ABD-İsrail ile İran arasında süren gerilimin küresel enerji arzını sekteye uğratması, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar petrol ve LNG ticaretini etkilerken, enerji sistemlerinde esneklik sağlayan batarya depolama teknolojileri ön plana çıktı. Yenilenebilir enerji üretiminin artmasıyla birlikte arz-talep dengesini sağlamak için depolama sistemleri kritik bir altyapı unsuru haline geldi.

BATARYA TEKNOLOJİLERİ STRATEJİK HALE GELDİ
Enerji Depolama Sistemleri Derneği Başkanı Can Tutaşı, yaşanan gelişmelerin batarya teknolojilerinin önemini artırdığını belirterek, "ABD/İsrail ile İran arasındaki gerilimin başlamasının ardından Çinli büyük batarya üreticilerinin piyasa değerlerinde yaklaşık yüzde 20'lik bir artış yaşandı. Çok kısa sürede gerçekleşen bu yükseliş, enerji arz güvenliğinin yeniden ön plana çıktığı bir dönemde batarya teknolojilerinin ne kadar stratejik hale geldiğini gösteriyor" dedi. Uluslararası projeksiyonlara göre küresel depolama kapasitesinin 2030’a kadar katlanarak büyümesi beklenirken, yatırımların da hızla artacağı öngörülüyor.
TÜRKİYE’DE YERLİ ÜRETİM VE YATIRIM ATAĞI
Türkiye’nin de bu alanda önemli adımlar attığını vurgulayan Tutaşı, "Bugün ülkemizde yerli batarya hücresi üretimine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmaların entegrasyonuyla kısmi yerli ürünler üretilmeye başlandı" ifadelerini kullandı. 2022’de atılan düzenleyici adımların ardından depolama yatırımlarının hız kazandığına dikkat çekilirken, 2026 yılının sektör için kritik bir eşik olacağı değerlendiriliyor. Uzmanlar, batarya sistemlerinin hem şebeke güvenliği hem de enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez hale geldiğine işaret ediyor.