İran ile ABD arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilecek kritik barış müzakereleri öncesinde Tahran yönetiminden dikkat çeken açıklamalar geldi. Görüşmelerin Türkiye saatiyle 13.00’te başlaması beklenirken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede Washington yönetimine duydukları güvensizliği açık şekilde dile getirdi. Arakçi, “ABD’ye tam güvensizlikle müzakereye giriyoruz” ifadelerini kullanarak, geçmişte yaşanan gelişmelerin İran tarafında ciddi bir güven sorunu oluşturduğunu vurguladı. Tarafların İslamabad’a ulaştığı ve görüşme hazırlıklarının tamamlandığı bildirildi.
İRANLI YETKİLİLERDEN ORTAK TUTUM: “İYİ NİYET VAR AMA GÜVEN YOK”
İran cephesinden gelen açıklamalar yalnızca Dışişleri Bakanı Arakçi ile sınırlı kalmadı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da daha önce yaptığı açıklamada ABD ile yürütülen müzakerelerin geçmişte başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlattı. Kalibaf, “Ne yazık ki ABD ile müzakere deneyimimiz her zaman sözlerinde durmamalarıyla sonuçlandı. İran tarafı iyi niyetliydi ancak saldırılarla karşılık gördü. İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok” değerlendirmesinde bulundu. İranlı yetkililer, bu açıklamalarla müzakere sürecine temkinli yaklaşıldığını ve olası anlaşmalar konusunda ciddi çekinceler bulunduğunu ortaya koydu.
MASADA KRİTİK BAŞLIKLAR: NÜKLEER PROGRAM, HÜRMÜZ BOĞAZI VE LÜBNAN
İslamabad’daki görüşmelerde tarafların birçok kritik başlığı ele alması bekleniyor. ABD’nin, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum faaliyetlerinin sınırlandırılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası geçişe açılmasını içeren 15 maddelik teklif sunduğu belirtilirken, İran tarafının ise yaptırımların kaldırılması, bölgesel askeri operasyonların sona erdirilmesi, boğaz üzerindeki kontrol ve geçiş ücretleri gibi talepleri içeren 10 maddelik planla masaya oturacağı ifade ediliyor. Ayrıca İran’ın Lübnan’da ateşkes sağlanmasını müzakerelerin ön koşulu olarak yeniden gündeme getirmesi, görüşmelerin seyrini doğrudan etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi ise sürecin kırılganlığını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.