ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinden kısa süre sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin’e gitmesi, uluslararası sistemde yeni güç dengesi tartışmalarını beraberinde getirdi. Çin lideri Şi Cinping ile yapılacak görüşmelerde ekonomi, enerji ve stratejik iş birliği başlıklarının öne çıktığı belirtiliyor.
Yaklaşık 40 anlaşmanın imzalanmasının beklendiği ziyarette, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu gerilimleri sonrası enerji güvenliği ve ticaret koridorları da masada yer alıyor.

ASYA YÜZYILI TARTIŞMASI YENİDEN ALEVLENDİ
Emekli Amiral Cem Gürdeniz, Çin’in art arda liderleri ağırlamasını “küresel güç merkezinin Asya’ya kayışı” olarak değerlendirdi. Gürdeniz’e göre bu tablo, yalnızca diplomatik temasların ötesinde yeni bir jeopolitik düzenin işareti niteliğinde.
Uzman değerlendirmelerde, küresel ekonomik ve siyasi ağırlığın Atlantik ekseninden Asya eksenine kaydığı vurgulanırken, Çin’in enerji, teknoloji ve finans alanlarında merkez ülke konumunu güçlendirdiği ifade ediliyor.

ENERJİ, TİCARET VE YENİ BLOKLAŞMA SÜRECİ
Putin’in Pekin ziyaretinde enerji anlaşmaları, dolar dışı ticaret modelleri ve Arktik koridorları gibi başlıkların öne çıktığı aktarılıyor. Bu süreçte Rusya’nın Çin için enerji tedarikinde kritik bir role yöneldiği değerlendiriliyor.
Analizlere göre, küresel sistemde yeni bir ekonomik bloklaşma eğilimi güçlenirken, alternatif finans ve ticaret ağlarının da hızla genişlediği görülüyor.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK STRATEJİK UYARILAR
Değerlendirmelerde Türkiye’nin çok kutuplu dünya düzeninde daha esnek ve çok yönlü bir dış politika izlemesi gerektiği görüşü öne çıkıyor. Türk Devletleri Teşkilatı, BRICS ve Avrasya merkezli iş birliklerinin önem kazandığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre enerji koridorları, lojistik hatlar ve savunma sanayi ekseninde şekillenen yeni küresel düzende ülkelerin tek merkezli ittifaklara bağlı kalması giderek zorlaşıyor.
ATLANTİK–ASYA DENGESİNDE YENİ DÖNEM
Analizlerde, küresel güç merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaydığı ve Asya’nın üretim, teknoloji ve finans alanlarında daha belirleyici hale geldiği vurgulanıyor. Bu dönüşümün uzun vadede uluslararası sistemin yapısını köklü biçimde değiştirebileceği değerlendiriliyor.