SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Kral 2. Abdullah’tan İsrail’in Batı Şeria planlarına karşı küresel çağrı

Haber görseli

Ürdün Kralı 2. Abdullah, bölgesel istikrarın korunması ve Filistin topraklarındaki insani dramın son bulması amacıyla diplomatik temaslarını yoğunlaştırıyor. Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bajram Begaj’ı başkent Amman’da ağırlayan Kral 2. Abdullah, hem ikili ilişkilerde yeni bir dönem başlattı hem de İsrail’in Batı Şeria’daki yeni hamlelerine karşı dünyayı uyardı.

AMMAN VE TİRAN HATTINDA STRATEJİK ORTAKLIK VE DOĞRUDAN ULAŞIM

Hüseyniye Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Ürdün ve Arnavutluk arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Begaj, bu ziyaretin güvenlikten turizme, yatırımdan kalkınmaya kadar pek çok sektörde ortaklıkları güçlendireceğini vurguladı. Özellikle iki ülke halkı arasındaki bağları pekiştirmek adına doğrudan uçuş hattı açılmasının gerekliliğine değinen Begaj, karşılıklı ziyaretlerin teşvik edilmesinin ekonomik ve kültürel açıdan stratejik bir adım olacağını ifade etti.

BATI ŞERİA’DAKİ İLHAK GİRİŞİMLERİ VE KUDÜS’ÜN KUTSİYETİ

Bölgesel krizlere dikkat çeken Kral 2. Abdullah, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbetmeye yönelik yasa dışı önlemlerine karşı uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Filistin yönetiminin yetkilerini devre dışı bırakmayı amaçlayan yerleşim birimi projelerinin bölgedeki barış umudunu baltaladığını ifade eden Kral, Kudüs’teki İslam ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik ihlallerin ciddi bir gerilime yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

GAZZE’DEKİ ATEŞKES İHLALLERİ VE TOPRAK KAYIT PLANI

Gazze Şeridi’ndeki insani durumun vahametine değinen Kral 2. Abdullah, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına tam uyum gösterilmesi çağrısında bulundu. Ateşkesin ardından düzenlenen saldırılarda yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini hatırlatan Ürdün lideri, İsrail’in Batı Şeria’nın yüzde 61’ini kapsayan C Bölgesi’nde arazi kayıt sürecini yeniden başlatma kararının "devlet mülkü" adı altında yeni bir ilhak girişimi olduğunu savundu. 2030 yılına kadar kademeli olarak tescillenmesi planlanan bu bölgelerin, Filistin’in egemenlik haklarını fiilen ortadan kaldırmayı hedeflediği değerlendiriliyor.