ABD, 3 Kasım 2026 Salı günü kritik bir seçim için sandık başına gidiyor. Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminin ilk iki yılını geride bırakmaya hazırlandığı süreçte yapılacak ara seçimler, Washington'daki güç dağılımını yeniden şekillendirecek.
Seçmenler, Temsilciler Meclisinin 435 üyesinin tamamını ve Senatodaki 35 sandalyenin yeni sahiplerini belirleyecek.
Cumhuriyetçilerin Kongrenin iki kanadındaki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı, Trump'ın 2028'e kadar izleyeceği siyasi yol açısından belirleyici olacak. Demokratların Temsilciler Meclisinde çoğunluğu ele geçirmesi durumunda ise Beyaz Saray üzerindeki denetimin artması ve başkanın politikalarının daha sert biçimde sorgulanması gündeme gelebilecek.
ANKETLERDE TRUMP İÇİN DİKKAT ÇEKEN TABLO
Seçimlere günler kala yayımlanan kamuoyu araştırmaları, Trump yönetiminin seçmen desteği açısından önemli bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
26 Ekim'de tamamlanan Reuters/Ipsos anketine göre Trump'ın görev performansını onaylayanların oranı yüzde 32 seviyesinde ölçüldü. Kayıtlı seçmenler arasında Kongre seçimlerine ilişkin parti tercihinde Demokratlar yüzde 47, Cumhuriyetçiler ise yüzde 36 destek aldı.
Aynı araştırmada katılımcıların yüzde 73'ü yaşam maliyetinin yanlış yönde ilerlediğini belirtti. Bu tablo, ekonomi ve hayat pahalılığına ilişkin tartışmaların seçim gündemindeki ağırlığını ortaya koyuyor.
Ancak ülke genelindeki parti tercihi anketleri, seçim bölgelerindeki sandalye dağılımını doğrudan göstermiyor. Temsilciler Meclisindeki yarışların ayrı ayrı sonuçlanacak olması ve Senatodaki eyalet bazlı rekabet, Kongrenin yeni yapısına ilişkin belirsizliği koruyor.
DEMOKRATLAR TEMSİLCİLER MECLİSİNİ KAZANIRSA NE OLUR?
Seçimin en önemli senaryolarından biri, Demokratların Temsilciler Meclisinde çoğunluğu elde etmesi.
Böyle bir sonuç, Trump'ın başkanlığını sona erdirmese de Kongre ile Beyaz Saray arasındaki ilişkileri önemli ölçüde değiştirebilir. Demokratlar, Temsilciler Meclisi komisyonlarının yönetimini üstlenerek Trump yönetiminin kararlarını inceleme, kamu görevlilerini ifadeye çağırma ve çeşitli konularda soruşturma yürütme imkânına kavuşabilir.
Ayrıca bütçe düzenlemeleri, kamu harcamaları ve yeni yasaların kabulü konusunda Cumhuriyetçilerle uzlaşma ihtiyacı artabilir. Bununla birlikte Trump, başkanlık kararnameleri çıkarma ve anayasal yetkilerini kullanma hakkını koruyacak. Dolayısıyla Temsilciler Meclisindeki çoğunluğun değişmesi, yönetimin bütün politikalarının durdurulacağı anlamına gelmiyor.
TRUMP GÖREVDEN ALINABİLİR Mİ?
Ara seçimlere ilişkin en dikkat çekici tartışmalardan biri, Trump hakkında yeni bir azil sürecinin başlatılıp başlatılamayacağı.
ABD Anayasası'na göre Temsilciler Meclisi, başkan hakkında azil suçlamalarını salt çoğunlukla kabul edebiliyor. Ancak bu karar tek başına başkanın görevden alınmasını sağlamıyor.
Görevden alma için Senatoda yapılacak yargılama sonucunda üyelerin üçte ikisinin mahkûmiyet yönünde oy kullanması gerekiyor. Senatonun 100 üyeli yapısı dikkate alındığında bu eşik 67 oy anlamına geliyor.
Bu nedenle Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisini kazanması, Trump'ın görevden uzaklaştırılması için yeterli değil. Demokratların Senatoda da çoğunluğu elde etmesi durumunda bile görevden alma kararı için gerekli üçte iki desteğin sağlanması ayrı bir siyasi engel oluşturuyor.
