Uluslararası Para Fonu (IMF), yapay zekâ sektörüne yönelen büyük yatırımların artan borçlanmayla finanse edilmesinin küresel ekonomi açısından risk oluşturabileceğini bildirdi. Tayland'ın başkenti Bangkok'ta düzenlenen yıllık toplantılarda, dünya ekonomisinin yüksek petrol fiyatlarına ve jeopolitik gerilimlere rağmen beklenenden daha dayanıklı kaldığı belirtildi. Ancak kurum, bu dayanıklılığın kamu maliyesi üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. Yapay zekâ şirketlerinin borçları, kamu açıkları ve enerji desteklerinin maliyeti, IMF'nin öne çıkardığı başlıca sorunlar arasında yer aldı.
YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARINDA BALON RİSKİ
IMF, teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına yönelik harcamalarını hızla artırmasının finansal piyasalarda yeni kırılganlıklar oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi için veri merkezlerine, gelişmiş işlemcilere ve teknolojik altyapıya büyük miktarlarda yatırım yapılıyor. Bu harcamaların bir bölümünün borçlanmayla karşılanması, şirketlerin gelecekte elde edeceği gelirleri daha önemli hâle getiriyor.
IMF'ye göre yapay zekâ yatırımlarından beklenen verimlilik artışının gecikmesi, yüksek şirket değerlemelerinin sürdürülebilirliğini zorlaştırabilir.
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Risk, beklentilerin verimlilik kazanımlarının hızla önüne geçmesi ve kısa vadeli hayal kırıklığına zemin hazırlaması"
Kurum, yapay zekâ alanındaki yüksek büyüme beklentilerinin gerçekleşmemesi durumunda yatırımcıların önemli kayıplarla karşılaşabileceğine işaret etti.
Bu uyarı, sektörde kesin olarak bir finansal balon oluştuğu anlamına gelmiyor. IMF, şirketlerin piyasa değerleriyle gelecekte sağlayabilecekleri ekonomik kazanımlar arasındaki farklılığın oluşturabileceği risklere dikkat çekiyor.
TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNİN BORÇLARI MERCEK ALTINDA
IMF'nin Küresel Finansal İstikrar Raporu, yapay zekâ yatırımlarını destekleyen finansman yapısına ilişkin değerlendirmeler içeriyor.
Raporda, teknoloji şirketleri arasındaki karmaşık finansal bağlantılar, artan borçlanma ve yatırımcıların kaldıraçlı işlemleri üzerinde duruldu.
Özellikle hedge fonların borç kullanarak yatırım pozisyonlarını büyütmesi, piyasalardaki olası değer kayıplarının etkisini artırabilecek unsurlar arasında gösterildi.
Kaldıraçlı yatırım, yatırımcının sahip olduğu sermayeden daha büyük tutarda işlem yapmasına olanak tanıyor. Bu yöntem kazançları artırabildiği gibi piyasanın ters yönde hareket etmesi hâlinde kayıpların da büyümesine neden olabiliyor.
IMF, yapay zekâ şirketlerindeki finansal sorunların yalnızca bu şirketlerin hisselerini değil, yatırım fonlarını ve finansman sağlayan kuruluşları da etkileyebileceğini belirtti.
Yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımların uzun vadede ne kadar gelir sağlayacağı, şirketlerin mevcut borçlarını karşılayabilmeleri açısından önem taşıyor.
KAMU BORCUNDA YÜZDE 115 TAHMİNİ
Bangkok'taki toplantılarda gelişmiş ekonomilerin kamu maliyesine ilişkin veriler de gündeme geldi.
IMF'nin Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) değerlendirmesine göre gelişmiş ülkelerde bütçe açıklarının 2026 yılında Covid-19 salgınının en ağır döneminden bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaşması bekleniyor.
Kurum, gelişmiş ekonomilerde kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının geçen yılki yüzde 108 düzeyinden beş yıl içerisinde yüzde 115'e çıkacağını öngörüyor.
