Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan gibi eserleriyle tanınan Sabahattin Ali'nin ölümü, Türk edebiyatı tarihinin en çok tartışılan olaylarından biri oldu. Hakkındaki davalar ve yaşadığı hukuki sorunlar nedeniyle yurt dışına çıkmak isteyen yazar, Bulgaristan sınırına ulaşamadan hayatını kaybetti.
Cinayeti işlediğini söyleyen Ali Ertekin'in ifadeleri, aldığı ceza ve olayın ardından gündeme gelen farklı iddialar, Sabahattin Ali'nin neden öldürüldüğü sorusunu yıllar sonra da gündemde tutuyor.
SABAHATTİN ALİ KİMDİR?
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de bugün Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Eğridere'de doğdu. Öğretmenlik yapan Ali, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında roman, hikâye ve şiirleriyle tanındı.
Toplumcu gerçekçi edebiyatın önemli temsilcilerinden olan yazar, eserlerinde insan ilişkilerini, toplumsal sorunları ve bireylerin yaşadığı çatışmaları ele aldı.
Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan en bilinen romanları arasında yer aldı. Sabahattin Ali, 1948 yılında 41 yaşındayken öldürüldü.
SABAHATTİN ALİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?
Sabahattin Ali'nin öldürülmesine uzanan süreçte hakkında açılan davalar, aldığı hapis cezaları ve yurt dışına çıkma girişimi önemli yer tuttu.
Yazar, öğretmenlik yaptığı yıllarda çeşitli soruşturmalarla karşılaştı. Aydın'da komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla hakkında dava açıldı ve bir süre cezaevinde kaldı.
1932 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'yü eleştirdiği öne sürülen bir şiir nedeniyle yeniden tutuklandı. Hapis cezasına çarptırılan Sabahattin Ali, Konya ve Sinop cezaevlerinde kaldıktan sonra Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak serbest bırakıldı.
Yazarlık faaliyetlerini sürdüren Ali, ilerleyen yıllarda siyasi içerikli yayınları nedeniyle de davalarla karşılaştı.
1946 yılında Aziz Nesin ile birlikte çıkarmaya başladığı Markopaşa dergisindeki yazılar nedeniyle hakkında yeni davalar açıldı. Derginin sorumluluğunu üstlenmesi sebebiyle hapis cezası aldı ve 10 Eylül 1947'de tahliye edildi.
Ardından Ali Baba dergisinde yayımlanan Sırça Köşk adlı hikâyesi nedeniyle yeniden cezaevine girdi. 31 Aralık 1947'de serbest bırakıldı.
Yaşadığı hukuki sorunların ardından yurt dışına çıkmaya karar veren Sabahattin Ali, kendisine yasal yollarla pasaport verilmemesi üzerine sınırı kaçak geçmeye yöneldi.
Önce Suriye üzerinden çıkış yapmayı denedi ancak başarılı olamadı. Daha sonra Bulgaristan sınırını kullanarak Avrupa'ya ulaşmayı planladı.
SABAHATTİN ALİ'Yİ KİM ÖLDÜRDÜ?
Sabahattin Ali'nin ölümünden sorumlu tutulan kişi, eski asker Ali Ertekin'di.
Kaynaklarda aktarıldığına göre Sabahattin Ali, cezaevinden tanıdığı Berber Hasan aracılığıyla Ali Ertekin ile tanıştı. Silah çalma suçundan ordudan ihraç edildiği belirtilen Ertekin'in, yazara Bulgaristan sınırını geçerken rehberlik etmesi planlandı.
Sabahattin Ali, Mart 1948'in sonlarında çevresine Edirne'ye peynir götüreceğini söyleyerek yola çıktı. Ancak asıl amacı Bulgaristan üzerinden Avrupa'ya ulaşmaktı.
Yolculuğun başlangıcında yanlarında bulunan şoför Salim, bir süre sonra ayrıldı. Sabahattin Ali ile Ali Ertekin yollarına birlikte devam etti.
Ali Ertekin, daha sonra verdiği ifadede Sabahattin Ali'yi başına sopayla defalarca vurarak öldürdüğünü kabul etti.
ALİ ERTEKİN CİNAYETİN GEREKÇESİNİ NASIL AÇIKLADI?
