SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Uzmanı açıkladı: Akkuyu Türkiye’yi nükleer ligine taşıyacak

Haber görseli

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Ahmet Kağan Mercan, Enerji Haber’e özel değerlendirmelerinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Türkiye için yalnızca bir üretim tesisi değil; aynı zamanda lisanslama, insan kaynağı ve teknoloji yetkinliği açısından “öğrenme ve kurumsallaşma” sürecini hızlandıracak stratejik bir eşik olduğunu belirtti.

“AKKUYU, TÜRKİYE’NİN İLK NÜKLEER SANTRALİ OLACAK”

Dr. Mercan, Akkuyu’nun Türkiye’nin ilk nükleer santrali olacağına işaret ederek santralde 3+ nesil sınıfında, Rusya tasarımı VVER-1200 tipi reaktör teknolojisinin kullanıldığının altını çizdi. Bu reaktörlerin dünyada sayılı örneği bulunduğunu vurgulayan Mercan, projenin teknoloji standardı açısından da dikkat çektiğini belirtti.

“2026’DA TEST SÜREÇLERİ BAŞLAYACAK, BAZ YÜKTE DENGELİ KAYNAK HEDEFİ”

Mercan’a göre 2026’da testlerine başlanması planlanan Akkuyu, Türkiye’nin baz enerji yükünün karşılanmasında ve sanayi tesislerine düzenli/öngörülebilir enerji sağlanmasında önemli rol üstlenecek. Özellikle yapay zeka sistemleriyle artan enerji ihtiyacının dikkate alındığında, Akkuyu’nun enerji altyapısı açısından kritik bir kapasite oluşturması amaçlanıyor.

“YERLİ VE MİLLİ NÜKLEER HEDEFİ İÇİN LİSANSLAMA VE SİSTEM ÖĞRENME ALTYAPISI”

Dr. Mercan, Akkuyu’nun bir diğer temel katkısının, Türkiye’de nükleer santral lisanslama prosedürlerinin edinilmesi ve nükleer sistemlerin öğrenilmesi olacağını vurguladı. Bu birikimin, Türkiye’nin hedeflediği yerli ve milli nükleer santral vizyonu için altyapı oluşturacağını söyledi.

“NÜKLEER ENERJİ UZAY VE YAPAY ZEKAYA DA İVME KATAR”

Nükleer enerjinin birçok bilim alanını bir araya getirdiğini ve radyasyon nedeniyle pek çok çalışmanın daha kontrollü koşullarda tekrarlandığını söyleyen Mercan, bunun Türkiye’nin teknik yetkinliğini artıracağını belirtti. Nükleer çalışmaların, enerji ve itki sistemleri boyutuyla uzay ve yapay zeka gibi alanlarda da hızlandırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekti.

SMR İÇİN PLANLANAN YASAL DÜZENLEME NEDEN KRİTİK?

Mercan, Küçük Modüler Reaktörler (SMR/KMR) gündeme geldikçe, reaktörlerin lisanslanmasına ilişkin gerekliliklerin de yeniden tartışıldığını vurguladı. Büyük güç üreten santraller için standart hale gelen ÇED süreçleri ile Ön Güvenlik Analiz Raporu (PSAR) ve Son Güvenlik Analiz Raporu (FSAR) çerçevesinin, SMR’lerin olası kullanım senaryoları nedeniyle güncellenmesi gerektiğini belirtti.

“ŞEHİR İÇİ, SANAYİ MERKEZİ, SİBER SAHA, TAŞINABİLİR TASARIM: YENİ YAKLAŞIM ŞART”

SMR’lerin şehir içinde, sanayi merkezlerinde, siber altyapı sahalarında veya taşınabilir tasarımlarla konumlanabilmesi ihtimalinin farklı güvenlik ve lisanslama yaklaşımları gerektirdiğinin altını çizen Mercan, geleneksel su soğutmalı reaktörlere kıyasla farklı SMR tasarımlarının da (sıvı metal soğutmalı, gaz soğutmalı, eriyik tuz reaktörleri gibi) farklı fiziksel/kimyasal süreçler ve yeni kaza senaryoları doğurduğunu kaydetti.

SMR’LER TÜRKİYE’DE HANGİ ALANLARDA KULLANILABİLİR?

Dr. Mercan, SMR’lerin yalnızca klasik santrallerin küçük ölçekli versiyonu olarak değil, daha “çok amaçlı” bir teknoloji olarak değerlendirildiğini söyledi. Güç üretiminde kömür ve doğal gaz santrallerine alternatif olabileceğini söyleyen Mercan, yurt dışında SMR’lerin sanayi merkezleri ve yapay zekâ altyapı tesisleri için doğrudan enerji kaynağı olarak planlandığını aktardı.

