2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci döneminde ilkokulun belirli kademelerinde “karne” yerine “öğrenci gelişim raporu” uygulamasına geçilmesi, ölçme-değerlendirme sistemine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, yeni uygulamanın “sonuç odaklı” değil “süreç odaklı” bir yaklaşımı esas aldığı; öğrencilerin yalnızca akademik başarılarının değil, sosyal-duygusal gelişimlerinin de izlenmesinin hedeflendiği vurgulandı. Bakanlık, klasik karne sisteminin ders sonuçlarını gösterdiğini ancak öğrencinin dönem içindeki gelişimini ayrıntılı biçimde yansıtmadığını belirtiyor. Yeni gelişim raporları ise öğrenme çıktıları, ders bazlı ölçütler ve sosyal-duygusal becerileri kapsayan daha kapsamlı bir çerçeve sunmayı amaçlıyor.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR, NOTTAN FARKI NE?
Bakanlığın yayımladığı öğretmen bilgilendirme kılavuzlarında, mevcut karne sisteminin “sonuç” bilgisini verdiği; gelişim raporunun ise öğrencinin dönem boyunca kaydettiği ilerlemeyi görünür kıldığı ifade ediliyor. Yeni sistemde öğretmenler, belirlenen ölçütler doğrultusunda öğrencinin gelişimini değerlendiriyor. Raporlarda yalnızca akademik performans değil; iletişim becerileri, sorumluluk alma, öz düzenleme gibi sosyal-duygusal alanlara dair gözlemler de yer alıyor. Veliler, bu raporlara e-Okul üzerinden erişebiliyor.
ÖĞRETMENLERDEN İŞ YÜKÜ TEPKİSİ
Ancak uygulama sahada farklı yankılar uyandırdı. Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), raporların öğretmenler tarafından “ağır ve tekrar eden bir iş yükü” olarak algılandığını savundu. Sendika açıklamasında, sistemin zamanla “veri toplama” odaklı bir sürece dönüşme riski taşıdığı ifade edildi. Eğitim-İş ise uygulamanın iptal edilmesi çağrısında bulunarak, öğretmenlerin zaten yoğun sınav haftaları ve müfredat baskısı altında çalıştığını; yüzlerce öğrenci için ayrıntılı veri girişi yapılmasının sağlıklı değerlendirmeyi zorlaştırabileceğini belirtti. Türk Eğitim-Sen de beceri temelli izleme hedefini desteklemekle birlikte, özellikle 2025-2026 birinci dönemde e-Okul’a yapılan kapsamlı veri girişlerinin iş yükünü ciddi biçimde artırdığını ifade etti. Sendika, uygulamanın sadeleştirilmesi ya da ertelenmesi gerektiğini dile getirdi.
BAKANLIK: “GELİŞİMİ GÖRÜNÜR KILIYORUZ”
Bakanlık cephesi ise eleştirilere karşı uygulamanın öğrencinin notla ifade edilemeyen gelişimsel ilerlemesini ortaya koyduğunu savunuyor. Resmi duyurularda e-Okul ekranlarının sadeleştirildiği, ölçütlerin hazırlandığı ve velilere rehberlik sağlanacağı belirtiliyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarında da öğretmenlerin önemli bir bölümünün uygulamayı olumlu karşıladığı ifade edildi.
VELİLERİN EN BÜYÜK SORUSU: “NOT YOKSA DURUMU NASIL ANLAYACAĞIZ?”
Tartışmanın en güçlü ayağını ise velilerin kaygıları oluşturuyor. “Not yoksa çocuğumun başarısını nasıl takip edeceğim?” sorusu, birçok veli için belirsizlik anlamına geliyor. Bakanlık, gelişim raporlarının velilere somut öneriler sunduğunu ve öğrencinin ilerlemesini daha ayrıntılı gösterdiğini belirtse de sahadan gelen geri bildirimler farklı bir tablo çiziyor. Bazı veliler rapor dilinin akademik ve uzun olduğunu, çocuğun genel durumunu net bir ifadeyle ortaya koymadığını dile getiriyor. Bu durumun, rapor sonrası öğretmene yeniden başvurma ihtiyacını artırdığı ifade ediliyor.
ÖĞRENCİLER İÇİN BASKI AZALACAK MI?
Öğrenci açısından bakıldığında iki farklı değerlendirme öne çıkıyor. Bir görüşe göre not baskısının azalması, özellikle okuma-yazmayı yeni öğrenen çocuklar için daha güvenli bir öğrenme ortamı oluşturabilir. Rekabet ve etiketlenme hissinin zayıflaması, psikolojik açıdan olumlu sonuçlar doğurabilir. Diğer taraftan bazı eğitimciler, karne heyecanının ve somut başarı göstergesinin ortadan kalkmasının motivasyon üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini savunuyor.
UYGULAMA İZLEME SÜRECİNDE
Bakanlık, uygulamanın ilk dönemine ilişkin öğretmen ve veli anketleriyle geri bildirim toplama sürecini başlattı. Bu adım, sistemin sahadan gelen veriler doğrultusunda revize edilebileceğine işaret ediyor. 2025-2026 genelgesinde, yeni ölçme-değerlendirme yaklaşımının kademeli olarak yaygınlaştırılacağı belirtiliyor. İlkokulun belirli sınıflarında karne yerine gelişim raporu uygulanırken, üst kademelerde karneye ek raporlama modeli planlanıyor.
YENİ MODEL, ESKİ TARTIŞMA
Gelişim raporu sistemi, eğitimde daha bütüncül bir değerlendirme anlayışının kapısını aralıyor. Ancak öğretmen iş yükü, raporların okunabilirliği ve uygulama eşitliği gibi başlıklar, yeni modelin sahadaki sınavını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde sistemin sadeleştirilmesi, ölçütlerin azaltılması ve öğretmenlerin iş yükünün dengelenmesine yönelik adımların atılıp atılmayacağı, tartışmanın yönünü belirleyecek. Eğitimde süreç odaklı ölçme yaklaşımı güçlenirken, uygulamanın kalıcı olup olmayacağını ise sahadan gelecek geri bildirimler belirleyecek.

