Türkiye, 12 Eylül 1980 sabahı radyodan okunan bildiriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğunu öğrendi. Ancak askerî müdahalenin hazırlıkları o gece başlamamıştı. “Bayrak Harekâtı” adı verilen plan aylar öncesinden hazırlanmış, ilk uygulama tarihi temmuz ayı için belirlenmiş ancak daha sonra ertelenmişti. Siyasi şiddet, ekonomik sorunlar ve siyasette yaşanan tıkanma ise 12 Eylül’e giden dönemin en belirgin başlıkları arasında yer aldı.
DARBE PLANI NASIL HAZIRLANDI?
12 Eylül, kısa sürede kararlaştırılan bir askerî müdahale değildi. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının 1980 yazında üzerinde çalıştığı plana “Bayrak Harekâtı” adı verildi. Müdahalenin ilk olarak 11 veya 12 Temmuz’da gerçekleştirilmesi planlandı ve birliklere hazırlık emirleri gönderildi. Ancak gelişmeler üzerine plan ertelendi. Eylül ayına gelindiğinde ise yeni tarih 12 Eylül 1980 olarak belirlendi.TÜRKİYE’DE NELER YAŞANIYORDU?
Türkiye, darbe öncesinde ciddi bir siyasi şiddet ortamıyla karşı karşıyaydı. Sağ ve sol gruplar arasındaki çatışmalar mahallelere, üniversitelere ve iş yerlerine kadar yayılmıştı.
Abdi İpekçi, Gün Sazak, Nihat Erim ve Kemal Türkler suikastlarda hayatını kaybederken Maraş ve Çorum’da yaşanan olaylar toplumsal gerilimi daha da artırdı. Aynı dönemde Meclis aylar boyunca yeni cumhurbaşkanını seçemedi ve siyasetteki tıkanma derinleşti.EKONOMİK KRİZ GÜNLÜK HAYATI DA ETKİLEDİ
Siyasi sorunlara ağırlaşan ekonomik tablo da eşlik ediyordu. Yüksek enflasyon, döviz sıkıntısı, zamlar, karaborsa ve bazı temel ihtiyaç ürünlerine erişimde yaşanan güçlükler vatandaşın günlük hayatına yansıyordu. 24 Ocak 1980’de alınan kararlarla yeni bir ekonomik program uygulanmaya başlandı. Askerî yönetim darbenin ardından programı sürdürürken, Turgut Özal da ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.11 EYLÜL’Ü 12 EYLÜL’E BAĞLAYAN GECE NELER OLDU?
11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece askerî birlikler belirlenen noktalarda harekete geçti. TRT, PTT ve önemli haberleşme merkezleri kontrol altına alınırken kritik devlet kurumlarının çevresinde de önlemler alındı. Saat 04.00 sıralarında Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından radyoda Millî Güvenlik Konseyinin bildirisi okundu. Parlamento ve hükümet feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu ve ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi.DEMİREL VE ECEVİT AYNI UÇAKLA HAMZAKOY’A GÖTÜRÜLDÜ
Darbe sabahında siyasi liderlere de askerî yönetimin kararları tebliğ edildi. Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit, eşleriyle birlikte aynı uçakla Gelibolu’daki Hamzakoy’a götürüldü. Necmettin Erbakan’ın adresi ise Uzunada oldu. İlk saatlerde evinde bulunamayan Alparslan Türkeş daha sonra teslim oldu ve o da Uzunada’ya gönderildi.DARBE SONRASI GÖZALTILAR VE YARGILAMALAR BAŞLADI
12 Eylül 1980 sonrasında sokaklardaki siyasi şiddette belirgin bir düşüş yaşanırken ülke genelinde geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirildi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı, askerî mahkemelerde davalar açıldı ve siyasi örgütlere yönelik işlemler başlatıldı. Mamak ve Diyarbakır başta olmak üzere cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muameleler ise sonraki yıllarda tanıklıklara, soruşturmalara ve Meclis kayıtlarına yansıdı.1980 YILININ AĞIR BİLANÇOSU
12 Eylül döneminin toplumsal ve siyasi bilançosu sonraki yıllarda daha görünür hale geldi. TBMM kayıtlarına yansıyan verilere göre 650 bin kişi gözaltına alındı, yüz binlerce kişi yargılandı ve 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 50 idam cezası infaz edildi. Siyasi partiler kapatılırken çok sayıda siyasetçiye yasak getirildi; sendikal ve siyasi hayat da yeni düzenlemelere tabi tutuldu.12 EYLÜL’ÜN ETKİLERİ ASKERÎ YÖNETİMLE SINIRLI KALMADI
Dönemin etkileri askerî yönetimin sona ermesiyle ortadan kalkmadı. 1982 Anayasası yürürlüğe girdi, YÖK kuruldu ve siyasi sistem yeniden şekillendirildi. Bu nedenle 12 Eylül, yalnızca 12 Eylül 1980 sabahında yaşanan askerî müdahaleyle değil, öncesindeki siyasi ve toplumsal koşullar ile sonrasında Türkiye’de bıraktığı uzun vadeli etkiler üzerinden de tartışılmaya devam ediyor.