Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Kurul, gecelik borçlanma faizini yüzde 35,5, gecelik borç verme faizini ise yüzde 40 olarak korudu.
Kararın ardından dikkatler, para politikasının bundan sonraki seyrini etkileyebilecek en önemli risk unsurlarına çevrildi. Enflasyonun ana eğilimi yüzde 30'lu seviyelerde kalmaya devam ederken, küresel enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler fiyat görünümünü yeniden zorlaştırıyor.
PETROL FİYATLARI YENİDEN 100 DOLARI GÖRDÜ
Temmuz ayı başından itibaren hızla yükselen Brent petrolün varil fiyatının yeniden 100 dolar seviyesine ulaşması, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon baskılarının artabileceğine yönelik endişeleri güçlendirdi.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin, akaryakıt başta olmak üzere birçok kalemde maliyetleri artırma riski taşıdığı belirtilirken, bu durumun enflasyondaki düşüş sürecini yavaşlatabileceği değerlendiriliyor.
FAİZ ADIMLARINDA BELİRSİZLİK ARTIYOR
Ekonomistler, TCMB'nin bundan sonraki para politikası adımlarında yalnızca enflasyon verilerini değil, küresel enerji fiyatlarını ve jeopolitik gelişmeleri de yakından izleyeceğine dikkat çekiyor.
Önümüzdeki dönemde Merkez Bankası'nın politika alanını belirleyecek en önemli unsurun, petrol fiyatlarından kaynaklanan enflasyonist baskılar ile yurt içindeki talep koşullarındaki yavaşlamanın birbirini ne ölçüde dengeleyeceği olacağı ifade ediliyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesi halinde enflasyon görünümünde yukarı yönlü risklerin artabileceği, buna karşın iç talepteki yavaşlamanın güçlenmesi durumunda ise fiyat baskılarının sınırlanabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle, TCMB'nin önümüzdeki aylarda atacağı olası faiz adımlarının zamanlamasına ilişkin belirsizlik sürüyor.