Türkiye’de de NIATR organizasyonu ile OSTİM gibi sahalarda kullanıma yönelik SMR tasarımları üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü vurguladı.

“ATIK ISI” İLE BÖLGESEL ISITMA, SERA VE SU ARITMA UYGULAMALARI

Mercan, reaktörlerin radyoaktif olmayan “artık ısı/sıcak su” üretimi sayesinde bölgesel ısıtma (district heating) ve sera ısıtması gibi alanlarda kullanılabildiğini belirtti. Ayrıca desalinasyon (tuzdan arındırma) ve kirli suların arıtılması gibi su odaklı uygulamalarda da SMR’lerin rol üstlenebileceğinin altını çizdi.

Mobil SMR tasarımlarına (örnek: KLT-40S) da değinen Mercan, bu tip çözümlerin denizaşırı bölgelerde veya operasyonel koşullarda enerji kaynağı olarak kullanılabildiğini aktardı.

NÜKLEER ENERJİ 2053 NET SIFIR HEDEFİNDE NEREDE DURUYOR?

Dr. Mercan, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi kapsamında karbon yoğun yakıtların yerine yenilenebilir kaynaklar ve nükleer enerjinin güçlü alternatifler olarak öne çıktığını söyledi. Nükleerin yenilenebilir kaynaklara göre belirgin avantajının baz yük sağlayabilmesi ve uzun ömürlü yatırım niteliği olduğunu belirtti. İklim hedefleri içinde yer alan suyun verimli kullanımı açısından da SMR’lerin desalinasyon ve atık su arıtımı gibi uygulamalarla katkı verebileceğini belirtti.

TOPLUMSAL KABUL İÇİN NE YAPILMALI?

Mercan, nükleer enerjiye yönelik kaygıların geçmiş olumsuz deneyimler nedeniyle anlaşılabilir olduğunu belirterek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle santral planlanan bölgelerden başlanarak, fayda–risk tartışmalarının uzmanlarla yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Nükleer santrallerin aynı zamanda bir istihdam alanı olduğu ve bölgesel iş imkânları yaratabileceği vurgusunu da ekledi.

“BEYİN GÖÇÜ RİSKİ VAR”

Türkiye’de lisans düzeyinde nükleer enerji mühendisliği eğitimi veren iki üniversite bulunduğunu, ayrıca birçok üniversitede nükleer bilimler/nükleer mühendislik alanında yüksek lisans programları olduğunu belirten Mercan, mühendis havuzunun oluştuğunu söyledi. Ancak mezunların bir kısmının yurt dışında kariyerini sürdürdüğünü, sektörün hareketlenmesi ve yeni projelerle bu eğilimin tersine dönebileceğini dile getirdi.

Üniversitelerin rolünün yalnızca nükleer mühendis yetiştirmekle sınırlı olmadığını söyleyen Mercan; makine, inşaat, elektrik-elektronik ve malzeme gibi disiplinlerden gelen mühendislerin nükleer standart ve pratiklerle desteklenmesi için seçmeli dersler ve uygulamalı içeriklerin artırılmasını önerdi.

AKKUYU SONRASI, ÖNCELİK

Dr. Mercan’a göre Akkuyu sonrasında Türkiye’nin öncelikli başlıklarından biri, kendi reaktörünü geliştirmeye yönelik adımların hızlandırılması olmalı. Bunun için yerli sanayinin nükleer standartlarda pompa, vana, boru, valf, basınç kabı gibi kritik ekipmanları üretebilmesi; bu ürünlerin ölçüm, doğrulama ve onay süreçleri için TSE gibi kurumların altyapısının güçlendirilmesi ve yeni tasarım hedefi için Ar-Ge’nin büyütülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca NDK’nın lisanslama süreçlerini yeni tasarımları kapsayacak şekilde geliştirmesinin önemine vurgu yaptı.

''NÜKLEERİN TEMELİ GÜVENLİK VE DENETİM''

Nükleer yatırımlarda güvenlik ve denetimin kritik olduğunun altını çizen Mercan, olasılığı düşük senaryoların dahi incelendiğini ve tüm dünyada yüksek kalite–güvenilirlik standartlarıyla lisanslama yapıldığını vurguladı. Bunun temel sebebinin, olası bir nükleer olayın yalnızca yerelde değil farklı coğrafyalarda yaşayan insanları etkileyebilmesi ve etkilerin uzun yıllar sürebilmesi olduğunu belirtti. Ayrıca nükleer olayların politik sonuçlar doğurabildiğini; örnek olarak Fukushima sonrası Almanya’nın nükleer santrallerle ilgili kararlarını hatırlattı.

Haber Merkezi-Beyza Kum

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.