ABD’de Yüksek Mahkeme’nin, Başkan Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu değişken gümrük tarifelerini “yetki aşımı” gerekçesiyle iptal etmesi ve ardından Trump’ın tüm ithalata yüzde 15 oranında küresel vergi getirme kararı, küresel ticarette yeni bir kırılma yarattı. Gelişmeleri ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Göktuğ Çalışkan, Manşet Haber’e değerlendirdi.
“YARGI, TİCARETİ YÜRÜTMENİN ELİNDEN ALDI”
Göktuğ Çalışkan’a göre, bu karar, ticaretin keyfi başkanlık kararlarıyla değil, Kongre merkezli bir zeminde şekillenmesi gerektiğini ortaya koydu.
TRUMP’TAN TARİHİ KARŞI HAMLE: YÜZDE 15 KÜRESEL VERGİ
Trump ise bu hukuki yenilgiyi kabullenmek yerine daha sert bir karşılık verdi. Tüm ithalat kalemlerine 150 gün süreyle yüzde 15 oranında küresel gümrük vergisi getirilmesi, modern ticaret tarihinde nadir görülen bir adım olarak değerlendiriliyor. Çalışkan’a göre bu karar, küresel ticarette üç ana kırılma yaratıyor.
KÜRESEL TİCARETTE ÜÇLÜ SARSINTI: MALİYET, TEDARİK VE KURAL KRİZİ
Amerikan pazarına giren her ürüne eklenen yüzde 15’lik gümrük vergisi, özellikle Çin ve Hindistan gibi düşük maliyetli üretim merkezlerinde kâr marjlarını hızla eritirken, küresel fiyat dengelerinde ani ve sert dalgalanmalara yol açıyor. Bu maliyet şoku, şirketleri üretim ve tedarik stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorlarken, küresel üretim ağları da tek merkezli yapıdan uzaklaşarak daha bölgesel ve çok merkezli bir modele evriliyor. Artık firmalar “en ucuz üretim” anlayışını bir kenara bırakıp, siyasi ve ticari belirsizliklerin daha az olduğu “en güvenli üretim” arayışına yöneliyor. Öte yandan bu dönüşüm, uluslararası ticaretin kurumsal zemininde de ciddi bir aşınmaya işaret ediyor. Dünya Ticaret Örgütü kurallarının fiilen etkisizleştiği bu yeni dönemde, küresel ticaretin giderek kurallardan çok güç dengeleri ve siyasi pazarlıklar üzerinden şekillendiği görülüyor.
TRUMP NEYİ HEDEFLİYOR?
Göktuğ Çalışkan’a göre Trump’ın tarife politikası yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik ve siyasi bir araç. Bu hamle, Trump’ın Amerikan işçi sınıfına verdiği korumacı sözlerin somut bir karşılığı. “Hakkımız yeniyor” söylemi, küresel vergiyle ete kemiğe bürünüyor. Mesaj net: Amerikan pazarına erişim artık otomatik bir hak değil, sert pazarlıkların konusu.
TÜRKİYE BU TABLONUN NERESİNDE?
Türkiye açısından tablo, Çalışkan’a göre asimetrik bir risk-fırsat dengesi barındırıyor. Otomotiv, makine ve tekstil gibi ABD pazarına yönelen sektörler için maliyet baskısı kaçınılmaz. Ayrıca ABD-AB hattında yaşanabilecek ticaret gerilimleri, Türkiye’nin Avrupa’ya sattığı ara malları dolaylı yoldan etkileyebilir.
ANCAK MADALYONUN DİĞER YÜZÜ DAHA ÇARPICI
Çin merkezli üretim modeli hızla cazibesini kaybediyor. Küresel şirketler, siyasi riskten uzak, lojistik açıdan avantajlı yeni üretim üsleri arıyor. Türkiye bu noktada güçlü bir aday olarak öne çıkıyor. Esnek üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve Avrupa’ya yakınlığı, Türkiye’yi Asya’dan kaçan yatırımlar için cazip bir merkez haline getiriyor.
TÜRK İHRACATÇISI NE YAPMALI?
Göktuğ Çalışkan’a göre tek pazara bağımlılık dönemi kesin olarak kapanmıştır. İhracatçılar için yeni yol haritası şöyle özetleniyor:
-Afrika, Körfez ve Latin Amerika pazarlarına açılım hızlandırılmalı,
-Kuzey Amerika’ya doğrudan satış yerine Kanada ve Meksika üzerinden ortaklıklar kurulmalı,
-Düşük katma değerli ürünlerden uzaklaşılıp, teknoloji ve tasarım odaklı üretime geçilmeli,
-Uluslararası hukuk ve ticaret politikaları sürekli izlenmeli.
“KRİZ DEĞİL, STRATEJİK DÖNÜŞÜM ANIDIR”
Küresel ticarette açılan boşluklar doğru hamlelerle doldurulursa, Türkiye’nin yeni tedarik zincirinin vazgeçilmez bir halkası haline gelmesi mümkün. Trump’ın tarifeleri, küresel düzeni sarsarken Türkiye’ye de doğru adımlarla büyüyebileceği yeni bir alan açıyor. Önemli olan, bu değişimi doğru okumak ve hızlı hareket etmek.
Haber: Melisa Altuntaş

