Bilim dünyası, insan ve hayvan sağlığı arasındaki sınırları eriten devrim niteliğinde bir araştırmaya imza attı. Yedi farklı ülkeden yaklaşık 500 ev kedisinin genetik kodlarını inceleyen uzmanlar, kanserin gelişim sürecinde kedi ve insan hücrelerinin neredeyse aynı dili konuştuğunu kanıtladı.
GENETİK ŞİFREDE ÇARPICI BENZERLİKLER
Wellcome Sanger Enstitüsü ve Bern Üniversitesi liderliğinde yürütülen kapsamlı çalışmada, 13 farklı kedi kanseri türü ile insanlarda kanserle ilişkilendirilen yaklaşık 1000 gen mercek altına alındı. Araştırma sonucunda, kanserin oluşumunu tetikleyen toplam 31 "sürücü gen" tespit edildi. Bu bulgular, kanserin türler arasında ne kadar benzer mekanizmalarla ilerlediğini ve bir türde elde edilen tedavi başarısının diğeri için de umut olabileceğini gösteriyor.
TP53 MUTASYONU: ORTAK BİR RİSK FAKTÖRÜ
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, hücrelerin tümör baskılayıcı kalkanı olarak bilinen TP53 geni üzerinde yoğunlaştı. Elde edilen verilere göre, bu genin mutasyona uğrama oranı kedilerde %33, insanlarda ise %34 olarak ölçüldü. Bu neredeyse birebir örtüşen oran, her iki türde de hücrelerin savunma mekanizmalarının benzer şekilde devre dışı kaldığını ve kanser gelişiminin aynı genetik hatalar üzerinden hızlandığını ortaya koyuyor.
MEME KANSERİNDE AYNI GENETİK İZLER
Çalışma, özellikle kadınlarda en yaygın görülen tür olan meme kanseri ile dişi kedilerdeki meme karsinomu arasında çarpıcı paralellikler saptadı. Kedi tümörlerinin yarısından fazlasında (%50+) mutasyona uğrayan FBXW7 geninin, insanlardaki agresif kanser seyriyle doğrudan bağlantılı olduğu belirlendi. Bu ortak genetik zemin, meme kanseri tedavisine yönelik geliştirilecek yeni ilaçların hem insanlar hem de evcil dostlarımız için eş zamanlı test edilebilmesine olanak tanıyor.
HEM VETERİNERLİK HEM TIP İÇİN YENİ BİR DÖNEM
Prof. Sven Rottenberg ve ekibi tarafından yürütülen bu geniş çaplı analiz, kanserle mücadelede "tek sağlık" yaklaşımının önemini bir kez daha kanıtladı. Geniş doku setleri sayesinde ilaç yanıtlarının çok daha net değerlendirilebildiği vurgulanırken, araştırmanın sonuçları hem veteriner onkolojisinde hem de insan kanseri araştırmalarında daha isabetli ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin kapısını aralıyor.
Kaynak: Haber Merkezi

