SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

"Terörsüz Türkiye"de kritik aşama: Süreç Komisyonu raporu tamamlandı

Haber görseli

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı “Terörsüz Türkiye” raporu tamamlandı. Komisyonun 21’inci toplantısı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, rapora ilişkin bilgiler paylaştı.

RAPOR 7 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

Toplantının açılışında değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Rapor 7 bölümden oluşmaktadır. Komisyon çalışmaları başlıklı birinci bölümde, komisyonun çalışmaları ile ilgili süreç anlatılmaktadır. İkinci bölümde komisyonun temel hedefleri üzerinde buradaki tartışmalarımız çerçevesinde vurgular yapılmaktadır. Üçüncü ana başlığımız Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku. Dördüncü başlığımız komisyonda dinlenen kişilerin yaptıkları söylem analizlerinden hareketle buradaki konuşmalardaki ortaya çıkan mutabakat alanları. Beşincisi PKK'nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci. Altıncısı sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri. Yedincisi ise demokratikleşme ile ilgili önerilerdir. Rapor sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. "

"BUGÜN TERÖR MESELESİNDE TARİHİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"

"Ben de müsaadenizle şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır, ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclis'imizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliği ile ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz.

Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis'imiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştı. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın vekalet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı haline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir."

"TERÖRÜN TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMASI TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR"

"Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye küresel emperyal güçlerin hilafına bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir.

Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir."

"TERÖR MESELESİNİN KALICI BİÇİMDE ÇÖZÜLMESİ ÇOK TARAFLI POLİTİKALARI ZORUNLU KILMAKTADIR"

"Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektir. Öte yandan dünyamız uluslararası kurumların meşruiyet tartışmaları ile çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine sadece güçlülerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini güvenlikleri ile toplumsal bütünlüğü aynı anda aynı irade çizgisinde tutabilmek kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir."

"DİYALOG VE KARŞILIKLI SAYGI İÇİNDE KARDEŞLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ"

"Ortak geleceğimize dönük her adım Gazi Meclis'in denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunun meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz."

"KOMİSYONUMUZ KARARLILIĞIN AÇIK BİR İFADESİDİR"

"Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, ön yargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak akıl ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimseyerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılabilmiş, ele alınabilmiştir. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

Rapor komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan raporların da okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri milli iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi ve demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır."

ÖNCE SİLAH BIRAKMA, SONRA DÜZENLEME

"Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım; örgütsel yapının fesih ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir. Rapor; af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken; devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zemini kurduğuna da işaret etmektedir.

Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta; iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye'nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi; müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir."

"KOMİSYON, ŞİDDET İKLİMİNİ SONA ERDİRME İRADESİNİ RAPOR HALİNE GETİRMİŞTİR"

"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler; kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde "Türkiye Modeli" olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.

Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım; yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye'sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur."

"RAPORUMUZ NİHAYET DEĞİL, MİHENK TAŞIDIR"

"Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor; bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.

Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte; ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluk ve ödev olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak; siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikardır. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunları'nda yapılacak demokratik değişiklikler de yüce meclisimizin sorumlulukları arasındadır."

KOMİSYON 137 KİŞİYİ DİNLEDİ

"Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri, gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş ve bu dinlemeler her birisi rapora büyük katkı sunmuş, raporun ufkunu genişletmiştir."

"UZLAŞI VE DİYALOG KÜLTÜRÜNÜN KARARLILIK VE SAMİMİYETLE YÜRÜTÜLMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM"

"Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakar gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihi görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canı yürekten temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir."

SIRRI SÜREYYA ÖNDER ANILDI

"Son olarak komisyonumuz teşekkül etmeden hemen önce aramızdan ayrılan; sürecin sükunetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder'i rahmet ve minnetle yad ediyorum. Komisyon çalışmalarımız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz, sahada insan hayatına dokunmayı kendisi için vazife bilmiş insani yardım gönüllüsü, eğitimci Vahdettin Kayğan kardeşimi de rahmetle anıyorum.

Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla; ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yad ediyorum. Aziz hatıraları atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir.

Bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. "