Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen "İstatistiklerle Kadın, 2025" raporunu yayımladı. Veriler, Türkiye’nin demografik yapısından eğitim düzeyine, iş gücüne katılımından dijital alışkanlıklarına kadar kadınların toplumsal konumundaki değişimi çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor.
NÜFUSTA DENGELİ DAĞILIM VE KADINLARIN UZUN YAŞAM SIRRI
Türkiye’nin 31 Aralık 2025 itibarıyla toplam nüfus yapısı incelendiğinde, kadın ve erkek oranının neredeyse eşitlendiği görülüyor. Toplam nüfusun yüzde 49,98’ini kadınlar, yüzde 50,02’sini ise erkekler oluşturuyor. Ancak yaş ilerledikçe bu denge kadınlar lehine değişiyor; 90 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 69,7’sini kadınlar oluşturuyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 80,7 yıl iken, erkeklerde 75,5 yıl olarak kaydedildi. Öte yandan, sağlıklı yaşam süresinde erkeklerin 58,9 yıl ile kadınlardan 2,6 yıl daha önde olması dikkat çeken bir diğer ayrıntı.
EĞİTİMDE YÜKSELEN GRAFİK VE ANNE ETKİSİ
Eğitim istatistikleri, 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin istikrarlı bir şekilde arttığını gösteriyor. 2011 yılında 7,3 yıl olan genel ortalama, 2024 itibarıyla 9,5 yıla ulaştı. Yükseköğretim mezunu kadınların oranı ise 2008’den bu yana büyük bir sıçrama yaparak yüzde 7,1’den yüzde 23,6’ya yükseldi. Rapordaki en vizyoner bulgulardan biri de eğitimin nesiller arası aktarımı; annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,4’ünün kendisinin de yükseköğretimi tamamladığı görüldü.
İŞ GÜCÜNDE EĞİTİMLİ KADININ GÜCÜ VE YÖNETİCİ ORANLARI
İş gücüne katılım oranlarında eğitim seviyesi belirleyici bir rol oynuyor. Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılımı yüzde 68,7 gibi yüksek bir seviyeye ulaşırken, okuryazar olmayanlarda bu oran yüzde 14,6’da kalıyor. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsili de güçleniyor; kadın büyükelçi oranı yüzde 28,4’e, profesör oranı yüzde 34,9’a ve üst düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı ise yüzde 21,5’e yükseldi. Meclisteki kadın milletvekili oranı ise yüzde 19,9 ile tarihi bir seviyeye ulaştı.
YANLIŞ BİLİNENLER VE DİJİTAL DÜNYANIN YENİ YÜZÜ: YAPAY ZEKA
Toplumdaki yaygın kanının aksine, üretken yapay zeka kullanımında kadın ve erkekler arasında anlamlı bir fark bulunmuyor. 2025 verilerine göre kadınların yüzde 18,8’i, erkeklerin ise yüzde 19,4’ü yapay zeka araçlarını kullanıyor. Özellikle 16-24 yaş grubundaki kadınlarda yapay zeka kullanım oranının yüzde 40,5 ile erkek akranlarını geride bırakması, genç kadınların teknolojiye adaptasyon hızını kanıtlıyor. Ayrıca beyin göçü oranının kadınlarda (yüzde 1,6), erkeklere (yüzde 2,4) göre daha düşük olması da göze çarpan veriler arasında.
SOSYAL DIŞLANMA RİSKİ VE ŞİDDETİN DEĞİŞEN ÇEHRESİ
Raporun en düşündürücü kısmı ise yoksulluk ve şiddet verileri oldu. Kadınların yüzde 30,1’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Kadına yönelik şiddet araştırması ise eğitimin şiddeti tamamen bitirmediğini, sadece türünü değiştirdiğini ortaya koyuyor. Eğitim seviyesi arttıkça ekonomik şiddet azalırken, ısrarlı takip ve dijital şiddet vakalarında artış gözleniyor. Yükseköğretim mezunu kadınların yüzde 16,1’i ısrarlı takibe, yüzde 13,4’ü ise dijital şiddete maruz kaldığını beyan etti.
