Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Pascal Coppens, Türkiye’nin küresel ticaret ve teknoloji rekabetinde kritik bir rol üstlenebileceğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Coppens, Çin’in tek başına küreselleşme sürecini yürütmek istemediğini ve Türkiye’nin bu denklemde stratejik bir ortak olarak öne çıktığını söyledi.
Çin’in yükselişinin Batı’da yeterince doğru okunmadığını savunan Coppens, birçok ülkenin bu dönüşümü “kaçırdığını” ifade etti. Türkiye’nin ise genç nüfusu, üretim gücü ve jeopolitik konumuyla bu değişimi avantaja çevirebilecek ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
“TÜRKİYE, ÇİN İÇİN STRATEJİK KÖPRÜ KONUUMUNDA”
Coppens’e göre Türkiye, Çin’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılımında doğal bir geçiş noktası oluşturuyor. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Türkiye’nin batı ucunda yer almasının büyük bir fırsat sunduğunu belirten Coppens, iki ülke arasındaki iş birliğinin teknoloji ve tedarik zinciri alanlarında güçlü bir sinerji yaratabileceğini söyledi.
Türkiye’nin Çin’in yapay zekâ, dijitalleşme ve üretim teknolojilerinden faydalanabileceğini ifade eden Coppens, buna karşılık Türk şirketlerinin de Çin ekosistemine entegre olarak önemli kazanımlar elde edebileceğini dile getirdi.
“ÇİN MODELİ KÜRESEL DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR”
Çin’in artık yalnızca üretim merkezi değil, aynı zamanda inovasyon üreten bir güç haline geldiğini vurgulayan Coppens, elektrikli araçlar, yapay zekâ ve biyoteknoloji gibi alanlarda Çin’in küresel standartları belirlemeye başladığını söyledi.
Temu ve Shein gibi platformların perakende sektörünü dönüştürdüğünü belirten Coppens, “tüketiciden üreticiye” modelinin dünya ticaretinde köklü bir değişim yarattığını ifade etti. Ona göre Çin, sadece mevcut pazarlarla rekabet etmiyor, aynı zamanda yeni pazarlar inşa ediyor.
“TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN ÇİN MODELİ DÖNÜŞÜM FIRSATI”
Coppens, Türk şirketlerine de önemli tavsiyelerde bulunarak hız, yapay zekâ entegrasyonu ve tüketici odaklı üretim modeline geçişin zorunlu hale geldiğini söyledi. Geleneksel perakende anlayışının artık değiştiğini belirten Coppens, mağazaların “deneyim alanı”na dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Çin’i bir “rekabet sahası” değil, bir “antrenman alanı” olarak tanımlayan Coppens, küresel başarı için ekosistem temelli iş birliklerinin önemine dikkat çekti.