SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

İran’da kur krizi değil sistem çöküşü: Sokaktaki öfkenin perde arkası

Haber görseli

İran’da sokaklara yansıyan döviz tepkisi, ani bir kur şokunun ya da kısa vadeli bir ekonomik dalgalanmanın ürünü değil. Bugün yaşanan kriz, yaklaşık kırk yıla yayılan çok katmanlı bir döviz düzeninin, yıllar içinde derinleşen adaletsiz servet transferlerinin ve gelir dağılımındaki sert bozulmanın kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıktı.

Manşet Haber'e konuşan Ekonomist Levent Işık, İran’daki döviz meselesinin basit bir “devalüasyon” olarak okunamayacağını vurguluyor. Asıl sorunun, doların uzun yıllar boyunca seçici biçimde ucuzlatılması, belirli kesimlere ayrıcalıklı erişim sağlanması ve bunun yarattığı yapısal yoksullaşma olduğunu ifade etti. 

1979 DEVRİMİ: DÖVİZ SERBEST PİYASA MALİ OLMAYI BIRAKTI

İran’daki çoklu kur sisteminin kökleri, 1979 İslam Devrimi’ne kadar uzanıyor. Devrimle birlikte yalnızca siyasi yapı değil, ekonomik mülkiyet ve karar alma mekanizmaları da köklü biçimde değişti. Bankalar, büyük sanayi tesisleri ve dış ticaret devletleştirildi. Döviz, piyasanın değil devletin kontrolünde tutulması gereken stratejik bir kaynak olarak tanımlandı. İlk dönemlerde çoklu kur sistemi ideolojik bir tercih olarak sunuldu. Temel ihtiyaçların ucuz dövizle karşılanması, lüks tüketimin ise pahalı kurla sınırlandırılması hedefleniyordu. Ancak bu yaklaşım zamanla bambaşka bir yapıya evrildi.

İRAN-IRAK SAVAŞI VE MERKEZİLEŞEN DÖVİZ GÜCÜ

1980–1988 İran-Irak Savaşı, döviz rejimini daha da sertleştirdi. Savaş ekonomisi, döviz tahsisini tamamen merkezi bürokrasinin kontrolüne verdi. Kimlerin ithalat yapacağı, hangi malın hangi kurdan alınacağı devlet tarafından belirlendi. Bu dönem, çoklu kurdan faydalanabilen kesimler için büyük bir avantaj yarattı. Savaş sonrası bu ayrıcalıklar ortadan kalkmak yerine kalıcı bir ekonomik alışkanlığa dönüştü. Piyasa başarısı yerini, devlete ve bürokrasiye yakınlık derecesine bıraktı.

1990’LAR: LİBERALLEŞME VAR, AMA KUR SERBEST DEĞİL

1990’lı yıllarda Haşimi Rafsancani döneminde İran ekonomisi yeniden inşa sürecine girdi. Özel sektör teşvik edildi, altyapı yatırımları hızlandı. Ancak döviz rejimi serbestleşmedi. Çoklu kur, “geçiş dönemi” gerekçesiyle korunmaya devam etti. Işık’a göre bu dönemde kur tahsisi, yarı-kamusal ekonomik ağlar için güçlü bir rant aracına dönüştü. Enerji, inşaat ve ticaret çevresinde güçlenen aileler ve kurumlar, dövize erişimi açık bir avantaj olarak kullanmaya başladı.

2000’LER: RANT MİMARİSİ KURUMSALLAŞTI

2000’lere gelindiğinde çoklu kur sistemi, artık kurumsallaşmış bir rant düzenine dönüşmüştü. Reformcu söylemlere rağmen mekanizma değişmedi. Döviz, bürokratik filtreler üzerinden dağıtıldı. Bu filtreler zamanla siyasi, ailevi ve kurumsal bağlarla daha da sıkılaştı. Bu aşamada kur, ekonomik bir araç olmaktan çıkıp siyasi denge unsuru haline geldi.

2010’LAR VE YAPTIRIMLAR: KRİZİN GÖRÜNÜR HALE GELİŞİ

Nükleer program nedeniyle uygulanan ağır yaptırımlar, İran’ı yeniden sert bir döviz kıtlığıyla karşı karşıya bıraktı. 2012 kriziyle riyal sert biçimde değer kaybederken devlet yine tanıdık yönteme başvurdu: çoklu kur. Bu dönemde uygulamaya giren 42 bin riyallik tercihli dolar, resmi olarak gıda ve ilacı ucuz tutma gerekçesiyle savunuldu. Ancak pratikte ucuz döviz, halka değil ayrıcalıklı ithalatçılara gitti. Denetimsizlik, sistemin meşruiyetini tamamen aşındırdı.

NIMA SİSTEMİ: UCUZ DOLAR TOPLAMA ÇELİŞKİSİ

Devlet, ihracat gelirlerini kontrol etmek için NIMA adlı yarı-resmi döviz platformunu kurdu. İhracatçılar dövizlerini bu sisteme düşük kurdan vermeye zorlandı. Bu durum kaçak, gecikmeli beyan ve döviz kaçırma eğilimlerini artırdı. Işık’a göre İran devleti bu noktada çelişkili bir tabloya girdi: Bir yandan ucuz dolar dağıtıyor, diğer yandan ucuz dolar toplamaya çalışıyordu.

2018 SONRASI: SİSTEM ÇÖKTÜ, YOKSULLAŞMA KALICI HALE GELDİ

2018 sonrası yaptırımlar, zaten kırılgan olan sistemi tamamen kilitledi. Kur farkları uçurumlaştı, fiyat istikrarı ortadan kalktı. Çoklu kur artık geçici bir araç değil, ekonominin ana belirleyicisi oldu. Bankalar kamu finansmanının taşıyıcısına, borsa ise yatırım alanı olmaktan çıkıp enflasyondan kaçış aracına dönüştü. Sanayi, öngörülemez kur nedeniyle verim kaybetti.

TOPLUMSAL SONUÇ: ÇALIŞARAK YOKSULLAŞMA

Bugün İran’da yaşanan tablo, klasik bir ekonomik krizden çok daha derin bir yapısal soruna işaret ediyor. Sürekli yükselen enflasyon ve kur karşısında ücretler eridi, orta sınıf hızla daraldı, gençler için gelecek fikri silikleşti. Döviz, geniş halk kesimleri için artık ulaşılmaz ve adaletsiz bir sembol haline geldi.

SOKAKTAKİ ÖFKE NEYİ ANLATIYOR?

Son günlerde patlak veren protestolar, yalnızca kur artışına değil; emeğin değersizleşmesine, adalet duygusunun aşınmasına ve geleceğin kaybolduğu hissine yönelmiş durumda. Işık’a göre İran’da döviz meselesi, halkın gözünde artık teknik bir ekonomi başlığı değil; sistemin kime çalıştığının açık bir göstergesi.

Haber Merkezi: Melisa Altuntaş 

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.