SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Hekim olmanın dayanılmaz hafifliği! (2) Hekimlik ve ötesi… Uzman oluyorum!

Haber görseli

Çocukluk hayali hekim olmanın yıllar süren yolculuğunda, vazgeçip yolunu değiştiren, değiştirmek zorunda olanlar da oldu. Çoğu kişi bu hayalden uzaklaşıp başka mesleklere yöneldi.

Hayalin peşinden koşmaya devam edenler, içlerindeki dirayeti çalışmalarına ve günlük yaşantılarına monte edebilenlerdi. Çok çalıştılar ve çok yoruldular.

Gün geldi bu çabalarının meyvesi olgunlaştı, artık her biri vatanın en ücra köşesinde çalışacak sağlık ordusunun hekim neferleriydi. Görev kutsaldı kutsal olmasına ama biraz da mecburi idi. Uzun okulun, öğrenciliğin karşılığıydı bu, vatan ve devlete.

Peki ya bu süreçte fedakarlıklar yapan anne, baba, eş ve çocuğun beklentileri? Tam bitti evimizde bir doktor var derken okul ile başlayan gurbet devam ediyordu. Neyse ki bir zamanlar yeterince sağlık donanımı olmayan, hatta bir tansiyon aleti bile bulunmayan köylere doktor giderken, son yıllarda gelişen ve modernleşen sağlık ocakları görev yeri olur. Ama gurbet, her daim gurbettir. 

Bir yanda görev yaparken bir yanda da ihtisas hazırlığı, yani eğitim, sınav yolculuğunun devamı. Neden? Çünkü bitmemişti hedefe yürüyüş, yaş kaç olursa olsun. Bir sonraki aşama uzman olabilmek! Özellikle çalışmak istediği alanda kendini geliştirip, söz sahibi olabilmek, akademik çalışmalar yapabilmek. Herhalde Türkiye’nin belki de dünyanın en zorlu sınavlarından biri tıpta uzmanlık sınavı  (TUS) bu hedeflere ulaşmak için aşılması gereken, bekler bizi.

Dersler, dersler, hasta muayeneleri, çarşı pazarda bile devam eden hekimlik, uykusuz gecelerde ders çalışmalar. Belki ilk, belki bilmem kaçıncı denemede (TUS, yılda iki defa yapılır) “kazandım” diyebiliyorsan mutlusun!

Çocukluk hayalin olan hekimliği elde etmişsindir.  Sana sorulan “ne doktoru olmak istiyorsun?” sorularına cevabın olan “Çocuk doktoru” hayalin (belki de göz veya bir başkası) gerçekleşmek üzeredir.

Öyle bir sınav ki birkaç bin kişi girer sınava istediğin bölüm ve yere sadece bir veya iki kişi alınacaktır! Belki de adaklar adamışsındır bunun için ama sonuçta seni oraya götürecek olan doğaüstü çalışma ve azmin olacaktır.

Toplarsın zamanı geldiğinde tüm eşyalarını, evini, başka bir şehre yolculuk başlar. Bu şehirde hem eğitim, hem çalışmayı içeren uzman olma sürecin başlar.  İlk yıl yeni muamelesi görürsün günaşırı nöbetler, üstelik çoğunlukla nöbet sonrası izinler olmadan.

Yani pazartesi sabah başlayan mesain salı akşam biter! Adın asistandır! Her şeyi herkesi asiste etmeni isterler sanki.

Yıllar geçtikçe nöbet sayın azalır belki ama saçındaki teller de azalır, olanlar da beyaza dönmeye başlar sen fark etmeden!

En az dört yıl, istediğin bölüme göre de altı yıla çıkabilen asistanlık döneminde bölüm hocalarının yönlendirdiği her işi yapman istenir. Bu arada da tez süreci başlar. Seçtiğin bir konu yüzlerce defa gözden geçirilerek araştırılır ve yıllar süren tez aşaması tamamlanır. Sıra tez ve uzmanlıkta yeterlilik sınavındadır. Sözlü olarak ortalama üç saat sürebilen, karşında çeşitli branşlardan akademisyenlerden oluşan sınav kurulunun vereceği son karar ile uzman olursun!

Belki de 6 yaşından beri  “Kalp Doktoru olacağım” hayalin artık gerçekleşmiştir. Tabi bunu başarırken geçen süreçte kalbin kaç defa ritminden çıkmıştı, kimse bilmez! Ama bu seferki sevinç çarpıntısıdır! Endişeye gerek yok dostlar…

Sınav bitse de bürokratik işleyiş nedeni ile ortalama 6-8 ay sonra uzmanlık yapacağın yere atanırsın.

Yine bir mecburi hizmet görevidir bu. Yine seni sabırla bekleyen anne-baba ocağından uzakta geçirilecek yıllardır. Eğer hâlâ yaşıyorlarsa!

Sen, liseyi bitirdikten sonra altı yıl tıp, iki yıl mecburi hizmet, dört yıl ihtisas, toplam on iki yıl geçmiştir ama yol yine bir gurbete çıkmıştır.

Bu sefer daha donanımlıdır çalıştığın hastane ve klinik, ilk defa kendi adına hastayı bu klinikte hastaneye yatırır ve takip edersin. Yatırdığın hastanın tüm sıkıntılarını çözmek istersin, çünkü sen hekimsin!

Hekimsin, konuna hakim, hüküm verensin…

….

(devam edecek) 

Sevgi ile

Dr. Şerafettin Özdoğan