Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, otopsi örneklerinde tespit edilen Rocuronium ve Ornidazole maddeleri yeniden gündeme geldi.
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, söz konusu maddelerin Kabaiş'e ölümünden kısa süre önce verildiğini ve genç kadının bayıltılarak solunumunun felç edilmesi sonucu öldürüldüğünü ileri sürdü. Karabulut, Rocuronium'un haftalar sonra vücutta “taze” şekilde bulunmasının ameliyatla açıklanamayacağını savundu.
AVUKATTAN “BAYILTILARAK ÖLDÜRÜLDÜ” İDDİASI
Karabulut, Rojin Kabaiş'in 11 Eylül 2024 tarihindeki ameliyat kayıtları ile otopsi ve Adli Tıp Kurumu raporlarını karşılaştırdıklarını belirtti.
Avukatın açıklamasına göre Rojin'in otopsisinde mide ve bazı iç organ örneklerinde Rocuronium, mide örneğinde ise Ornidazole tespit edildi. Karabulut, bu bulguların ilaçların ölümden kısa süre önce verildiğini gösterdiğini öne sürdü.
ADLİ TIP RAPORUNDA AMELİYAT AYRINTISI
26 Ağustos'ta yayımlanan ve Adli Tıp Kurumu raporuna dayandırılan haberlere göre Rojin Kabaiş'e, 11 Eylül 2024'te geçirdiği ameliyat sırasında anestezi kapsamında Roküronyum etken maddesi verildi.
Raporda, söz konusu maddenin tıbben iki aya kadar vücutta tespit edilebildiği ve Rojin'in ölümünden yaklaşık bir ay önceki ameliyat nedeniyle vücudunda bulunmasının tıbbi geçmişiyle uyumlu olduğu değerlendirmesine yer verildi.
ORNİDAZOL İÇİN ENFEKSİYON TEDAVİSİ AÇIKLAMASI
Raporda gündeme gelen ikinci madde Ornidazole oldu.
Adli Tıp değerlendirmesinde Ornidazole'ün enfeksiyon tedavisinde kullanılan bir ilaç etken maddesi olduğu belirtildi. Otopsi kapsamında araştırılan toksik maddeler açısından ise zehirlenmeyi ortaya koyan bir bulguya rastlanmadığı aktarıldı.
“ZEHİRLENMEYE İLİŞKİN TIBBİ DELİL YOK”
Adli Tıp raporunun sonuç bölümünde, elde edilen bulguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda Rojin Kabaiş'in zehirlenerek öldüğünü gösteren tıbbi delil bulunmadığı ifade edildi.
Raporda ayrıca tespit edilen alkol seviyesinin tek başına ölüme yol açabilecek düzeyde olmadığı ve bu alkolün cesetteki çürüme sürecine bağlı olarak oluşmuş olabileceği değerlendirildi.
TRAVMATİK ÖLÜME İLİŞKİN DE BULGU SAPTANMADI
Adli Tıp raporunda Rojin Kabaiş'in kafatasında kırık, kafa içinde kanama, beyin dokusunda harabiyet ya da büyük damarlarda ölümcül bir yaralanmaya rastlanmadığı da belirtildi.
Mevcut veriler ışığında travmatik bir etki sonucu öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı değerlendirmesine yer verildi.
ROJİN 18 GÜN SONRA VAN GÖLÜ KIYISINDA BULUNMUŞTU
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Genç kadını bulmak için geniş çaplı arama çalışması başlatıldı.
Kabaiş'in cansız bedeni 18 gün sonra, 15 Ekim 2024'te Van Gölü'nün Mollakasım sahilinde bulundu. Ölümüne ilişkin soruşturma o tarihten bu yana devam ediyor.
SORUŞTURMADA İKİ KİŞİ İÇİN YENİ BAŞVURU
Dosyada 26 Ağustos'ta yeni bir gelişme daha yaşandı. Ailenin avukatları, şüpheli gördükleri iki kişinin gözaltına alınması ve DNA örneklerinin alınması için savcılığa başvurdu.
Soruşturma kapsamında ilaç etken maddelerine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra diatom incelemeleri ve diğer adli bulguların da dosyada önemini koruduğu bildirildi.
İDDİA İLE ADLİ TIP DEĞERLENDİRMESİ BİRBİRİNDEN FARKLI
Dosyada şu anda iki farklı değerlendirme bulunuyor. Aile avukatı ilaç bulgularının cinayete işaret ettiğini savunurken, kamuoyuna yansıyan Adli Tıp raporunda zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı belirtiliyor.
Bu nedenle soruşturma tamamlanmadan Rojin Kabaiş'in kesin olarak ilaçla öldürüldüğünü ya da ölüm biçiminin tamamen aydınlatıldığını söylemek doğru değil. Nihai değerlendirme, soruşturmadaki tüm adli bulgular ve yargı makamlarının incelemesi sonucunda ortaya çıkacak.