Suriye’de Cemal Trablusi’nin yakalanması, Mihraç Ural olarak bilinen Ali Keyyali ve bağlantılı olduğu yapılanmaları yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’de THKP-C/Acilciler yapılanmasının önde gelen isimleri arasında yer alan Ural’ın geçmişi, 1982’de Suriye’ye geçişinden burada faaliyet gösteren Mukaveme Suriyye yapılanmasına kadar uzanıyor. Ural’ın adı, 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısına ilişkin yargı sürecinde de firari sanık olarak yer alıyor.
TRABLUSİ’NİN YAKALANMASI DOSYAYI YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI
Suriye İçişleri Bakanlığı, 4 Ekim’de Mihraç Ural’ın yardımcısı Cemal Trablusi’nin Terörle Mücadele Şubesi tarafından yakalandığını açıkladı. Operasyonun gerçekleştirildiği yer ve zamana ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Suriye makamlarının açıklamasında Trablusi’nin, Mukaveme Suriyye yapılanmasının Halep temsilcisi ve büro müdürü olduğu belirtildi. Trablusi’nin eski rejim döneminde çeşitli çatışmalara katıldığı da öne sürüldü. Bu suçlamalar Suriye güvenlik makamlarının açıklamalarına dayanıyor. Trablusi’nin yakalanması, Ural’ın Türkiye’de başlayan ve daha sonra Suriye’ye uzanan geçmişini yeniden gündeme getirdi.
ACİLCİLER’DEN SURİYE’YE UZANAN SÜREÇ
1956’da Antakya’da doğan Mihraç Ural, Türkiye’de THKP-C/Acilciler yapılanmasının önde gelen isimleri arasında yer aldı. THKP-C’den ayrılan isimlerin oluşturduğu yapılanma, Ural’ın Türkiye’deki geçmişinin önemli başlıklarından birini oluşturdu. Yasa dışı örgüt faaliyetleri nedeniyle Türkiye’de tutuklu bulunan Ural’ın 1982’de Suriye’ye kaçmasıyla faaliyetlerinin Suriye’ye uzandığı yeni bir dönem başladı. Ural’ın adı ilerleyen yıllarda Suriye’de Mukaveme Suriyye, diğer adıyla Suriye Direnişi yapılanmasıyla anılmaya başladı. Yapılanmanın özellikle Lazkiye ve Türkiye sınırına yakın bölgelerde faaliyet gösterdiği kayıtlara geçti. Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Mukaveme Suriyye, Beşar Esad yönetiminin yanında hareket eden silahlı yapılardan biri olarak gösterildi. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırısı davasına ilişkin 2026’da açıkladığı gerekçeli kararda da THKP-C/Acilciler yapılanmasının Suriye’deki faaliyetlerine ilişkin tespitlere yer verildi.
REYHANLI DAVASINDA URAL’IN DOSYASI AYRILDI
Mihraç Ural’ın adının geçtiği önemli yargı süreçlerinden biri, 11 Mayıs 2013’te Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin dava oldu. İki ayrı bombalı saldırıda 53 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırının ardından yürütülen soruşturma ve yargılama sürecinde Ural da sanıklar arasında yer aldı. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede Ural’ın saldırının organizasyonunda rol aldığı ve Suriye istihbaratıyla bağlantılı kişilerle birlikte hareket ettiği öne sürüldü. Bunlar savcılığın Ural’a yönelttiği suçlamalar olup kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü niteliği taşımıyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran 2026’daki duruşmada Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel’i 53’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 921’er yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, firari sanıklar Mihraç Ural ile Omar Alkhatıp’ın dosyalarının ayrılmasına karar verdi. Böylece Ural hakkındaki yargı süreci, diğer sanıklar hakkında verilen karardan ayrı olarak devam etti.
TRABLUSİ’NİN YAKALANMASI DOSYANIN SON GELİŞMESİ OLDU
Mihraç Ural’ın adı farklı dönemlerde THKP-C/Acilciler yapılanması, Suriye’deki Mukaveme Suriyye ve Reyhanlı saldırısına ilişkin yargı süreciyle gündeme geldi. Suriye İçişleri Bakanlığının 4 Ekim’de Cemal Trablusi’nin yakalandığını duyurması, Ural’ın bağlantılı olduğu yapılanmayı yeniden gündeme taşıdı. Trablusi’nin Ural’ın yardımcısı ve Mukaveme Suriyye’nin yöneticilerinden biri olduğu Suriye makamları tarafından açıklandı. Ural hakkındaki Reyhanlı dosyası ise sonuçlanmış değil. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Haziran 2026’daki kararıyla diğer sanıklardan ayrılan dosyada Ural, firari sanık konumunda bulunuyor.