Business World Alliance (BWA) bünyesinde Türkiye’ye kalıcı kurumsal yatırımlar kazandıran iş insanı Çetin Ay, İran’daki siyasi yapı ve rejim-devlet ayrışmasına ilişkin Manşet Haber’e değerlendirmelerde bulundu.
Ay, İran’da hükümetin zamanla devleti ikame eden bir yapıya dönüştüğünü belirterek, bunun ülkeyi ekonomik ve jeopolitik açıdan kırılgan hale getirdiğini söyledi.
“SERT SÖYLEM GÜÇ ÜRETMEZ, KIRILGANLIK ÜRETİR”
İran rejiminin, iktidarda kalabilmek adına İsrail ve ABD karşıtlığı üzerinden sert bir dil benimsediğini ifade eden Ay, bu söylemin uzun vadede gerçek bir güç üretmediğini vurguladı. Ay’a göre, İran’ın yükselişi dönemin küresel güç dengeleri içinde mümkün olurken, sonuçta ülke dış baskıya açık ve ekonomik olarak zayıf bir yapıya sürüklendi.
HUMEYNİ’DEN HAMANEY’E: KÜRESEL DENKLEMLE KESİŞEN BİR İKTİDAR
Ayetullah Humeyni’nin ortaya çıkışı ve iktidara gelişiyle ABD ve İngiltere’nin bölgesel hesaplarının aynı döneme denk geldiğine dikkat çeken Ay, Hamaney döneminde ise İran’ın İsrail merkezli güvenlik denkleminde işlevsel bir figüre dönüştüğünü savundu.
“Devrimler ve iktidar değişimleri küresel konjonktürden bağımsız değildir” diyen Ay, Humeyni devriminin de uluslararası dengelerin dışında doğmadığını ifade etti.
“GÜÇLENEN ÜLKE MİYDİ, YOKSA SADECE İKTİDAR MI?”
1979’da Humeyni’nin İran’a dönüşüyle yeni bir düzen kurulduğunu hatırlatan Çetin Ay, asıl sorunun yıllar sonra daha net görüldüğünü söyledi:
“Asıl mesele şudur: Güçlenen gerçekten ülke miydi, yoksa yalnızca iktidar mı?”
Ay, anti-Amerikan söylemin kalabalıkları mobilize edebileceğini ancak bunun kalıcı bir devlet gücü üretmediğini dile getirdi.
TASFİYELER, İDAMLAR VE TEK MERKEZLİ GÜÇ
Devrim sonrası süreçte tasfiyelerin, idamların ve muhalefetin susturulmasının sistematik hale geldiğini belirten Ay, hukuk ve kurumların ideolojik çerçevede yeniden şekillendirildiğini söyledi. Gücün tek merkezde toplanmasının, devleti değil rejimi güçlendirdiğini ifade etti.
MEDYA, PROPAGANDA VE GERÇEKLİK ARASINDAKİ UÇURUM
Rejim güçlendikçe medyanın tek sesli hale geldiğini vurgulayan Ay, lider kültünün inşa edildiğini ve yolsuzluk ile adaletsizliğin geri plana itildiğini kaydetti. İran’da “dünyanın en güçlü silahlarını üretiyoruz” söyleminin propaganda düzeyinde kaldığını belirten Ay, sahadaki gerçekliğin bu iddiaları desteklemediğini söyledi.
AMBARGONUN BEDELİNİ HALK ÖDEDİ
Yıllar süren yaptırımların bedelini İran halkının ödediğini ifade eden Çetin Ay, ekonominin daraldığını, yoksulluğun derinleştiğini ve gençlerin umudunu kaybettiğini belirtti. Petrol gelirlerine rağmen refah üretilememesinin temel nedeninin içerideki kutuplaşma ve güven kaybı olduğunu vurguladı.
“DEVLET GÜCÜ İKTİDARI KORUMAK İÇİN DEĞİL, MİLLETİ KORUMAK İÇİNDİR”
Polis, asker, yargı ve güvenlik kurumlarının bir hükümetin değil, milletin teminatı olduğunu belirten Ay, devlet gücünün iktidarı korumak için kullanıldığında zayıfladığını söyledi.
“Devlet milleti koruduğunda güçlenir. İktidar kendini devletin yerine koyduğunda ise zemin zayıflar.”
IRAK, LİBYA, SURİYE ÖRNEĞİ: ÇÖKÜŞ İÇERİDEN BAŞLAR
Irak, Libya ve Suriye örneklerini hatırlatan Ay, dış müdahalelerin bir gecede gelmediğini, içeride oluşan adalet, güven ve meşruiyet kaybının bu süreci hazırladığını dile getirdi. Bir ülkede halkın bir kesiminin dış müdahaleye umut bağladığı, diğer kesiminin ise korkudan sustuğu noktada çözülmenin başladığını vurguladı.
“GERÇEK BAĞIMSIZLIK BAĞIRMAK DEĞİL, GÜVEN ÜRETMEKTİR”
Değerlendirmesinin sonunda Çetin Ay, kalıcı olanın yönetimler değil kurumlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Gerçek bağımsızlık sloganla olmaz. Gerçek liderlik rakipleri ezmek değil, kuralları ayakta tutmaktır. Hükümet devletten güçlü olmamalıdır. Hükmetmez; hizmet eder.”
