ABD ile İran arasında yürütülen ateşkes görüşmelerinde en kritik başlıklardan biri olan uranyum zenginleştirme konusu, taraflar arasındaki anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. İslamabad’da yapılan üst düzey temaslarda, zenginleştirme faaliyetlerine getirilecek sınırlamanın süresi konusunda uzlaşma sağlanamadı.
GÖRÜŞMELER ZENGİNLEŞTİRME SÜRESİNDE TIKANDI
ABD, İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen 20 yıllık bir yasak talep ederken, İran bu sürenin en fazla 5 yıl olabileceğini savunuyor. Taraflar arasındaki bu fark, görüşmelerin ilerlemesini engelleyen temel unsur olarak öne çıkıyor.
URANYUM ZENGİNLEŞTİRME NASIL YAPILIYOR?
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre, doğal uranyumda bulunan U-235 izotopunun oranı yüzde 0,72 seviyesinde bulunuyor. Santrifüj teknolojisiyle bu oran artırılarak farklı kullanım alanlarına uygun hale getiriliyor.
Yüzde 20’nin altındaki zenginleştirme seviyeleri enerji üretimi için yeterli kabul edilirken, yüzde 20 ve üzeri “yüksek zenginleştirilmiş” olarak sınıflandırılıyor. Nükleer silah üretimi için ise bu oranın yüzde 90’ın üzerine çıkması gerekiyor.
İRAN’IN NÜKLEER STOĞU DİKKAT ÇEKİYOR
İran’ın elinde yaklaşık yüzde 60 saflıkta 440 kilogram zenginleştirilmiş uranyum bulunduğu tahmin ediliyor. Bu seviyenin, silah sınıfı olarak kabul edilen yüzde 90 oranına ulaşma süresini önemli ölçüde kısalttığı belirtiliyor.
IAEA Başkanı Rafael Grossi, söz konusu stokun teorik olarak 10’dan fazla nükleer savaş başlığı üretme kapasitesine sahip olduğunu ifade ediyor.
İsfahan, Natanz ve Fordow’daki nükleer tesislerin ise son yıllarda yaşanan çatışmalar ve operasyonlar sırasında ağır hasar aldığı bildiriliyor. Bu tesislerdeki mevcut stokların durumu belirsizliğini koruyor.
2015 ANLAŞMASI BUGÜNKÜ KRİZİN TEMELİNİ OLUŞTURUYOR
2015 yılında imzalanan JCPOA kapsamında İran’ın uranyum zenginleştirme oranı yüzde 3,67 ile sınırlandırılmış, stok miktarı 300 kilogram ile kısıtlanmış ve yeni santrifüj kurulumu yasaklanmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında anlaşmadan çekilme kararı almıştı. Mevcut süreçte tarafların bu anlaşmadaki süreleri yetersiz bulduğu görülüyor.
ABD daha uzun vadeli bir sınırlama talep ederken, İran zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmayı egemenlik meselesi olarak değerlendiriyor.