İstanbul'da kentsel dönüşüm nedeniyle evinden ayrılan Yılmaz Sayın, çok sevdiği tavuk ve horozunu da yanına alarak huzurevine yerleşti. Sayın'ın hayvanlarıyla ilgilenmeye devam etmesi, diğer huzurevi sakinlerinin de katılımıyla büyüyen bir projeye dönüştü. Bahçede oluşturulan "Huzur Çiftliği", yaşlıların hem hayvanlarla vakit geçirdiği hem de üretime katıldığı bir yaşam alanı haline geldi.
Şile'deki evi kentsel dönüşüme giren Yılmaz Sayın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğüne bağlı Prof. Dr. Fahrettin Kerim-Nilüfer Gökay Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'ne yerleşmeye karar verdi. Tavuk ve horozundan ayrılmak istemeyen Sayın, hayvanlarını da beraberinde getirdi. Onun bahçede başlattığı hayvan bakımı, diğer sakinlerin ilgisi ve huzurevi çalışanlarının desteğiyle zamanla genişledi.
BİR TAVUK VE HOROZLA BAŞLAYAN HİKÂYE BÜYÜDÜ
Yılmaz Sayın'ın hayvanlarına gösterdiği ilgi, huzurevindeki diğer sakinleri de harekete geçirdi. Bazı sakinler ördek ve tavşan getirmek isterken bazıları da mevcut hayvanların bakımına yardımcı olmaya başladı. Hayvan sayısının artmasıyla birlikte bahçede uygun yaşam alanları oluşturuldu. Huzurevi sakinleri ve çalışanları, kullanılmayan malzemeleri değerlendirerek kümesler ve hayvanların barınabileceği bölümler hazırladı.
Resim yapmayı seven emekli bir öğretmenin önerisiyle oluşturulan alana "Huzur Çiftliği" adı verildi. Bugün çiftlikte 11 tavuk, 8 horoz, taklacı güvercinler, keçi ve tavşan bulunuyor. Hayvanlar gün içerisinde bahçede serbestçe dolaşırken akşam saatlerinde barınma alanlarına alınıyor.
HUZUREVİ SAKİNLERİ HER SABAH ÇİFTLİĞE GİDİYOR
Yaşları 70 ve üzerinde olan huzurevi sakinleri, sabah kahvaltısının ardından çiftliğin yolunu tutuyor. Hayvanları besleyen yaşlılar, güvercinleri havalandırıyor ve günlük bakım işlerine katılıyor. Günün bir bölümünü bahçede geçiren sakinler, banklarda oturarak çay içiyor ve hayvanları izliyor. Öğleden sonra yeniden çiftliğe giderek hayvanların bakımıyla ilgileniyorlar.
Tekerlekli sandalye veya yürüteç kullanan sakinler de sağlık durumları gözetilerek faaliyetlere katılıyor. Bakım ve temizlik işlerinde huzurevi çalışanları yaşlılara yardımcı oluyor.
HUZUREVİ MÜDÜRÜ ÇİFTLİĞİN NASIL KURULDUĞUNU ANLATTI
Prof. Dr. Fahrettin Kerim-Nilüfer Gökay Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Sevgi Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çiftliğin Yılmaz Sayın'ın hayvanlarından ayrılmak istememesiyle ortaya çıktığını söyledi.
Kurt, "Yılmaz (Sayın) amca çok sevdiği hayvanlarından ayrılmak istemedi, 'Ben onlarsız yaşayamam.' dedi. Biz de aldık huzurevimizin bahçesine. Hikaye aslında böyle başladı." ifadelerini kullandı.
Sayın'ın bir dönem rehabilitasyon sürecinde kalması üzerine hayvanların bakımını diğer sakinler ve personelin üstlendiğini anlatan Kurt, olumlu sonuçların ardından projeyi büyütmeye karar verdiklerini belirtti.
Kurt, diğer huzurevi sakinlerinin de hayvanlarla ilgilenmek istediğini, bu taleplerin çiftliğin gelişmesini sağladığını ifade etti.
