Küresel piyasalarda yeni haftanın en önemli gündem maddesini ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı oluşturuyor. ABD’de enflasyonun seyri ve enerji maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki etkisi tartışılırken, yatırımcılar Fed’in yılın kalan döneminde nasıl bir politika izleyeceğine ilişkin işaret arıyor.
Türkiye’de ise geçen hafta açıklanan faiz indiriminin ardından dikkatler, küresel finansman koşulları ile yurt içindeki para politikası adımlarının birlikte nasıl şekilleneceğine çevrildi. Cumhuriyet Bayramı nedeniyle işlem süresinin kısalacağı haftada, Fed’in açıklamaları ve TCMB’nin toplantı özeti öne çıkıyor.
FED KARARINDA ARALIK MESAJI ÖNE ÇIKIYOR
Fed’in 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği toplantıda faizleri değiştirmemesi bekleniyor. Banka, eylül toplantısında 25 baz puanlık artışla politika faizi hedef aralığını yüzde 3,75-4 seviyesine yükseltmişti. Ekim kararının ardından yılın son toplantısı 8-9 Aralık’ta yapılacak. Bu nedenle piyasaların odağı yalnızca ekim ayındaki faiz kararında olmayacak. Karar metninde enflasyona ilişkin değerlendirmelerin nasıl değişeceği ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın yeni bir artış ihtimaline ne ölçüde açık kapı bırakacağı da fiyatlamalarda etkili olabilecek.
ABD’de fiyat baskılarının sürmesi, yıl bitmeden yeni bir faiz artırımı olasılığını gündemde tutuyor. Bununla birlikte aralık toplantısının sonucu henüz kesinleşmiş değil. Açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri ile finansal koşullardaki değişim, kararın şekillenmesinde belirleyici olacak.
FAİZİN SABİT KALMASI TEK BAŞINA YÖNÜ BELİRLEMEYECEK
Piyasalar açısından faiz kararının beklentilerle uyumlu gelmesi kadar, kararın hangi gerekçelerle açıklandığı da önem taşıyor. Faizler değişmese bile enflasyon risklerini öne çıkaran ve ilave sıkılaşma ihtimalini güçlendiren bir iletişim, yatırımcıların pozisyonlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir.
Olası bir sıkılaşma mesajı, dolar ve ABD tahvil getirileri üzerinden altın ile gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı oluşturabilecek senaryolar arasında bulunuyor. Daha temkinli ve yeni verileri beklemeyi öne çıkaran bir yaklaşım ise risk iştahını destekleyebilir.
Ancak bu etkilerin büyüklüğü, açıklamaların piyasanın mevcut beklentilerinden ne kadar farklılaştığına bağlı olacak. Bu nedenle faizlerin sabit tutulması, tek başına doların gerileyeceği veya borsaların yükseleceği anlamına gelmiyor.
TCMB FAİZİ YÜZDE 36’YA ÇEKTİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 22 Ekim’de politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37’den yüzde 36’ya düşürdü. Aynı toplantıda gecelik borç verme faizi yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik borçlanma faizi de yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e çekildi. Kararın gerekçesinde, son verilerin enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlamayı desteklediği ve iç talebin zayıf seyrini koruduğu belirtildi. Buna karşılık yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümüne yönelik risk oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. Böylece faiz indiriminin ardından da fiyat istikrarına ilişkin risklerin yakından takip edildiği mesajı verildi.
Yurt içi piyasalar açısından bundan sonraki temel soru, indirimlerin hangi hızla süreceği olacak. Enflasyondaki yavaşlamanın kalıcılığı, talep koşulları ve enerji maliyetleri, yeni adımlara ilişkin beklentilerin merkezinde yer alacak.