Küresel emtia piyasalarında bakır ve alüminyum fiyatlarının seyri ayrıştı. Sanayi üretiminin temel girdileri arasında bulunan iki metalde Çin ekonomisinden gelen sinyaller, stok seviyeleri, doların seyri ve küresel arz beklentileri fiyatlamalarda belirleyici oluyor.
Bakır tarafında talebe ilişkin beklentiler güçlenirken alüminyumda ise artabilecek arz ve güçlü dolar fiyatların aşağı yönlü hareket etmesine neden oluyor.
ÇİN'DEN GELEN VERİLER BAKIRI DESTEKLEDİ
Bakır fiyatlarının yükselişinde dünyanın en büyük metal tüketicilerinden Çin'deki ekonomik görünüm öne çıktı. Çin'de imalat faaliyetlerinin yeniden büyümeye işaret etmesi, sanayi metalleri açısından talebin güçlenebileceği beklentisini artırdı. Özellikle üretim faaliyetlerindeki toparlanmanın bakır tüketimini destekleyebileceği beklentisi fiyatlara olumlu yansıdı.
Bakır; elektrik altyapısından inşaata, otomotivden elektronik sektörüne kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip. Bu nedenle dünyanın önemli üretim merkezlerinden Çin'deki ekonomik hareketlilik, metalin fiyatı açısından yakından takip ediliyor.
AZALAN STOKLAR FİYATLARA DESTEK VERDİ
Bakırdaki yükselişi destekleyen bir diğer unsur ise borsa stoklarındaki gerileme oldu. Piyasada işlem gören bakır stoklarının azalması, mevcut arzın talebi karşılamasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyor. Stokların gerilemesi, talebin güçlü kalması durumunda piyasadaki metal miktarının daralabileceği beklentisini artırabiliyor. Talep görünümündeki iyileşmenin azalan stoklarla birleşmesi, bakır fiyatlarının yukarı yönlü hareketini destekledi.
Bu gelişmelerin etkisiyle bakır üst üste üçüncü ayını da yükselişle tamamladı.
BAKIRDA ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ DE YAKINDAN İZLENİYOR
Bakır piyasasında kısa vadeli ekonomik göstergelerin yanı sıra küresel enerji dönüşümünün oluşturduğu talep de önemini koruyor. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekeleri ve enerji altyapısında yoğun olarak kullanılan bakır, küresel elektrifikasyon sürecinde stratejik metaller arasında gösteriliyor.
Bu nedenle Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerde sanayi üretiminin seyri kadar enerji ve altyapı yatırımlarındaki gelişmeler de bakır talebine yönelik beklentiler üzerinde etkili oluyor.
ALÜMİNYUMDA TERS YÖNLÜ HAREKET
Bakırdaki olumlu görünümün aksine alüminyum piyasasında satış baskısı öne çıktı. Alüminyum fiyatları yaklaşık üç ayın en düşük seviyelerine gerilerken fiyatlardaki düşüşte doların güçlenmesi ve küresel arzın artabileceğine yönelik beklentiler etkili oldu.
Alüminyum da bakır gibi otomotivden inşaata, ambalajdan havacılığa kadar birçok sektörde kullanılan temel sanayi metalleri arasında bulunuyor. Ancak piyasadaki arz-talep dengesi bakırdan farklı bir fiyatlama oluşmasına neden oldu.
GÜÇLÜ DOLAR METALLERİ BASKILIYOR
Alüminyum üzerindeki baskının önemli nedenlerinden biri doların küresel piyasalardaki güçlü seyri oldu. Emtiaların büyük bölümünün uluslararası piyasalarda dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle ABD para birimindeki yükseliş, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından metalleri daha pahalı hale getirebiliyor.
Bu durum emtia talebini sınırlayabileceği beklentisini beraberinde getirerek fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabiliyor.
ARZ BEKLENTİSİ ALÜMİNYUMU AŞAĞI ÇEKTİ
Alüminyum piyasasında arzın artabileceğine ilişkin beklentiler de fiyatların gerilemesinde etkili oldu.
Üretimin talebin üzerinde artabileceği beklentisi, piyasada arz fazlası oluşabileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Bu görünüm güçlü doların yarattığı baskıyla birleşince alüminyum fiyatları yaklaşık üç ayın en düşük seviyelerine kadar çekildi.
GÖZLER ÇİN VE DOLARIN SEYRİNDE
Önümüzdeki dönemde sanayi metallerinin yönü açısından Çin ekonomisinden gelecek veriler yakından izlenecek. Çin'deki üretim faaliyetlerinin toparlanmayı sürdürmesi, özellikle bakır açısından talep beklentilerini destekleyebilir. Buna karşılık küresel arzın seyri ve doların güçlenmeye devam edip etmeyeceği hem bakır hem de alüminyum fiyatlarında belirleyici olabilir.
Bakırdaki yükseliş ile alüminyumdaki gerilemenin aynı dönemde yaşanması ise sanayi metallerinde yalnızca küresel büyüme beklentilerinin değil, her metalin kendi arz-talep koşullarının da fiyatlamalarda belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.