ÇİFTLİĞİN HER KÖŞESİNDE YAŞLILARIN EMEĞİ VAR
Huzur Çiftliği'nin kurulmasında geri dönüşümden yararlanıldı. Kullanılmayan paletler banklara ve kümeslere dönüştürülürken eski eşyalar minder ve yastık yapımında değerlendirildi. Atıl durumdaki stor perdeler de hayvanların yaşam alanlarında kullanıldı.
Sevgi Kurt, duvar boyaları dışında çiftlik için satın alınan bir malzeme bulunmadığını belirterek huzurevi sakinlerinin üretim sürecinde aktif rol aldığını söyledi.
Kurt, "Hem sürdürülebilirlik hem de yaşlılarımıza sadece rehabilitasyon ve bakım hizmeti vermek yerine onları hayata yeniden kazandırmak adına onların da desteğiyle birlikte bir şeyler yaptık. Burada görmüş olduğunuz tüm ürünler aslında onların eseri. Duvarlarda gördüğünüz resimleri, kafesleri, hayvanların yumurtlayacağı minderi dahi kendileri yaptılar. Biz de onlara sadece yol göstericilik ve rehberlik yapmış olduk." ifadelerine yer verdi.
Çiftliğin adının da sakinlerin ortak kararıyla belirlendiğini anlatan Kurt, emekli bir öğretmenin "Uçanlar, koşanlar, yüzenler olsun ve Huzur Çiftliği olsun. Çünkü biz burada huzuru buluyoruz." önerisinin oy birliğiyle kabul edildiğini aktardı.
BİRBİRİYLE TARTIŞAN İKİ SAKİN AYNI TAVUKLARI BESLEDİ
Mesleğinin hemşirelik olduğunu belirten Sevgi Kurt, çiftliğin yaşlıların ruhsal iyilik hali üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu gözlemlediklerini söyledi. Hayvanlarla ilgilenmenin sakinler arasındaki ilişkilere de katkı sağladığını anlatan Kurt, "Biz, birbiriyle kavga eden iki yaşlının aslında aynı tavukları beslediğini gördük. Bu işi doğru yaptığımızı, yolumuzun doğru olduğunu tüm ekip arkadaşlarımla birlikte o zaman daha iyi anladık. Bu şekilde ilerledik." dedi.
Kurt, yaşlıların rehabilitasyon sürecinde ruhsal iyilik haline önem verdiklerini belirterek çiftlikte gerçekleştirilen faaliyetlerden olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade etti.
Sakinlerden birinin huzurevini kendi evi olarak gördüğünü aktaran Kurt, yaşlıların odalarının penceresinden hayvanları izlemesinin de kendileri için anlamlı olduğunu dile getirdi.
GERİ DÖNÜŞÜM MALZEMELERİYLE YAŞAM ALANI OLUŞTURULDU
Çiftlikte hayvanların barınma alanlarından oturma banklarına kadar birçok bölüm geri dönüştürülen malzemelerle hazırlandı. Hayvanların beslenmesinde de mutfakta artan uygun yiyeceklerden yararlanılıyor.
Sevgi Kurt, çalışmaların Sıfır Atık Projesi kapsamında sürdürüldüğünü belirterek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın eylül ayında başlattığı "İyilik Var" projesine de farklı bir yaklaşım kazandırmak istediklerini söyledi.
Kurt, çiftlik sayesinde yaşlıların günlük yaşamda daha fazla sorumluluk aldığını ve hayvanlarla birlikte vakit geçirmekten memnuniyet duyduklarını anlattı.
YILMAZ SAYIN TAVUK VE HOROZUYLA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR
Huzur Çiftliği'nin kurulmasına öncülük eden Yılmaz Sayın ise huzurevine gelirken yanında getirdiği tavuk ve horozuyla aynı ortamda yaşamayı sürdürmekten mutlu olduğunu belirtti. Hayvanlarının çiftlikte yeni arkadaşlar edinmesinin kendisini sevindirdiğini anlatan Sayın, onlarla ilgilenmekten büyük keyif aldığını söyledi.
Sayın'ın tavuk ve horozuyla başlayan süreç, bugün diğer huzurevi sakinlerinin de katıldığı ortak bir faaliyete dönüştü. Yaşlılar, kendi emekleriyle oluşturdukları çiftlikte hayvanların bakımını üstlenerek günlerinin bir bölümünü doğayla iç içe geçiriyor.