Biruni Üniversitesi, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin yabancı dil eğitimini desteklemek amacıyla İstanbul'daki devlet okullarında görev yapan 25 İngilizce öğretmeni için yapay zeka destekli bir eğitim programı başlattı. Altı gün sürecek uygulamalı programda öğretmenlerin öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını belirleme, öğretim yöntemlerini uyarlama ve gelişimi yapay zeka araçlarıyla takip etme becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
25 ÖĞRETMENE ALTI GÜNLÜK UYGULAMALI EĞİTİM
Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesinin, TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları kapsamında hazırladığı "Fark Et, Uyarla, Takip Et: Öğrenme Güçlüğünde Tanıdan Uygulamaya Öğretmen Mentörlüğü" projesinin açılış programı gerçekleştirildi. Proje kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul'daki devlet okullarında çalışan 25 İngilizce öğretmeni eğitim alacak. Programda, özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin ihtiyaçlarının belirlenmesi, yabancı dil öğretiminin bireysel farklılıklara göre düzenlenmesi ve yapay zeka araçlarının sınıf ortamında kullanılması ele alınacak. Öğretmenlerin öğrencilerin yaşadığı öğrenme güçlüklerini fark edebilmesi, eğitim yöntemlerini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirebilmesi ve öğrencilerin gelişimini yapay zeka destekli uygulamalarla izleyebilmesi hedefleniyor.
"EĞİTİM İŞİ ÖĞRETMENSİZ OLMAYACAK"
Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adnan Ömerustaoğlu, teknolojideki gelişmelerin eğitim yöntemlerini dönüştürdüğünü ancak öğretmenin önemini azaltmayacağını belirtti. Yapay zekanın eğitim alanında yeni imkanlar sunduğunu ifade eden Ömerustaoğlu, geleneksel yöntemlerin tek başına yeterli olmadığını ve öğretmenlerin değişen şartlara uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Teknolojinin öğretmenin yerini alamayacağını vurgulayan Ömerustaoğlu, "Ne olursa olsun, bu alanda ne kadar gelişme yaşanırsa yaşansın, yapay zeka hayatımıza ne kadar girip katkı sağlarsa sağlasın, işin esas gerçekleştiricisi öğretmendir. Eğitim işi öğretmensiz olmayacak. Öğretmenliğin belki fonksiyonu değişiyor, değişmeye de devam edecek. Ancak önemi azalmayacak, aksine artacak." ifadelerini kullandı. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerde erken tanılamanın ardından öğretmenlere önemli görevler düştüğünü kaydeden Ömerustaoğlu, yeni yöntemlerin uygulamalı eğitimlerle öğretmenlere aktarılmasının önemine işaret etti. Ömerustaoğlu ayrıca Eğitim Fakültesinin bu yıl bir TÜBİTAK 4005 ve iki TÜBİTAK 4008 projesiyle eğitim çalışmalarına katkı sunduğunu ve benzer projeler geliştirmeyi sürdüreceklerini belirtti.
YAPAY ZEKA ÖĞRETMENİN KARARLARINI DESTEKLEYECEK
Proje yürütücüsü Doç. Dr. Gizem Mutlu Gülbak, çalışmanın öğrenme güçlüğü ile İngilizce öğretimi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıktığını söyledi. Aynı sınıftaki öğrencilerin farklı öğrenme özellikleri gösterebildiğine dikkati çeken Gülbak, amaçlarının her öğrencinin İngilizce öğrenme sürecini destekleyebilecek kapsayıcı bir yapı oluşturmak olduğunu ifade etti. Gülbak, "Önce, öğrencinin nerede ve neden zorlandığını fark etmek istiyoruz. Sonra, öğrenme hedefinden vazgeçmeden öğretimi öğrencinin gereksinimlerine uyarlamak istiyoruz. Son olarak da yaptığımız uyarlamanın gerçekten öğrencinin öğrenmesini destekleyip desteklemediğini takip etmek istiyoruz. Neyi değiştirebiliriz, neyi düzeltebiliriz, ne çalışıyor, ne çalışmıyor gibi sorulara cevap arıyoruz." dedi. Programda okuma, yazma, dinleme, konuşma ve kelime öğretimine yönelik uygulamalar yapılacağını belirten Gülbak, kişiselleştirilmiş öğretimin yapay zeka araçlarıyla nasıl desteklenebileceğinin öğretmenlere gösterileceğini aktardı. Yapay zekanın öğretmenin yerine geçen bir unsur olmadığını vurgulayan Gülbak, "Projemizde yapay zekayı öğretmenin yerini alan bir unsur olarak değil, öğretmenin pedagojik kararlarını ve mentörlük rolünü destekleyen bir araç olarak ele alıyoruz. Bu programın sonunda yalnızca yeni araçlar tanımayı değil, bu araçları neden, ne zaman ve hangi öğrenci için kullanmamız gerektiğini birlikte tartışmayı da önemsiyoruz." ifadelerini kullandı. Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı da öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin yalnızca zorlandıkları alanlarla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bu öğrencilerin yaratıcılık, üç boyutlu düşünme ve ilişkiler arasında bağlantı kurma gibi farklı alanlarda güçlü beceriler gösterebildiğini belirten Sayı, öğrenme farklılıklarına yönelik toplumsal yaklaşımın değişmesi gerektiğini ifade etti. Sayı, "Biz, özel çocuklar diyoruz ama Avrupa'da artık 'neurodiversity', yani nöroçeşitlilik diyoruz. Özel bile demiyoruz, farklı da demiyoruz, çeşitlilik olarak görüyoruz. Bugün hala bu çocukların kabul edilmesi ve öğretmenlerimizin bu duruma hoşgörüyle yaklaşması için çaba gösteriyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Daha önce öğrenme güçlüğü alanındaki bir TÜBİTAK projesine gözlemci olarak katıldığını aktaran Sayı, buradaki deneyimlerin özel eğitim ile yabancı dil öğretimini bir araya getiren yeni proje fikrine katkı sağladığını kaydetti. Sayı, programın öğretmenlerin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencileri daha iyi anlamalarına ve yapay zeka araçlarından eğitim süreçlerinde yararlanmalarına katkı sunmasının beklendiğini belirtti.