SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Sosyal medyada "onaylanma" bir ihtiyaç mı?

Haber görseli

Uzmanlara göre dijital çağda kimlik oluşumu artık sadece yüz yüze ilişkilerle sınırlı değil. Sanal ortamda inşa edilen benlik, gerçek hayattaki benlik algısını da doğrudan etkileyebiliyor.

DİJİTAL KİMLİK: SANAL BİR YANSIMA

Dijital kimlik, bireyin kendisini çevrim içi ortamda nasıl sunduğunu ifade ediyor. Profil bilgileri, paylaşılan fotoğraflar, yorumlar ve etkileşim biçimleri bu kimliğin temel unsurlarını oluşturuyor. Kimi zaman kişi, gerçek hayatta geri planda tuttuğu özelliklerini sosyal medyada daha görünür hale getirebiliyor; kimi zaman da olmak istediği bir versiyonu dijital ortamda yansıtabiliyor.

Bu durum, bireylere kendini ifade etme özgürlüğü sağlarken, gerçek kimlik ile dijital kimlik arasındaki farkın açılması halinde psikolojik sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.

KİMLİK KARMAŞASI VE ERGENLİK DÖNEMİ

Kimlik gelişimi özellikle ergenlik döneminde kritik bir süreç olarak öne çıkıyor. Psikososyal gelişim kuramlarına göre birey, yaşamı boyunca farklı aşamalardan geçerek kimliğini şekillendiriyor. Ergenlik ise “Ben kimim?” ve “Hayattaki yerim ne?” sorularının yoğunlaştığı bir dönem olarak dikkat çekiyor.

Dijital çağda bu süreç daha da karmaşık hale geliyor. Sosyal medya platformları, gençlere farklı kimlikler deneme ve kendilerini yeniden kurgulama imkânı sunuyor. Ancak gerçek benlik ile dijital benlik arasındaki mesafe arttığında kimlik karmaşası riski ortaya çıkabiliyor.

ONAYLANMA İHTİYACI VE SOSYAL MEDYA

Uzmanlar, sosyal medyada kabul görme ihtiyacının güçlü bir psikolojik motivasyon olduğunu belirtiyor. Beğeniler, yorumlar ve takipçi sayıları, bireyde kısa vadeli mutluluk ve aidiyet duygusu yaratabiliyor. Ancak bu dışsal onaya bağımlı hale gelmek uzun vadede benlik algısını zedeleyebiliyor.

İhtiyaçlar hiyerarşisine göre aidiyet ve kabul görme, temel insani ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Günümüzde bu ihtiyaç, dijital ortamda ölçülebilir hale gelmiş durumda. Fakat sürekli karşılaştırma yapmak, başkalarının “mükemmel” görünen hayatlarına bakarak kendi değerini sorgulamak, yetersizlik hissini artırabiliyor.

ÖZGÜVEN ÜZERİNDE ÇİFT YÖNLÜ ETKİ

Sosyal medya profilleri özgüveni hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Kimi bireyler dijital ortamda kendilerini daha rahat ifade ederek güçlenmiş hissedebiliyor. Ancak bu güçlenmenin yalnızca çevrim içi karşılaştırmalara dayanması, kalıcı bir tatmin sağlamayabiliyor.

Filtrelenmiş ve idealize edilmiş içeriklere sürekli maruz kalmak, bireyin kendi fiziksel özelliklerini ve yaşam koşullarını sorgulamasına yol açabiliyor. Bu durum, gerçek benlik ile dijital benlik arasındaki uyumsuzluğu derinleştirebiliyor.

GERÇEK VE DİJİTAL BENLİK ARASINDA DENGE

Uzmanlara göre sorun sosyal medyanın varlığı değil, kullanım biçimi. Kişinin dijital platformlarda sergilediği kimlik ile gerçek hayattaki benlik algısı arasında büyük bir uçurum oluştuğunda psikolojik uyumsuzluk ortaya çıkabiliyor.

Dijital ortamın eğlenceli ve bilgilendirici yönü korunurken, gerçek yaşam deneyimlerinin geri planda kalmaması gerekiyor. Aksi halde birey, kendisini daha mutlu hissettiği sanal dünyaya aşırı yönelerek günlük yaşam dengesini kaybedebiliyor.

Uzmanlar, sosyal medya kullanımının benlik algısı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını düşünen kişilerin profesyonel destek almasının faydalı olabileceğini belirtiyor. Dijital çağda kimliği korumanın yolu, çevrim içi ve çevrim dışı benlik arasında sağlıklı bir denge kurmaktan geçiyor.