SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Süreç Komisyonu 11. kez toplandı: STK temsilcileri söz aldı

Haber görseli
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 11. kez toplandı. Toplantıda, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri söz aldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk ve Kürt halkının ortak değerinin Müslümanlık olduğunu belirterek, "Bu kardeşliği bozacak her türlü söz ve eylemi kategorik olarak reddediyoruz. Yeni bir süreç başlamıştır. Bu ülkede Türklerin Kürtlerin arasına bir takım fitneler konmaya çalışıldı. Her acının arkasında kim var, niye var, nasıl var o günün şartlarında konuşmaya başlarsak, toplantılar, yıllar yetmez. Bu millet çok acılar çekti. On binlerce insan öldü, binlerce insanımız şehit oldu. Analar çok ağladı. Analar ağlamasın" ifadelerini kullandı. Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği Başkanı Özlem Külahçı Tanaman, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin geleceği açısından tarihi bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Tanaman, şu ifadeleri kullandı: ''Çatışmalar yıllardır yalnızca siyaseti değil, toplumun sosyal dokusunu, ekonomiyi ve girişimciliği de derinden etkilemiştir. Bu gölgeden en çok zararı iş dünyası ve kadınlar görmüştür. Biz biliyoruz ki barış ertelenemez. Barış sadece silahların susması değil; üretimin, ticaretin, turizmin, tarımın ve yatırımların büyümesidir. Kadınların sürece katılımı hayati önemdedir. Barış kadınsız olmaz. Kadınların siyasette, ekonomide ve karar mekanizmalarında yer almadığı hiçbir barış kalıcı olamaz. Kadın eli değen her süreç daha kapsayıcı, daha kalıcıdır. Biz Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği olarak kadınların bu süreçte aktif rol almasını, görüşlerinin dikkate alınmasını ve karar mekanizmalarında görünür olmasını talep ediyoruz."

"GÜVENİN OLDUĞU YERDE YATIRIM, YATIRIMIN OLDUĞU YERDE ÜRETİM VE İSTİHDAM ARTAR"

"Çatışmalar yıllardır yatırımları durdurmuş, girişimcileri cesaretsiz bırakmış, gençleri göçe zorlamıştır. Oysa barış ortamı yalnızca bireysel özgürlükleri değil; iş dünyasının dinamizmini de büyütür. Güvenin olduğu yerde yatırım vardır, yatırımın olduğu yerde üretim ve istihdam artar. Bu refah yalnızca bölgemize değil, tüm Türkiye'ye yayılır. Özellikle kadın girişimciler için barış, ekonomik özgürlüğün ve üretimde dayanışmanın kapısını aralayacaktır. Kooperatifçilik gelişecek, yerel ürünler ulusal ve uluslararası pazarlara açılacak, kadın emeği ekonomik hayatın en güçlü teminatı haline gelecektir. Biz bölgenin kadınları olarak sesleniyoruz, barış ertelenemez. Barış, demokrasinin güçlenmesi, ekonominin yeniden ayağa kalkması ve kadınların toplumsal yaşamda hak ettiği yeri almasıdır. Türkiye'nin ortak geleceği için bu tarihi sorumluluğu hep birlikte omuzlamalıyız'' Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Deneği Başkanı Murat Sarı, Kürtlerin Avrupa ve Amerika’ya sığınma talebinde bulunduklarını belirttiği konuşmasında, şu sözleri kullandı:  "Elbette ki bu süreçle ilgili bu sürecin oluşturduğu bir takım travmalar mevcuttur. Bu travmalar zorunlu göçün bireylerde depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik sorunlara yol açmıştır. Kültürel uyum programları göç edilen yerlerde dil ve kültür farklılıkları nedeniyle uyum sorunları oluşturmuştur. Yine bu süreçte en çok bu süreçten en çok etkilenen kesimler kesim kadınlar ve çocuklar olmuştur. Bu durumda kadınlarla ilgili şuna değinebiliriz. Göç eden kadınlar kentlerde düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmış, sosyal izolasyon ve aile içişleri gibi sorunlarla karşılaşmıştır. Yine çocukların eğitim hayatları kesinti uğramış, yeni ortaklara umut sağlamakta zorluk çekmiş ve psikolojik sorunlar yaşamışlardır. Bunun beraberinde işsizlik ve ekonomi sorunlarla beraberinde gelmiştir bu son sürecin devamında göç edenlerin çoğu kendi topraklarını bıraktıktan sonra aslında kendi topraklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yürütüp gayet mağdur şartlarda yaşarken kentlerin göç sonrası vasıfsız işlerde çalıştırılmış, ağır işlerde çalıştırılmışlardır. Ucuz iş gücü olarak kullanılmıştır. Esasen bu kişiler devamında ise bu kişilerin gittiği yerlerde çalışma hayatına başlamasıyla birlikte birtakım sosyal mutsuzluklar da ortaya çıkmıştır" Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Temsilcisi Abdullah Sağır şöyle konuştu: "İslam ana kaynağı aracılığıyla kardeşliğin kaynaklandığını ve nasıl başladığını ortaya koymuş. Bunun bazı temel ilkeleri ve zedeleyici bazı noktalarını açıklamıştır. Örneğin Kur'an ilk başta bizlerin bir erkek ve dişiden yaratıldığımızı beyan etmiş ardından hepimizi Adem'in çocukları olarak kabul edip ya ben ya Adem şeklinde muhatap almıştık. Yine etnik ve inanç bakımından tek bir topluluk olduğumuzu yüce Yaratıcı dileseydi bu şekilde kalacağımızı vurgulamış ancak birbirimizi tanımak ve olduğu gibi kabul etmek amacıyla halkları ve kavimleri Allah tarafından ayrılacağımızı ifade etmiştir. Bunun doğal neticesi olarak ortaya çıkan dillerimizin ve renklerimizin farklı oluşunun yüce Tanrı'nın varlığının ve birliğinin nişanelerinden biri olduğunu izah etmiş bu farklı oluşun bölümüne sebebi değil iyilik ve hayırlarda yarış ve vesile kılınmasını talep etmiştir."     Kaynak: İHA