Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Pasifik 1,5 derece için alarm veriyor: Gözler COP31'de

Pasifik ülkeleri, 1,5 derece hedefi, iklim finansmanı ve okyanuslar için çağrı yaptı. Fiji'deki talepler kasımda Antalya'daki COP31'e taşınacak.

DÜNYA 06.10.2026 12:35 Nahibe Demirel Okuma Süresi: 5 dk
Pasifik 1,5 derece için alarm veriyor: Gözler COP31'de
Paylaş:
N

Pasifik ülkeleri, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde 1,5 derece hedefini yeniden küresel iklim gündeminin ön sıralarına taşıdı. Fiji'deki Pre-COP31 görüşmelerinde bölge ülkeleri, küresel sıcaklık artışının sınırlandırılmasının yanı sıra iklim finansmanına erişimin artırılmasını ve okyanusların iklim politikalarında daha güçlü biçimde ele alınmasını istiyor. Pasifik'in 1,5 derece konusundaki ısrarının arkasında bölgenin iklim değişikliğine karşı kırılganlığı bulunuyor. Düşük rakımlı ada ülkelerinde deniz seviyesindeki yükselme, kıyı taşkınları ve tatlı su kaynaklarının tuzlanması gibi riskler doğrudan yaşam alanlarını etkiliyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programının (UNEP) Eylül 2026'da yayımladığı “Limiting Overshoot” raporu ise tartışmanın geldiği noktayı ortaya koyuyor. Rapora göre küresel sıcaklık artışının önümüzdeki birkaç yıl içinde 1,5 derece eşiğini aşması bekleniyor. Bu tablo, iklim gündeminde yalnızca eşiğin aşılıp aşılmayacağını değil, olası aşımın ne kadar yüksek olacağını ve ne kadar süreceğini de öne çıkarıyor.

1,5 DERECE NE ANLAMA GELİYOR?

İklim tartışmalarında kullanılan “1,5 derece”, herhangi bir ülkedeki günlük hava sıcaklığının 1,5 derece artması anlamına gelmiyor. Paris Anlaşması kapsamındaki hedef, uzun dönemli küresel ortalama sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelere göre 1,5 dereceyle sınırlandırılmasını ifade ediyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) değerlendirmelerine göre küresel sıcaklık artışı yükseldikçe iklim değişikliğine bağlı riskler de artıyor. Küçük ada devletleri açısından bu risklerin başında deniz seviyesindeki yükselme, kıyı taşkınları, altyapının zarar görmesi ve tuzlu suyun tatlı su kaynaklarına karışması geliyor. IPCC'nin küçük adalara ilişkin değerlendirmeleri, 2 derecelik küresel ısınmada bazı risklerin 1,5 dereceye göre daha yüksek olacağını gösteriyor. Bu nedenle yarım derecelik fark, özellikle düşük rakımlı ada ülkeleri açısından iklim değişikliğinin sonuçlarının büyüklüğünü etkileyebiliyor.

PASİFİK NEDEN 1,5 DERECEYİ ÖNE ÇIKARIYOR?

Pasifik ülkelerinin 1,5 derece hedefindeki ısrarı coğrafi koşullarla doğrudan bağlantılı. Bölgede çok sayıda yerleşim denize yakın ve düşük rakımlı alanlarda bulunuyor. Deniz seviyesindeki yükselme bu nedenle yalnızca kıyı çizgisini değil, yerleşimleri, altyapıyı ve kullanılabilir tatlı su kaynaklarını da etkileyebiliyor. Fiji hükümetinin Pre-COP31 kapsamında yaptığı açıklamalarda 1,5 derece hedefinin ulaşılabilir tutulması bölgenin öncelikleri arasında gösterildi. Pasifik ülkeleri ayrıca iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılmasını, okyanusların küresel iklim politikalarında daha fazla yer bulmasını ve bölgenin uluslararası iklim müzakerelerindeki sesinin güçlendirilmesini istiyor. Pasifik Bölgesel Çevre Programı Sekretaryasının (SPREP) aktardığı bilgilere göre Fiji'deki Pre-COP31 görüşmelerine 50'den fazla ülkeden bakanlar, hükümet yetkilileri ve yüzlerce temsilci katılıyor. UNEP'in son değerlendirmesi ise 1,5 derece tartışmasını yeni bir aşamaya taşıyor. Kurum, bu seviyenin önümüzdeki birkaç yıl içerisinde geçici olarak aşılmasının beklendiğini ancak bunun sıcaklık artışını sınırlandırma çabalarının sona ermesi anlamına gelmediğini belirtiyor. Rapora göre olası aşımın mümkün olduğunca düşük ve kısa süreli tutulması önem taşıyor. Sıcaklığın 1,5 derecenin üzerine çıktığı her ek seviye ve bu seviyenin üzerinde geçirilen süre, insanlar, ekosistemler ve ekonomiler üzerindeki iklim risklerini artırıyor.

