Brüksel ile Yeni Delhi arasında imzalanan ve 2 trilyon avroyu aşan ekonomik alanı kapsayan ticaret anlaşması, Avrupa Birliği’nin küresel ticarette karşı karşıya kaldığı baskıların somut bir yansıması olarak öne çıkıyor.
27 Ocak 2026 tarihli bu mutabakat, uzmanlara göre bir büyüme hamlesinden ziyade, değişen jeopolitik dengeler karşısında Avrupa’nın pozisyonunu koruma çabasını temsil ediyor. Ekonomist Levent Işık, anlaşmanın “uzun vadeli bir vizyondan çok, zorlanan bir küresel aktörün refleksif hamlesi” olarak okunması gerektiğini vurguluyor.
TRUMP ETKİSİ VE AVRUPA’NIN ACİL ÇIKIŞ ARAYIŞI
ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos’ta verdiği sert mesajların ardından Washington’dan yükselen korumacı rüzgâr, Avrupa başkentlerinde ciddi bir tedirginliğe yol açtı. Ekonomist Levent Işık, ABD’nin gümrük tarifeleri ve ticaret baskısı karşısında Brüksel’in ekonomik pozisyonunun zayıfladığını, bu nedenle Hindistan’la hızla masaya oturulduğunu vurguluyor.
HİNDİSTAN’A YÖNELİŞ: STRATEJİK VİZYON MU, KAÇIŞ SENDROMU MU?
AB’nin yıllardır insan hakları ve çevre standartları gerekçesiyle mesafeli durduğu Hindistan’a kısa sürede yönelmesi, uzmanlara göre uzun vadeli bir stratejiden çok “zorunlu bir yön değişikliği” izlenimi veriyor. Işık, bu ani yakınlaşmayı “can havliyle yapılan bir ekonomik manevra” olarak tanımlıyor.
KÜRESEL GÜÇ MERKEZİ ATLANTİK’TEN ASYA’YA MI KAYIYOR?
Anlaşma, küresel ekonomik ağırlığın Atlantik hattından Asya’ya doğru kaydığına dair güçlü bir işaret olarak değerlendiriliyor. Batı’nın Çin ile yaşadığı jeopolitik gerilim ve Rusya ile kopan enerji bağları, Hindistan’ı yeni bir denge unsuru haline getiriyor. Levent Işık’a göre bu anlaşma, Batı’nın Çin’den uzaklaşırken Hindistan’a tutunma arayışının somut belgesi.
ALMAN OTOMOTİV DEVLERİ KAZANÇLI, AVRUPA PAZARI DÖNÜŞÜYOR
Anlaşmanın otomotiv ayağı özellikle Alman üreticiler için ciddi fırsatlar barındırıyor. Hindistan pazarındaki yüzde 110’u aşan gümrük duvarlarının aşamalı olarak yüzde 10 seviyesine çekilmesi, BMW ve Mercedes gibi markaların kârlılıklarını artırabilecek bir potansiyel sunuyor. İlk etapta 250 bin araçlık kota üzerinden yapılacak ihracat, sektörde dengeleri değiştirebilir.
TÜRKİYE İÇİN RİSK ÇANLARI ÇALIYOR
Levent Işık’a göre asıl risk Türkiye açısından ortaya çıkıyor. 1995’te imzalanan Gümrük Birliği’nin yapısal sorunları, bu anlaşmayla birlikte daha da görünür hale geliyor. AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye’yi dahil etmemesi, Türk sanayisini ciddi bir rekabet baskısıyla karşı karşıya bırakıyor.
HİNDİSTAN ÜRÜNLERİ TÜRKİYE PAZARINA GÜMRÜKSÜZ GİREBİLİR
Hindistan’ın yıllık 400 milyar doları aşan ihracat kapasitesi ve özellikle tekstildeki 40 milyar dolarlık hacmi, Gümrük Birliği hattı üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz giriş riski taşıyor. Bu durum, literatürde “ticaret sapması” olarak tanımlanan sürecin Türkiye aleyhine işlemesine neden olabilir.
TEKSTİL VE HAZIR GİYİMDE CİDDİ KAYIP RİSKİ
Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, Hindistan karşısında ciddi bir dezavantajla karşı karşıya kalabilir. Türk üreticiler Hindistan pazarına yüksek gümrüklerle girmeye çalışırken, Hintli firmaların Avrupa üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz ulaşması, sektör açısından büyük bir tehdit olarak görülüyor.
HİZMET İHRACATI VE İŞ GÜCÜ DENGESİ DEĞİŞİYOR
Anlaşma yalnızca mal ticaretiyle sınırlı kalmıyor. Hindistan’ın bilişim başta olmak üzere hizmet ihracatındaki gücü ve Avrupa iş gücü piyasasına entegrasyon planları, Türkiye gibi hizmet ihracatı yapan ülkelerin rekabet gücünü de zayıflatabilir. Işık, bu durumun sermaye ve iş gücü dengesini Avrupa ve Hindistan lehine yeniden şekillendireceğini belirtiyor.
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE NASIL KONUM ALACAK?
Levent Işık, Türkiye’nin bu yeni küresel ticaret düzeninde pasif kalmasının ciddi sonuçlar doğuracağını vurguluyor. AB ile Hindistan arasındaki ticaret hacminin önümüzdeki 10 yılda 200 milyar avroya çıkarılmasının hedeflenmesi, Türkiye’nin payından önemli bir kısmın koparılabileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, Türkiye’nin bu yeni ekonomik oyunda masada yer alması gerektiğine dikkat çekiyor. Diplomatik ve ticari adımların gecikmesi halinde, Türkiye’nin başkalarının kurduğu ticaret masalarında edilgen bir konuma itilme riski bulunuyor.
Haber: Melisa Altuntaş
