Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve sürekli çevrim içi olma hali… Günlük yaşamın vazgeçilmez parçaları haline gelen dijital araçlar, beraberinde yeni bir sorunu da gündeme taşıyor: dijital tükenmişlik.
Uzmanlara göre dijital tükenmişlik, yalnızca uzun süre ekran başında kalmanın yarattığı basit bir yorgunluk değil. Sürekli erişilebilir olma isteği, bildirim akışı ve çevrim içi kalma baskısı; bireylerde zihinsel, duygusal ve fiziksel belirtilerle kendini gösteren bir tükenme haline yol açabiliyor.
Özellikle ergenler, gençler ve genç yetişkinler bu risk grubunda öne çıkıyor.
SÜREKLİ BAĞLI OLMA HALİ STRESİ ARTIRIYOR
Uzmanlar, dijital tükenmişliği; dijital ortamlarda geçirilen sürenin artması ve devamlı erişilebilir olma isteği sonucunda ortaya çıkan stres ve gerginlik hali olarak tanımlıyor.
Bu durum zamanla;
-
Düşük verimlilik
-
Motivasyon kaybı
-
Rutin işlerle başa çıkamama
-
Çevreye karşı duyarsızlaşma
-
Sürekli yorgunluk hissi
-
Duyguları kontrol etmede zorlanma
gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.
Genç bireylerin önemli bir kısmı kendilerini “dijital tükenmiş” olarak tanımlamasa da, yapılan değerlendirmelerde ekran süresi, sosyal medya kullanımı ve psikolojik değişkenler arasında anlamlı bağlantılar bulunduğu belirtiliyor.
GERÇEK HAYATTAN UZAKLAŞMA RİSKİ
Uzmanlara göre dijital yaşam ile gerçek yaşam arasındaki denge bozulduğunda, yalnızlaşma ve içe kapanma eğilimi artabiliyor. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanımın; okul başarısında düşüş, iş performansında azalma ve sosyal ilişkilerde zayıflama ile ilişkili olduğu ifade ediliyor.
Ayrıca sosyal medyada “görünür olma” baskısının gençler üzerinde ayrı bir stres kaynağı oluşturduğu vurgulanıyor. Sürekli karşılaştırma, beğeni ve takipçi sayısı üzerinden değer algısı geliştirme gibi davranışlar, özsaygı ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyebiliyor.
FİZİKSEL BELİRTİLER DE ORTAYA ÇIKIYOR
Dijital tükenmişlik yalnızca psikolojik etkilerle sınırlı değil. Uzun süreli ekran maruziyeti;
-
Uyku düzeninde bozulma
-
Baş ve kas ağrıları
-
Göz yorgunluğu
-
Kronik halsizlik
gibi fiziksel sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.
Araştırmalar, dijital cihaz kullanım süresinin artmasının bireylerde hem fiziksel hem de duygusal sağlık açısından kaygı yarattığını ortaya koyuyor.
DİJİTAL DETOKS VE BİLİNÇLİ KULLANIM ÖNERİLİYOR
Uzmanlar, dijital tükenmişlikle mücadelede tamamen teknolojiden uzaklaşmanın gerçekçi olmadığını ancak bilinçli ve kontrollü kullanımın mümkün olduğunu belirtiyor.
Öneriler arasında şunlar yer alıyor:
-
Günlük ekran süresine sınır koymak
-
Gereksiz bildirimleri kapatmak
-
Haftada belirli sürelerle dijital mola vermek
-
Sosyal medya kullanımında eleştirel bakış geliştirmek
-
Fiziksel aktivitelere ve yüz yüze ilişkilere daha fazla zaman ayırmak
Ayrıca dijital ortamda geçirilen sürenin bir kısmının üretken faaliyetlere yönlendirilmesinin, tükenmişlik hissini azaltabileceği ifade ediliyor.
FARKINDALIK KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Uzmanlara göre dijital tükenmişlik, çağın koşullarıyla bağlantılı bir sorun. Ancak farkındalık geliştirilmesi ve sağlıklı dijital alışkanlıkların kazandırılmasıyla etkilerinin azaltılması mümkün. Toplumsal bilinçlenme, ailelerin rehberliği ve eğitim süreçlerinde dijital okuryazarlığa daha fazla yer verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Dijital araçların hayatı kolaylaştırdığı bir gerçek. Ancak uzmanların ortak uyarısı net: Teknolojiyi yönetemediğimiz noktada, dijital dünya bireyler üzerinde görünmeyen bir yük haline gelebiliyor.