OKYANUSLARDA RİSK BÜYÜYOR

Pasifik'in COP31 gündeminin diğer önemli ayağını okyanuslar oluşturuyor. Bölge ülkeleri açısından okyanuslar yalnızca doğal çevrenin değil; gıda kaynaklarının, ekonomik faaliyetlerin, ulaşımın ve kıyı toplumlarının yaşamının da merkezinde bulunuyor. IPCC, küçük ada devletlerinin deniz seviyesindeki yükselme, okyanusların ısınması ve denizel sıcak hava dalgaları gibi değişimlerden etkilendiğine dikkat çekiyor. Küresel sıcaklık artışı yükseldikçe bu alanlardaki risklerin de büyümesi bekleniyor. Bu nedenle Pasifik ülkeleri, okyanusların iklim politikalarında yalnızca çevresel bir başlık olarak ele alınmasını yeterli görmüyor. Fiji'deki Pre-COP31 görüşmelerinde okyanus politikalarının emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, gıda güvenliği ve finansmanla birlikte değerlendirilmesi gerektiği öne çıkarılıyor.

İKLİM FİNANSMANINDA YILLIK 3,3 MİLYAR DOLARLIK İHTİYAÇ

Pasifik'in COP31 öncesindeki taleplerinin önemli bir bölümünü iklim finansmanı oluşturuyor. Bölge ülkeleri, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyulan kaynaklara erişimin yetersiz kaldığını belirtiyor. SPREP'in 6 Ekim'de Pre-COP31 kapsamında paylaştığı verilere göre Pasifik ülkelerinin yıllık iklim finansmanı ihtiyacının yaklaşık 3,3 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Mevcut taahhütlerin ise bu ihtiyacın yaklaşık üçte birini karşıladığı belirtiliyor. SPREP'in verileri, iklim kaynaklı afetlerin bölge ekonomileri üzerindeki yükünün de büyüklüğünü gösteriyor. Kuruluşa göre tek bir kasırga, bazı Pasifik ülkelerinde gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 20'sine ulaşabilen ekonomik kayıplara neden olabiliyor. Bölge ülkelerinin talebi bu nedenle yalnızca daha fazla finansman sağlanmasıyla sınırlı değil. Kaynaklara erişimin kolaylaştırılması, finansmanın öngörülebilir hale gelmesi ve ihtiyaç duyan hükümetlerle yerel topluluklara daha hızlı ulaşması da gündemde.

DENİZ SEVİYESİNDEKİ YÜKSELME TUVALU'DA GÜNDEMDE

Pre-COP31 programının bir bölümü Fiji'deki toplantı salonlarının dışına taşındı. Liderler ve üst düzey temsilciler, düşük rakımlı Pasifik ada ülkelerinden Tuvalu'da iklim değişikliğinin etkilerini ve uyum çalışmalarını yerinde incelemek üzere bir araya geldi. AFP'nin 6 Ekim tarihli haberine göre program kapsamında Tuvalu'nun başkenti Funafuti'ye giden liderler, deniz seviyesindeki yükselmeye karşı yürütülen çalışmaları inceledi. Funafuti'nin en yüksek noktası deniz seviyesinden yaklaşık iki metre yüksekte bulunuyor. Tuvalu'da yükselen deniz seviyesinin etkilerini azaltmaya yönelik kıyı uyum projeleri yürütülüyor. Ülkenin Pre-COP31 programına dahil edilmesiyle Pasifik ülkelerinin müzakere masasına taşıdığı deniz seviyesi, kıyıların korunması ve uyum politikaları gibi başlıklar sahadaki örnekleri üzerinden de ele alınıyor.

GÖZLER ANTALYA'DAKİ COP31'DE

Pasifik'teki görüşmelerin ardından küresel iklim diplomasisinin ana duraklarından biri Türkiye olacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (UNFCCC) açıkladığı programa göre COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center'da gerçekleştirilecek. Türkiye konferansa ev sahipliği yapacak. UNFCCC'nin açıkladığı yapıya göre Türkiye ile Avustralya, COP31 sürecinde yakın ortaklık içinde çalışacak. COP toplantıları, Paris Anlaşması kapsamındaki küresel iklim politikalarının müzakere edildiği temel platformlardan biri. Emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum, iklim finansmanı ve ülkelerin iklim taahhütleri bu toplantılarda ele alınan başlıklar arasında bulunuyor. Fiji'deki Pre-COP31 görüşmeleri de Antalya'daki konferans öncesindeki hazırlık sürecinin bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle Pasifik'in 1,5 derece, okyanuslar ve finansman konusunda ortaya koyduğu taleplerin COP31 sürecinde de gündemde olması bekleniyor.

PASİFİK'TEN ANTALYA'YA ÜÇ ANA BAŞLIK

Pre-COP31 görüşmelerinde ortaya çıkan tablo, Pasifik ülkelerinin Antalya'ya giderken üç temel başlık üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor: 1,5 derece hedefinin mümkün olduğunca korunması, iklim finansmanına erişimin artırılması ve okyanusların küresel iklim politikalarında daha güçlü biçimde ele alınması. UNEP'in son değerlendirmesi 1,5 derece eşiğinin önümüzdeki birkaç yıl içinde aşılmasının beklendiğine işaret ederken iklim müzakerelerinin önündeki soru da değişiyor. Tartışma artık yalnızca 1,5 derecenin aşılıp aşılmayacağı üzerinden değil; aşımın ne kadar sınırlandırılabileceği, ne kadar kısa tutulabileceği ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılgan toplumların nasıl korunacağı üzerinden ilerliyor. Fiji ve Tuvalu'da gündeme taşınan bu başlıkların bir sonraki önemli müzakere adresi ise kasım ayında Antalya'daki COP31 olacak.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
TURQUALITY Uzmanı Eğitim Programı'na geri sayım
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TURQUALITY Uzmanı Eğitim Programı'na geri sayım
WhatsApp
İhbar Hattı