ABD borsalarında şirketlerin kâr beklentileri yükselişi desteklerken, bu hareketin piyasanın geneline yayılmaması risk unsuru olarak öne çıkıyor. Goldman Sachs stratejisti Ben Snider ve ekibinin 16 Ekim tarihli raporu, endekslerin zirveye yakın seyrine rağmen çok sayıda hissenin kendi rekor seviyelerinden uzak kaldığını ortaya koydu.
Banka, önümüzdeki dönemde yükselişe daha fazla şirketin katılabileceğini değerlendiriyor. Bununla birlikte, son dönemde hızlı değer kazanan hisselerde oluşabilecek satış baskısının yatırımcılar açısından yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
ENDEKS ZİRVEYE YAKIN, HİSSELERİN GENELİ GERİDE
Rapora göre S&P 500 endeksi tarihi zirvesinin yaklaşık yüzde 2 altında işlem görüyor. Buna karşılık, endeksteki hisselerin kendi zirvelerine uzaklığı ortanca değer üzerinden hesaplandığında yüzde 15’e ulaşıyor. Bu fark, endeksin güçlü görünümünün tüm şirketlere eşit biçimde yansımadığını gösteriyor. Sınırlı sayıda hissedeki yükseliş endeksi yukarı taşırken, diğer şirketlerin önemli bir bölümü bu performansa aynı ölçüde eşlik edemiyor.
Goldman Sachs, yükselişe katılımın teknoloji balonu döneminden bu yana görülen en düşük seviyelerden birine yaklaştığına dikkat çekiyor. Bankanın momentum göstergesinin bir haftada yüzde 8 gerilemesi de son dönemin güçlü hisselerindeki hareketin zayıfladığına işaret ediyor.
YÜKSELİŞİN DEVAMI İÇİN ŞİRKET KÂRLARI BELİRLEYİCİ
Banka, piyasadaki risklere rağmen şirketlerin kâr artışının ABD borsalarını destekleyebileceği görüşünü koruyor. Goldman Sachs’ın tahminlerine göre S&P 500 şirketlerinin hisse başına kârı 2026’da 375 dolara, 2027’de 415 dolara ve 2028’de 460 dolara ulaşacak.
Raporda kâr büyümesinin 2026’da yüzde 36, 2027’de ise yüzde 11 düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Tek seferlik muhasebe etkileri dışarıda bırakıldığında büyüme tahminleri aynı yıllar için sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 18 olarak hesaplanıyor.
Bu görünüm, şirketlerin faaliyetlerinden sağladığı kazançların yanı sıra muhasebe kaynaklı etkilerin de açıklanan kâr artışlarında rol oynadığını ortaya koyuyor.
YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARININ KÂRLARA KATKISI AZALABİLİR
Goldman Sachs’a göre yapay zekâ yatırımları, şirketlerin kâr artışının yaklaşık yarısını sağlıyor. Ancak banka, bu desteğin önümüzdeki dönemde aynı güçte devam etmeyebileceğini değerlendiriyor.
Yatırım harcamalarının hız kesmesi ve amortisman giderlerinin yükselmesi, kârlar üzerindeki baskıyı artırabilecek iki başlık olarak öne çıkıyor. Yapılan yatırımların maliyetinin zaman içinde şirket hesaplarına yansıması, gelirlerdeki büyümenin kârlılığa aktarılmasını sınırlayabiliyor.
Bu nedenle yapay zekâ alanındaki harcamaların büyüklüğü kadar, yatırımların şirketlere ne ölçüde gelir ve kâr sağladığı da önem taşıyor.
2027’DE TÜKETİCİNİN ALIM GÜCÜNDE TOPARLANMA BEKLENTİSİ
Banka, 2027 yılına ilişkin değerlendirmesinde tüketimle bağlantılı şirketlere de dikkat çekiyor. Enflasyonun, enerji fiyatlarının ve faizlerin gerileyeceği beklentisi, tüketicilerin satın alma gücünde iyileşme öngörüsünü destekliyor. Goldman Sachs’ın tahminlerine göre en düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin reel gelir artışı, 2026’daki yüzde 0,4 seviyesinden 2027’de yüzde 1,8’e yükselecek. Enflasyondan arındırılmış gelirlerde beklenen bu artışın tüketim harcamalarına destek vermesi öngörülüyor.
Bankanın düşük gelirli tüketicilerin harcamalarına duyarlı şirketlerden oluşturduğu hisse sepeti ise ekim ayı başından rapor tarihine kadar yüzde 7 değer kazandı.
OLASI YAVAŞLAMAYA KARŞI 23 ŞİRKET SEÇİLDİ
Goldman Sachs, ekonomik büyümenin beklenenden daha sert yavaşlaması ihtimaline karşı sağlık ve temel tüketim sektörlerinden 23 şirketi savunmacı hisse listesine aldı. Seçimde düşük fiyat oynaklığı ve yüksek serbest nakit akışı getirisi esas alındı. Serbest nakit akışı, şirketlerin faaliyetlerini ve yatırım harcamalarını karşıladıktan sonra elinde kalan nakdi ifade ediyor. Bu ölçüt, şirketlerin nakit üretme kapasitesini değerlendirmede kullanılıyor.
Listede serbest nakit akışı getirisi bakımından Tyson Foods yüzde 11 ile öne çıkarken, Royalty Pharma, CVS Health ve J.M. Smucker için oran yüzde 9 seviyesinde bulunuyor. Kroger ve Cardinal Health yüzde 8, HCA Healthcare ve Hormel Foods ise yüzde 7 ile dikkat çekiyor.
Söz konusu oranlar, hisselerin yatırımcıya sağlayacağı kesin veya beklenen fiyat getirisini değil, şirketlerin serbest nakit akışına ilişkin değerleme ölçütünü gösteriyor.
BÜYÜME YAVAŞLARSA NAKİT ÜRETİMİ ÖNE ÇIKACAK
Goldman Sachs, ekonomik faaliyetin hız kaybettiği dönemlerde hisse performansında şirketlerin kârlılığının daha belirleyici hâle geldiğini vurguluyor. Bankanın değerlendirmesine göre böyle bir ortamda yükselişin yalnızca yatırımcıların şirketlere daha yüksek değer biçmesine dayanması güçleşiyor. Kârını koruyabilen, düzenli nakit üreten ve fiyat hareketleri görece sınırlı kalan şirketler daha fazla önem kazanıyor.
Raporda, şirket kârlarının desteklediği yükseliş beklentisi korunurken, piyasanın az sayıda hisseye bağımlı görünümü ve ekonomik büyümenin seyri temel risk başlıkları arasında yer alıyor.