CHP'de mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevinden uzaklaştırılan ve ardından grup başkanı seçilen Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmayla CHP'ye veda ederek yeni parti kuracaklarını ilan etti. Özel, kurulacak yeni yapıyla Meclis'te açık ara farkla ana muhalefet partisi konumunda kalmaya devam edeceklerini ve amaçlarının iktidar grup kürsüsüne ulaşmak olduğunu belirtti.
Yeni partinin siyasi hatları hakkında da konuşan Özel, "Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum" dedi. Öte yandan, Özel'in yeni partiyi duyurduğu grup toplantısını 82 vekil takip etti.
"SİYASETTE GÖMLEK ÇIKARMIYORUZ"
Grup kürsüsünden veda konuşmasını gerçekleştiren Özgür Özel, duruşlarından ve siyasi çizgilerinden ödün vermeden yola devam edeceklerini vurguladı. Konuşmasında yeni parti sürecine dair şu ifadeleri kullandı:
"Bugün bu kürsüden çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Milletvekillerimiz ile birlikte yeni partiyi kuruyoruz. Yeni kuracağımız partimizle açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. CHP grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ancak artık ana muhalefet grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın gününü sayıyoruz."
"ZALİMİ ZALİM, MAZLUMU MAZLUM OLARAK ANACAĞIZ"
Süreç boyunca yaşananları ve parti içi mücadeleyi unutturmayacaklarını söyleyen Özel, yaşananların tarihe not düşüleceğini belirterek şunları kaydetti:
"Size söz veriyorum; her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarınızdan, bugüne kadarki duruşlarımızdan birileri gelir geçer, unutulur, yapanın yaptığı yanına kâr kalır diye kimse düşünmesin. Her son bir başlangıçtır. Zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost, olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak bizzat anacağız. Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!"
"O GENEL BAŞKAN, ARKADAŞ SATMAMIŞ ÖZGÜR ÖZEL OLMAZDI"
Belediye başkanlarına yönelik operasyonlara ve parti içi kumpas iddialarına değinen Özel, "Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi bölemezler. Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün, 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür. Belediye başkanlarımıza art arda operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Arkadaşlarımıza yapılan kumpaslara karşı 'Bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını bekleyeceğiz, arkadaşlarımızın aklanması lazım, partimizin bunlardan arınması lazım' diyecek genel başkan; iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak!" dedi.
"MECBUR BIRAKILMIŞ, VAKTİ GELMİŞ, HÜZÜNLÜ BİR VEDA"
Süreçteki yargı kararlarına ve partinin mevcut durumuna tepki gösteren Özel, şöyle konuştu:
"Kadının iradesine karar veren erkekler. Yetki nereden, butlandan. Butlan yetkisi nereden, Saray'dan. Kadının seçtiğine karşı, Saray'ın seçtirdikleri karar verecek. CHP'liyim diyebilene söylüyorum; ister yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler genel başkana. Yüzde 90'ın altında oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın!
Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim. Artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla, Saray duvarları arasına sıkışmış bir esaretin ve bir işgalin altındadır. İşgal altındaki İstanbul'da saray kuklası bir paşa olmak yerine; ölümü göze alıp, Anadolu'ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yol, bizim yolumuzdur."