Kamu borcunun ekonomik büyüklüğe oranla artması, hükümetlerin yeni harcamaları finanse etmesini zorlaştırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
IMF, son yıllarda yaşanan ekonomik şokların birçok ülkede bütçe imkânlarını daralttığını bildirdi.
Salgın dönemindeki harcamaların yanı sıra enerji fiyatları, yaşlanan nüfus, iklim değişikliği ve ulusal güvenlik ihtiyaçlarının kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.
Kristalina Georgieva, birçok ülkenin salgın sonrası toparlanma döneminde mali rezervlerini yeniden güçlendiremediğine dikkat çekti.
Georgieva, her yeni ekonomik sarsıntının borç yükünü büyüttüğünü belirterek ülkelerin gelecekte karşılaşabilecekleri sorunlara karşı hazırlık yapması gerektiğini ifade etti.
ENERJİ DESTEKLERİ KAMU BÜTÇELERİNİ ZORLUYOR
IMF'nin değerlendirmelerinde yükselen petrol fiyatlarına karşı uygulanan devlet destekleri de önemli yer tuttu.
Kurumun hesaplamalarına göre hükümetlerin tüketicileri yüksek enerji maliyetlerinden korumak amacıyla sağladığı desteklerin toplam maliyeti, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 0,5'ine ulaştı.
IMF, birçok ülkenin bu büyüklükteki harcamaları uzun süre devam ettiremeyebileceğini bildirdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin etkilerini azaltmak amacıyla uygulanan desteklerin bütçeler üzerindeki yükü artırdığı belirtildi.
Bazı ülkelerin enerji sübvansiyonlarını aşamalı olarak kaldırmaya başladığı, bunun da fiyat artışlarının tüketicilere daha doğrudan yansımasına neden olabileceği ifade edildi.
Kurum, geniş kapsamlı destekler yerine geçici ve belirli ihtiyaç gruplarına yönelik uygulamaların tercih edilmesini önerdi.
Bu yaklaşımın, kamu harcamalarını sınırlandırırken enerji maliyetlerinden daha fazla etkilenen kesimlerin desteklenmesini amaçladığı belirtildi.
GÜNEY KORE BORSASINDA SERT DÜŞÜŞ
Yapay zekâ yatırımlarının geleceğine ilişkin endişeler, uluslararası teknoloji piyasalarındaki kayıplarla da gündeme geldi.
Güney Kore'nin Kospi endeksi, hafta boyunca yüzde 14,5 değer kaybederek Ekim 2008'den bu yana en sert haftalık düşüşünü yaşadı.
Piyasalardaki satışlarda teknoloji ve yarı iletken sektöründe faaliyet gösteren şirketler öne çıktı.
Samsung ve SK Hynix gibi çip üreticilerinin hisselerinde satış baskısı görüldüğü bildirildi.
Yapay zekâ uygulamaları için kullanılan gelişmiş işlemcilerin üretiminde faaliyet gösteren şirketler, teknoloji yatırımlarındaki değişimlerden doğrudan etkilenebiliyor.
ABD'de Nasdaq endeksi de aynı haftanın pazartesi ve perşembe günleri arasında yaklaşık yüzde 2 geriledi.
Piyasalardaki düşüşler, yapay zekâ sektöründeki yüksek yatırım harcamaları ve şirketlerin gelecekteki kârlılık beklentilerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
COREWEAVE TAHVİLLERİNDE DEĞER KAYBI
Yapay zekâ altyapısı ve veri merkezi hizmetleri sunan CoreWeave de finansman endişeleriyle gündeme gelen şirketler arasında yer aldı.
Şirketin tahvillerinde sert fiyat düşüşleri yaşandığı, borçlanma araçlarının finansal sıkıntı yaşayan şirketlerin tahvillerine yakın seviyelere gerilediği aktarıldı.