Cinayetin ardından Ali Ertekin'in yaptığı açıklamalar, Sabahattin Ali'nin ölümüne ilişkin tartışmaların merkezinde yer aldı.
Ertekin, Sabahattin Ali'nin sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve Rusya'da faaliyet yürüterek Türkiye'de komünist bir ihtilal gerçekleştirmeyi planladığını kendisine söylediğini iddia etti.
Bu sözlerden etkilendiğini ve millî duygularının harekete geçtiğini öne süren Ertekin, cinayeti bu nedenle işlediğini savundu.
Ancak bu anlatım, Ali Ertekin'in kendi iddiasına dayanıyordu. Sabahattin Ali'nin böyle bir planı bulunduğu, aktarılan kaynaklarda bağımsız biçimde doğrulanmış bir gerçek olarak ortaya konulmuyor.
Dolayısıyla cinayetin gerekçesi olarak sunulan siyasi açıklamayı, kesinleşmiş bir neden olarak değerlendirmek mümkün değil.
İdam istemiyle yargılanan Ali Ertekin, yargılama sonucunda dört yıl hapis cezasına çarptırıldı.
SABAHATTİN ALİ'NİN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ HANGİ İDDİALAR ORTAYA ATILDI?
Sabahattin Ali'nin öldürülmesinin ardından olayın nasıl gerçekleştiğine ve cinayetin arkasında başka kişilerin bulunup bulunmadığına ilişkin çeşitli iddialar gündeme geldi.
Bunlardan biri, yazarın Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken yakalandığı ve Kırklareli'ne götürülerek öldürüldüğü yönündeydi.
Bir başka iddiada Sabahattin Ali'nin kaçakçılık yapan bir grupla ilgili güvenlik birimleriyle işbirliği yaptığı ve sınırda çıkan çatışmada hayatını kaybettiği ileri sürüldü.
Olayın istihbarat bağlantılı olabileceği de iddialar arasında yer aldı. Bu görüşe göre Ali Ertekin'in cinayeti kendi kararıyla değil, bir teşkilatın yönlendirmesiyle gerçekleştirdiği öne sürüldü.
Hatta Sabahattin Ali'nin ölmediği, yurt dışına kaçtığı ve bulunan cesedin başka bir kişiye ait olduğu iddiası da ortaya atıldı.
Ancak bu iddiaların hiçbiri, paylaşılan kaynaklarda kesinleşmiş bir yargı kararı veya doğrulanmış bulgu olarak sunulmuyor.
Sabahattin Ali'nin yakın arkadaşı Aziz Nesin ise istihbarat bağlantısı iddiasına karşı çıkarak yazarın ölümünde kişisel kararlarının etkili olduğunu savundu.
Cinayeti işlediğini kabul eden kişinin açıklamaları ile sonradan ortaya atılan iddialar arasındaki farklılıklar, olayın uzun yıllar tartışılmasına neden oldu.
SABAHATTİN ALİ'NİN CESEDİ NEREDE BULUNDU?
Sabahattin Ali'nin cansız bedeni, Kırklareli'nde bir çoban tarafından bulundu.
Kaynaklarda, cesedin bulunmasının ardından 16 Haziran 1948'de jandarmaya haber verildiği aktarılıyor.
Yazarın mezarının bulunmaması da ölümünün ardından tartışılan konulardan biri oldu.
Sabahattin Ali'nin ölüm tarihi kaynaklarda genellikle 2 Nisan 1948 olarak belirtiliyor. Ancak paylaşılan kaynaklardan birinde cinayetin 1 Nisan'da işlendiği bilgisi de yer alıyor.
Bu nedenle olayın tam tarihi konusunda kaynaklar arasında farklılık bulunuyor.
SABAHATTİN ALİ'NİN ESERLERİ NELERDİR?
Sabahattin Ali, kısa yaşamına rağmen Türk edebiyatında kalıcı izler bırakan çok sayıda eser kaleme aldı.
En bilinen romanları Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) oldu.
Hikâye kitapları arasında Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk yer aldı.
Şiirleri arasında bulunan Aldırma Gönül ve Leylim Ley ise bestelenerek geniş kitlelere ulaştı.