanmasına yol açıyor.

TOPLUMSAL HAFIZA ARTIK DİJİTAL ARAÇLARLA ŞEKİLLENİYOR

Akademik araştırmalar, hafızanın artık yalnızca bireysel zihinsel bir süreç olarak ele alınmadığını ortaya koyuyor. Televizyon, internet, sosyal medya ve mobil cihazlar, geçmişe dair bilgilerin nasıl hatırlandığını ve toplumsal hafızanın nasıl inşa edildiğini doğrudan etkiliyor.

BAĞLAMINDAN KOPARILAN GÖRÜNTÜLER YANLIŞ ALGILARA YOL AÇIYOR

Sosyal medya üzerine yapılan başka bir akademik çalışmada, gerçek fotoğraf ve videoların farklı zaman ve olaylarla ilişkilendirilerek paylaşılmasının, kamuoyunda yanlış algılar oluşturduğu belirlendi. On binlerce örneğin incelendiği araştırmada, bu tür içeriklerin özellikle savaşlar, protestolar ve siyasi kriz dönemlerinde hızla yayıldığı tespit edildi.

“FAUXTOGRAPHY” KAVRAMI GÜNDEMDE

Teknik olarak gerçek görüntülere dayanan ancak yanlış bağlamla sunulan bu paylaşımlar, yanıltıcı bir etki yaratıyor. Sosyal medyada “fauxtography” olarak adlandırılan bu olgu, eski ya da farklı coğrafyalarda çekilmiş görüntülerin güncel olaylarla ilişkilendirilmesiyle kamuoyunun yönlendirilmesine sebep olabiliyor.

GÖRÜNTÜLER ARTIK POLİTİK MÜCADELENİN MERKEZİNDE

Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. W. J. T. Mitchell, dijital çağda görüntülerin yalnızca bilgi üretmediğini, aynı zamanda politik, kültürel ve ideolojik mücadelelerin merkezinde yer aldığını ifade etti.

Mitchell’e göre günümüz dünyası, yüksek düzeyde belgelenmiş olmasına rağmen “sert hakikat” mücadelesinin yoğun biçimde yaşandığı bir dönem olarak ön plana çıkıyor.

TANIKLIK VE DİRENİŞİN DİJİTAL BOYUTU

“En çok kaydedilen ama en az tanıklık edilen çağ” söylemine temkinli yaklaşan Mitchell, bu yaklaşımın bir yandan yabancılaşmayı yansıttığını, diğer yandan ise toplumsal direnişi tetiklediğini savundu. Mitchell, milyonlarca insanın, yaptıklarının görülmesini istemeyen yapılara karşı tanıklığı mümkün kılmak için sosyal ağlara başvurduğunu belirtti.

GÖRÜNTÜLER RESMİ ANLATILARI ÇÜRÜTEBİLİYOR

Mitchell, ABD’de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza birimlerinin (ICE) karıştığı bir ölüm olayının cep telefonu kameralarıyla kayda alınmasının, “resmi” açıklamaları kısa sürede geçersiz kıldığını hatırlattı. Benzer şekilde, Irak’taki Ebu Gureyb Cezaevi’nde CIA tarafından gerçekleştirilen işkenceleri belgeleyen fotoğrafların da kamuoyunun tanıklığını mümkün kıldığını söyledi.

“GÖRMEYİ ÖĞRENMEK EN AZ OKUMAK KADAR ÖNEMLİ”

Dijital görüntü yoğunluğunun duyarsızlaşmaya yol açabildiğini kabul eden Mitchell, buna rağmen güçlü bir karşı etkinin de oluştuğunu vurguladı. Görüntülerin bulunması, doğrulanması ve karşılaştırılmasının, dijital bilgi olanakları sayesinde gerçeği ortaya çıkarma kapasitesini artırdığını belirtti.

Mitchell, yapay zekâyı bu bağlamda “çift taraflı bir araç” olarak tanımlayarak, hem aldatıcı hem de aldatmaya karşı bir denetim mekanizması olabileceğine dikkat çekti.

BELLEK ÜZERİNDE SİYASİ MÜCADELE

Mitchell’e göre günümüzde bellek, açık bir siyasi mücadelenin konusu haline geldi. Anıtların tahrip edilmesi, tarihsel olayların yeniden yazılması ve bazı görüntülerin farklı anlamlarla yeniden kodlanması, bu mücadelenin parçaları arasında bulunuyor.

GAZETECİLİKTE DOĞRULAMA SORUMLULUĞU VURGUSU

Görüntülerin bağlamından koparılmasının anlamları tamamen tersine çevirebildiğini belirten Mitchell, gazetecilerin görüntü tüketimini yavaşlatma ve doğrulama sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. Yapay zekâ ile üretilen görsellerin açık biçimde etiketlenmesi gerektiğini belirten Mitchell, tüm görüntülerin manipülasyon izleri açısından titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Haber Merkezi

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.