Tahvil fiyatlarının düşmesi, yatırımcıların şirketlerin gelecekteki ödeme kapasitesine ilişkin kaygılarını yansıtabiliyor.
Bununla birlikte tahvil fiyatlarındaki gerileme, tek başına şirketin borçlarını ödeyemediği veya temerrüde düştüğü anlamına gelmiyor.
IMF'nin değerlendirmeleri, yapay zekâ altyapısına yüksek tutarlarda yatırım yapan şirketlerin finansman koşullarının yakından takip edilmesi gerektiğine işaret ediyor.
YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARI HANGİ ÜLKELERİ ETKİLİYOR?
IMF, yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik etkilerinin yalnızca yazılım şirketleri ve hisse senedi piyasalarıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve çalıştırılması için kullanılan işlemciler, sunucular ve diğer teknolojik donanımlar uluslararası ticarette önemli bir talep oluşturuyor.
Bu nedenle gelişmiş yarı iletken üretimi ve ihracatında güçlü konumda bulunan ülkeler, yapay zekâ yatırımlarındaki artıştan yararlanıyor.
Tayvan ve Güney Kore, bu alandaki talep artışından ekonomik kazanç sağlayan ülkeler arasında gösteriliyor.
Ancak IMF, kazanımların sınırlı sayıda ekonomide yoğunlaştığını vurguladı.
Yapay zekâ sektöründe yatırımların yavaşlaması durumunda, teknoloji donanımı üreten ve ihraç eden ülkelerde de ekonomik etkiler görülebileceği değerlendiriliyor.
Kurum, yapay zekânın ekonomik verimliliği artırma potansiyelini kabul etmekle birlikte yatırımların finansmanında üstlenilen risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
IMF'NİN UYARILARI TÜRKİYE İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
IMF'nin küresel ekonomi ve yapay zekâ yatırımlarına ilişkin değerlendirmeleri, uluslararası finans piyasalarının geleceğine yönelik risklere odaklanıyor.
Kamu borçları, enerji fiyatları ve teknoloji şirketlerinin finansman koşulları, kurumun dünya ekonomisi açısından üzerinde durduğu başlıklar arasında bulunuyor.
Ancak aktarılan IMF açıklamalarında Türkiye'ye özel bir ekonomik kayıp tahmini, yapay zekâ yatırımlarına yönelik ayrı bir risk hesaplaması veya büyüme öngörüsü yer almıyor.
Bu nedenle söz konusu uyarılardan hareketle Türkiye ekonomisinde belirli bir finansal gelişmenin yaşanacağını söylemek mümkün değil.
IMF'nin değerlendirmelerinin temelinde, küresel finansal sistemin borçlanma ve yatırım beklentilerinden kaynaklanabilecek olası sorunlara karşı dayanıklılığının korunması bulunuyor.
IMF'DEN HÜKÜMETLERE MALİ DİSİPLİN MESAJI
Bangkok'ta düzenlenen yıllık toplantılarda, dünya ekonomisinin son altı ayda karşılaştığı sorunlara rağmen beklenenden daha dirençli kaldığı belirtildi.
Yüksek petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmelere karşın geniş çaplı bir ekonomik krizin yaşanmaması, toplantılarda değerlendirilen gelişmeler arasında yer aldı.
Bununla birlikte IMF, mevcut görünümün kalıcı olmayabileceği ve ülkelerin mali imkânlarının giderek daraldığı uyarısında bulundu.
Kristalina Georgieva, hükümetlerin bütçe dengelerini güçlendirmeye yönelik adımları geciktirmemesi gerektiğini vurguladı.
Toplantılar kapsamında G20 maliye bakanları da bir araya geldi. Ancak görüşmelerin ardından ortak bildiri yayımlanmadı.
IMF, kamu borçlarının kontrol altına alınması ve enerji desteklerinin maliyetinin sınırlandırılması çağrısında bulunurken yapay zekâ sektöründeki finansal risklerin de yakından izlenmesi gerektiğini bildirdi.