Trump'ın ilk başkanlık döneminde iki kez azledilmesine rağmen Senatoda mahkûm edilmemiş olması da bu anayasal ayrımın önemini gösteriyor.
Brookings Enstitüsünün seçim öncesi değerlendirmesinde, Demokratların azil girişimlerini gündeme getirebileceği ancak Senatodaki yüksek oy eşiğinin görevden alma ihtimalini sınırlandırdığına dikkat çekiliyor.
KONGRENİN İKİ KANADINDA DA ÇOĞUNLUK DEĞİŞİRSE
Demokratların hem Temsilciler Meclisini hem de Senatoyu kazanması, Trump yönetiminin kalan iki yılı açısından farklı bir siyasi denge oluşturabilir.
Bu senaryoda Demokratlar, yalnızca yasama faaliyetlerinde değil, üst düzey kamu görevlilerinin ve federal yargıçların atanmasında da daha fazla söz sahibi olacak.
Senatonun başkan tarafından önerilen adayları onaylama yetkisi, Beyaz Saray'ın kadro politikalarında önemli bir denetim mekanizmasına dönüşebilir. Ancak Kongrenin iki kanadında çoğunluğun değişmesi, başkanın veto yetkisini ortadan kaldırmıyor. Trump, Kongreden geçen yasaları veto edebilir. Bu vetonun aşılması için her iki kanatta da üçte iki çoğunluk gerekiyor.
Dolayısıyla Demokratların Kongrede tam kontrol sağlaması halinde bile yürütme ve yasama organları arasında siyasi uzlaşmazlıklar yaşanabilir.
CUMHURİYETÇİLER ÇOĞUNLUĞU KORURSA
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senatodaki çoğunluğunu sürdürmesi ise Trump yönetiminin yasama gündemini ilerletmesi açısından mevcut siyasi yapının devamı anlamına gelecek.
Böyle bir tabloda Beyaz Saray, bütçe politikaları, federal atamalar ve yasama girişimlerinde kendi partisinin Kongre desteğinden yararlanmaya devam edebilir.
Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, bütün düzenlemelerin sorunsuz kabul edileceği anlamına gelmiyor. Parti içindeki görüş ayrılıkları, Senatodaki usul kuralları ve dar sandalye farkları, yönetimin hareket alanını etkileyebilir.
EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKADA YENİ DÖNEM Mİ?
Ara seçimlerin sonuçları yalnızca Washington'daki siyasi rekabeti değil, ABD'nin ekonomi ve dış politika gündemini de etkileyebilir. Özellikle kamu harcamaları, borç tavanı, gümrük tarifeleri ve federal bütçe görüşmeleri, yeni Kongrenin karşı karşıya kalacağı başlıca konular arasında bulunuyor.
Demokratların Kongrede güç kazanması halinde Trump yönetiminin ticaret politikaları, göç uygulamaları ve dış politika kararları daha yoğun denetime tabi tutulabilir.
Bununla birlikte ABD Başkanı'nın dış politika ve yürütme alanındaki yetkileri devam edeceği için Kongredeki değişimin bütün kararları doğrudan tersine çevirmesi beklenmemeli.
3 KASIM SEÇİMLERİ 2028'İN HABERCİSİ Mİ?
ABD'de ara seçimler, başkanlık döneminin ortasında seçmenlerin siyasi tercihlerini ortaya koyması açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
3 Kasım'da ortaya çıkacak sonuçlar, Trump'ın ikinci döneminin kalan bölümünde Kongre ile nasıl bir güç dengesi içinde çalışacağını belirleyecek. Aynı zamanda Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin 2028 başkanlık seçimlerine hazırlanırken izleyecekleri siyasi stratejileri de etkileyebilecek.
Ancak ara seçimlerin sonucu, 2028 başkanlık yarışının sonucunu önceden belirlemiyor.
3 Kasım'da Trump'ın başkanlığı değil, başkanlık yetkilerini kullanırken karşılaşacağı Kongre dengesi oylanacak.Seçim, Trump'ın görevden alınmasına doğrudan yol açmayacak ancak Kongrenin yeni yapısına bağlı olarak yönetim üzerindeki siyasi ve hukuki denetimin kapsamını değiştirebilecek.