Yazar ve gazeteci Sabahattin Ali'nin 1948 yılındaki ölümüne ilişkin tartışmalar yeniden gündemde. Beş meslek kuruluşu, olayın aydınlatılması için Adalet Bakanlığına ortak başvuruda bulundu. Başvuruda soruşturma dosyalarının yeniden incelenmesi, devlet arşivlerinin araştırılması ve yazarın mezar yerinin belirlenmesi istendi.
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sabahattin Ali'nin ölümünün üzerinden 78 yıl geçmesine rağmen olayın aydınlatılması yönündeki talepler sürüyor. Gazetecilik, yayıncılık ve edebiyat alanında faaliyet gösteren beş kuruluş, yazarın ölümüne ilişkin soru işaretlerinin giderilmesi amacıyla Adalet Bakanlığına başvurdu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği tarafından yapılan ortak başvuruda, mevcut soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden ele alınması talep edildi.
78 YILLIK ÖLÜM DOSYASINDA YENİ İNCELEME TALEBİ
Başvuruda, Sabahattin Ali'nin 1948'deki ölümüne ilişkin resmî açıklamaların kamuoyundaki kuşkuları gidermediği belirtildi.
Yazarın dönemin güvenlik ve istihbarat birimlerinin denetimi altındayken yakalandığı ve kötü muamele ya da işkence sonucu yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaların kapsamlı ve bağımsız biçimde araştırılmadığı ifade edildi.
Cesedin kesin olarak teşhis edilememesi, otopsi sonrasında kalıntıların akıbetinin bilinmemesi ve yargılama belgelerindeki eksikliklerin de olayın aydınlatılmasını güçleştirdiği kaydedildi.
ADALET BAKANLIĞINDAN ÜÇ TALEP
Beş kuruluşun ortak başvurusunda, Sabahattin Ali'nin ölümüne ilişkin belirsizliklerin giderilmesi amacıyla üç konuda çalışma yapılması istendi.
Dava dosyalarının yeniden incelenmesi: Sabahattin Ali'nin ölümüne ilişkin soruşturma ve yargılama belgelerinin, Ali Ertekin hakkındaki dava dosyası ve af kararıyla birlikte Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda değerlendirilmesi.
Devlet arşivlerinin araştırılması: Emniyet, jandarma, istihbarat ve diğer devlet arşivlerinde olayla bağlantılı belgelerin bulunup bulunmadığının incelenmesi.
Mezar yerinin belirlenmesi: Sabahattin Ali'nin cesedinin gömüldüğü yerin tespit edilmesi ve mümkün olması durumunda yakınlarının onayıyla DNA ve antropolojik inceleme gerçekleştirilmesi.
Kuruluşlar, yapılacak araştırmalar sonucunda elde edilecek bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını da istedi.
ZAMAN AŞIMI GERÇEĞİN ARAŞTIRILMASINA ENGEL DEĞİL
Başvuruda, olayın üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle zaman aşımı hükümlerinin gündeme gelebileceği belirtildi.
Ancak bunun devlet arşivlerinin incelenmesine, tarihsel gerçeklerin araştırılmasına ve yazarın kalıntılarının bulunmasına engel oluşturmadığı savunuldu.
Günümüzde kullanılan DNA analizi, adli tıp ve antropolojik inceleme yöntemlerinin geçmişte yaşanan olayların aydınlatılmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.
YAŞAM HAKKI VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
Ortak başvuruda, Sabahattin Ali'nin ölümünün aydınlatılmasının yalnızca geçmişte yaşanan bir olayın araştırılması anlamına gelmediği vurgulandı.
Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesi ile hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine dikkat çekildi.
Bir yazarın düşünceleri nedeniyle hedef alınmış olabileceğine ilişkin iddiaların araştırılmasının, düşünce ve basın özgürlüğü açısından da önem taşıdığı belirtildi.
Beş kuruluş, Sabahattin Ali'nin ölümüne ilişkin dosyanın yeniden değerlendirilmesinin ve elde edilecek bulguların kamuoyuyla paylaşılmasının kamu vicdanı açısından önemli olduğunu ifade etti.