11 Eylül 2001’de kaçırılan dört yolcu uçağıyla ABD’nin simge yapılarına düzenlenen saldırılar dünya siyasetinde yeni bir dönemin kapısını açtı. 25 yıl sonra İtalyan Avvenire ve Corriere della Sera, İspanyol El Periódico, Avusturyalı Kronen Zeitung, İngiliz The Spectator ve diğer Avrupa yayınları şu soruya yanıt arıyor: 11 Eylül’den sonra dünya gerçekten daha güvenli bir yer mi oldu?
“HEPİMİZ BİR ÖLÇÜDE KAYBETTİK”
İtalyan Avvenire, 11 Eylül’ün yalnızca ABD’ye değil, insan hakları ve uluslararası hukuk düzenine de ağır darbe vurduğunu savundu.
Gazetede yayımlanan değerlendirmede, saldırının ardından adalet, barış ve insan onuru üzerine kurulu yapıların da zayıfladığı belirtilerek 25 yıl sonra “Kim kazandı?” sorusu gündeme getirildi. Yazarlara göre saldırının sonuçları, dünyayı kazananı olmayan bir sürece sürükledi.
GÜVENLİK ÖNLEMLERİ KALICI HÂLE GELDİ
İspanyol El Periódico, saldırıların günlük hayat üzerindeki en kalıcı etkisinin güvenlik politikaları olduğunu yazdı.
Havalimanı kontrolleri, kitlesel gözetim ve devletler arasındaki istihbarat paylaşımının 11 Eylül sonrasında olağan uygulamalara dönüştüğünü belirten gazete, terör tehdidine karşı getirilen bazı olağanüstü tedbirlerin tehdidin kendisinden daha uzun ömürlü olduğuna dikkat çekti.
“ABD İNTİKAM TUZAĞINA DÜŞTÜ”
Avusturya’nın Kronen Zeitung gazetesi ise ABD’nin 11 Eylül sonrasında verdiği askerî tepkiyi merkeze aldı.
Gazete, Afganistan ve Irak savaşlarını başarısızlık olarak değerlendirerek Washington’ın “intikam tuzağına” düştüğünü savundu. Yoruma göre 11 Eylül, aynı zamanda Amerikan gücünün gerilemeye başladığı dönüm noktalarından biri oldu.
11 EYLÜL’DEKİ ABD BİRLİĞİ BUGÜN YOK
İsviçre gazetesi Corriere del Ticino, saldırıların ardından ABD’de oluşan toplumsal birlik ile bugünkü siyasi tabloyu karşılaştırdı.
Gazete, 2001’de ülkenin saldırıya birlik içinde karşılık verdiğini ancak bugünkü ABD’nin derin siyasi bölünmeler ve güvensizlik nedeniyle benzer bir saldırı karşısında aynı birlik görüntüsünü veremeyebileceğini savundu.
IRAK VE AFGANİSTAN ELEŞTİRİSİ
Rus Moskowski Komsomolez gazetesi, 11 Eylül sonrasında izlenen politikaların Ortadoğu’daki istikrarsızlığı daha da büyüttüğü görüşünde.
Gazete, Irak savaşının bölgeye barış getirmediğini, yeni terör yapılanmalarının ortaya çıkmasına ve devletlerin zayıflamasına yol açtığını savundu. Afganistan’dan çekilme ve Batı-Rusya gerilimi de bu dönemin uzun vadeli sonuçları arasında gösterildi.
“AYNI HATA TEKRARLANABİLİR”
İngiliz The Spectator ise 25 yıl sonra yeniden Afganistan’a işaret etti.
Gazeteci David Loyn, Afganistan’ın uluslararası terör örgütleri açısından yeniden güvenli bir alana dönüşebileceğini savunarak Batı’nın ülkeden gelen uyarıları görmezden gelmesi hâlinde 11 Eylül öncesindeki hataların tekrar edilebileceğini yazdı.
İSLAMOFOBİ VE ABD KARŞITLIĞI BÜYÜDÜ
Portekiz dergisi Visão, 11 Eylül’ün yalnızca güvenlik politikalarını değil, toplumsal ilişkileri de değiştirdiğini değerlendirdi.
Dergiye göre saldırılar sonrasında ABD’nin giderek daha kutuplaştırıcı bir dış politika dili kullanması, Batı toplumlarında İslamofobiyi artırırken dünyanın başka bölgelerinde de ABD karşıtlığını güçlendirdi.
“ABD ARTIK DEMOKRASİNİN KALESİ DEĞİL”
İtalyan Corriere della Sera, 11 Eylül sonrasında başlayan “Teröre Karşı Savaş”ın ABD’nin küresel imajında büyük aşınmaya neden olduğunu savundu.
Gazete, Irak savaşı ve demokrasi ihraç etme politikasındaki başarısızlıkların hem ABD içindeki birlik duygusunu hem de Washington’ın müttefikleri nezdindeki konumunu zayıflattığını yazdı.
TRUMP DA 11 EYLÜL SONRASI DÖNEMİN ÜRÜNÜ MÜ?
Litvanya merkezli Delfi ise tartışmayı Donald Trump’a kadar taşıdı.
Köşe yazarı Liudas Dapkus, Trump’ın yükselişinde 11 Eylül sonrasında güçlenen yabancı düşmanlığı, sınır güvenliği tartışmaları ve toplumsal güvensizliğin etkili olduğunu savundu. Yazara göre bugün yaşanan siyasi sarsıntılar, 2001’de başlayan zincirin devamı niteliğinde.
25 YIL SONRA AYNI SORU: KİM KAZANDI?
Avrupa basınındaki değerlendirmeler farklı noktalara odaklansa da ortak çizgi, 11 Eylül’ün etkilerinin 25 yıl sonra bile sona ermediği yönünde.
Saldırıların ardından başlayan savaşlar, genişleyen gözetim politikaları, İslamofobi, toplumsal kutuplaşma ve ABD’nin küresel konumundaki değişim bugün de tartışılmaya devam ediyor.