Sosyal medya, gençlerin günlük yaşamında giderek daha belirleyici bir rol üstleniyor. Ancak son dönemde okullara yansıyan bazı tehlikeli akımlar, bu etkinin yalnızca eğlence ve iletişimle sınırlı olmadığını gösteriyor. Yurt dışında ortaya çıktıktan sonra Türkiye’de de bazı öğrenci grupları arasında görülmeye başlanan “virüs üretme” akımı, hem sağlık hem de okul güvenliği açısından tartışma yaratıyor. Uzmanlara göre bu durum, dijital platformların çocuk ve ergen davranışları üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koyuyor.
DİKKAT ÇEKME ARZUSU RİSKLİ DAVRANIŞLARI TETİKLİYOR
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının işleyiş biçiminin gençleri daha çarpıcı ve sıra dışı içerikler üretmeye teşvik ettiğini belirtiyor. Beğeni sayısı, takipçi artışı ve izlenme oranı gibi göstergeler, özellikle ergenlik dönemindeki gençler için güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Bu durum, bazı öğrencilerin dikkat çekmek amacıyla tehlikeli ya da sağlıksız davranışlara yönelmesine neden olabiliyor. Geçmişte de benzer şekilde viral hale gelen bazı meydan okumaların fiziksel yaralanmalara, maddi hasarlara ve ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı biliniyor. Uzmanlara göre burada temel sorun, gençlerin risk algısının dijital ortamda zayıflayabilmesi ve “herkes yapıyor” düşüncesinin davranışları normalleştirmesi.
“VİRÜS ÜRETME” AKIMI NASIL YAYILIYOR?
Son dönemde gündeme gelen “virüs üretme” akımında öğrenciler, pet şişe veya kapların içine çeşitli atık maddeler koyarak bunları günlerce bekletiyor ve süreci video kaydıyla paylaşıyor. İçeriklerde hijyen kurallarının tamamen göz ardı edildiği, farklı maddelerin bir araya getirilerek sözde “mikrop” ya da “virüs” üretildiğinin iddia edildiği görülüyor. Bu videolar genellikle seri paylaşımlar halinde sunuluyor ve takipçilerin yorumlarıyla yönlendiriliyor. Bazı kullanıcılar karışıma yeni maddeler eklenmesini önerirken, içerik sahipleri de bu önerileri uygulayarak daha fazla etkileşim elde etmeye çalışıyor. Böylece riskli davranış, yalnızca bireysel bir eylem olmaktan çıkıp toplu bir dijital etkileşime dönüşüyor.
SAĞLIK AÇISINDAN OLASI TEHLİKELER
Uzmanlara göre kapalı bir kapta bekletilen organik ve hijyen dışı maddeler, zararlı bakteri ve mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlayabilir. Bu tür karışımlara temas edilmesi ya da içeriğin açılması durumunda enfeksiyon riski doğabilir. Özellikle bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocuklar için bu durum daha ciddi sonuçlar yaratabilir. Sağlık uzmanları, bu tür girişimlerin “şaka” ya da “oyun” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Okul gibi kapalı ve kalabalık ortamlarda hijyenin bozulması, yalnızca içeriği hazırlayan öğrenciyi değil, çevresindeki diğer öğrencileri de etkileyebilir.
ALGORİTMALAR VE GENÇLERİN DAVRANIŞLARI
Sosyal medya platformlarının algoritmaları, kullanıcıların ilgisini çekecek içerikleri sürekli olarak ön plana çıkarıyor. Bu sistem, gençlerin benzer içeriklerle tekrar tekrar karşılaşmasına neden oluyor. Uzmanlara göre bu durum, riskli davranışların sıradanlaşmasına ve gençlerin tehlikeyi yeterince ciddiye almamasına yol açabiliyor. Ergenlik döneminde dürtü kontrolünün henüz tam gelişmemiş olması da bu süreci hızlandırabiliyor. Dijital ortamda görülen bir davranışın sonuçları çoğu zaman anında hissedilmediği için gençler gerçek hayattaki etkileri göz ardı edebiliyor.
OKULLARDA DİSİPLİN VE DAVRANIŞ SORUNLARI
Eğitimciler, yalnızca “virüs üretme” akımının değil, genel olarak sosyal medya kaynaklı meydan okumaların sınıf düzenini ve okul disiplinini etkilediğini belirtiyor. Dikkat dağınıklığı, ders içi motivasyon kaybı ve okul eşyalarına zarar verme gibi sorunlar son yıllarda daha sık rapor ediliyor. Bazı bölgelerde viral akımların vandalizme, elektronik cihazların kasıtlı olarak zarar görmesine ve güvenlik risklerine yol açtığı ifade ediliyor. Bu durum, konunun yalnızca bireysel değil kurumsal bir boyutu da olduğunu ortaya koyuyor.
UZMANLARDAN AİLELERE VE OKULLARA ÇAĞRI
Uzmanlar, çözümün yasaklamadan ziyade bilinçlendirmeden geçtiğini vurguluyor. Ailelerin çocuklarıyla sosyal medya kullanımı hakkında açık ve düzenli iletişim kurması, riskli içeriklerin olası sonuçlarını konuşması öneriliyor. Okullarda ise dijital okuryazarlık ve çevrimiçi güvenlik konularında bilgilendirme çalışmalarının artırılması gerektiği belirtiliyor. Ekran süresinin kontrol edilmesi, içerik denetimi ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi de alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.
DİJİTAL DÜNYA YAKINDAN TAKİP EDİLMELİ
Sosyal medya, gençler için önemli bir iletişim ve ifade alanı sunuyor. Ancak bu alanın beraberinde getirdiği riskler göz ardı edildiğinde, eğitim ve sağlık açısından ciddi sonuçlar doğabiliyor. Uzmanlara göre aileler, öğretmenler ve okul yönetimleri dijital dünyadaki eğilimleri yakından izlemeli; çocukların güvenli ve bilinçli internet kullanımı konusunda desteklenmesi için ortak hareket etmeli.

