İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin Sirik kentindeki iki su deposuna düzenlediği saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Bekayi, 2 bin 500 metreküp kapasiteli iki su deposunun tahrip edildiğini, bunun 10 köyün içme suyundan mahrum bırakılmasıyla sonuçlandığını söyledi ve bu eylemi açık bir savaş suçu ile uluslararası hukukun ağır bir ihlali olarak nitelendirdi. İran yetkilileri, bu saldırının halkın temel yaşam damarlarını hedef aldığını belirtti.
SU TESİSLERİNİN YOK EDİLMESİ VE ETKİLERİ
ABD’nin operasyonlarında Sirik ve Bemani bölgesindeki iki su deposu tamamen imha edildi. Bu tesisler, bölgedeki yüzlerce köyü ve on binlerce insanı içme suyuyla buluşturan önemli altyapı unsurlarıydı. Su dağıtımının kesilmesiyle birlikte özellikle kırsal alanlarda su sıkıntısı yaşanmaya başlandı ve binlerce kişi güvenli içme suyuna erişimde zorluk çekti. Bölgedeki yetkililer alternatif su kaynakları bulma çalışmalarını sürdürüyor.
20 000 KİŞİ SUYA ERİŞEMİYOR
İran devlet medyası ve bölgedeki su şirketi yöneticileri, su altyapısının yok olmasıyla birlikte yaklaşık 20 000 kişinin içme suyundan mahrum kaldığını açıkladı. Yaz aylarında sıcaklıkların 45–50 °C’ye kadar çıktığı bu bölgede içme suyunun kesilmesi, insanların yaşam koşullarını kritik şekilde zorlaştırıyor. Yerel yetkililer, su ağının yeniden işler hâle getirilmesi ve insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması için acil önlemlerin alındığını duyurdu.
BÖLGESEL GERİLİM VE ULUSLARARASI TEPKİ
ABD’nin bu saldırısının arka planında, Hürmüz Boğazı’nda bir ABD Apache helikopterinin düşürülmesi ve ardından yaşanan karşılıklı askeri hareketler bulunuyor. İran, bu saldırıları uluslararası hukuka aykırı ve sivillere zarar vermeye yönelik olarak nitelendirirken bölgedeki gerilimin daha da artabileceğine dikkat çekti. Saldırıların ardından İran’ın diplomatik ve askeri tepkileri de yükseldi, bu durum bölgesel güvenlik ve sürdürülebilir ateşkes çabaları açısından kritik bir kırılma noktası oluşturuyor.