The New York Times’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Washington yönetimi son dönemde Çinli şirketler ile İranlı temsilciler arasında yoğunlaşan görüşmelere ilişkin istihbarat verilerini mercek altına aldı. Amerikan güvenlik kurumlarının hazırladığı değerlendirmelerde, söz konusu temasların İran’a yönelik olası savunma ekipmanları ve silah sistemleri tedarikini kapsayabileceği öne sürüldü. Ancak görüşmelerin kapsamına, sevkiyatın boyutuna ya da hangi sistemleri içerdiğine ilişkin net rakamların paylaşılmadığı belirtildi. ABD tarafı, sürecin yalnızca ticari değil aynı zamanda bölgesel güvenlik açısından stratejik sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendirildiğini aktarıyor.

WASHINGTON İÇİNDE GÖRÜŞ AYRILIĞI: SEVKİYAT BAŞLADI MI?
Amerikan istihbarat birimlerinin ulaştığı bilgiler, Washington yönetimi içinde farklı değerlendirmelere neden oldu. Bazı ABD’li yetkililer, Çin merkezli bazı firmaların İran’a askeri teknoloji ve savunma ekipmanı gönderme planlarının henüz hazırlık aşamasında olduğunu savunurken, başka kaynaklar üçüncü ülkeler üzerinden sınırlı lojistik transferlerin başlamış olabileceğini düşünüyor. Özellikle doğrudan sevkiyat yerine ara merkezlerin kullanılabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Körfez bölgesindeki limanlar ve transit ticaret güzergâhlarının dikkatle izlendiği ifade ediliyor. ABD güvenlik çevreleri, Çin’in İran ile geliştireceği olası askeri iş birliğinin bölgesel güç dengeleri üzerinde yeni sonuçlar doğurabileceği görüşünde birleşiyor.
SAHADA DOĞRULANMIŞ BULGU YOK, GERİLİM YÜKSELİYOR
Şubat ayı sonrasında İran bağlantılı gelişmeler nedeniyle Orta Doğu’da yükselen tansiyon, iddiaların daha dikkatli incelenmesine neden oldu. Buna karşın ABD ve İsrail güçlerinin yürüttüğü saha analizlerinde, İran’ın kullanımına sunulduğu iddia edilen yeni Çin yapımı silah sistemlerine ilişkin doğrulanmış bir bulguya ulaşılamadığı belirtildi. Askeri uzmanlar, şu aşamada istihbarat raporlarının olasılık ve hazırlık süreçlerine işaret ettiğini, ancak somut sevkiyat kanıtlarının henüz kamuoyuna yansımadığını ifade ediyor. Buna rağmen Washington’un, Çin–İran hattındaki gelişmeleri yalnızca bölgesel değil küresel güvenlik perspektifinden izlemeyi sürdürdüğü aktarılıyor.